Varto 60 köyle haritadan silindi

22 Temmuz 1966

19 Ağustos 1966’da Muş’un Varto ilçesinde 6,9 şiddetinde bir deprem meydana gelmiş; binlerce insan hayatını kaybetmiş, ilçedeki pek çok köy yok olmuştu. Tercüman, ekibiyle birlikte deprem bölgesinde insanların yanındaydı. 22 Ağustos günü manşetinde ağır bilançoyu halkla paylaşıyordu.

19 Ağustos 1966 günü saat 14.22’de Muş’un Varto ilçesinde 6,9 büyüklüğünde bir deprem meydana gelmişti. Felaket ilçedeki 60 köyü yerle bir ederken 2.394 kişi vefat etmiş, 1.489 kişi yaralanmıştı (Bugün ulaşabildiğimiz veri). Tercüman günlerce deprem bölgesinde yaşananları takip ediyordu. 22 Ağustos günü Doğu’daki bilanço halkla şöyle paylaşılmıştı: “Doğu’da ölenlerin sayısı 3000’i buldu. Yalnız Varto’da 1756 kişi can verdi.” Tercüman ekibinden Selman Erdoğdu, Mustafa Türkyılmaz, İzzet Yıldız, M. Polat deprem bölgesindeydi. Bölgede yaşananlar çok acıydı. İnsanlar evlerini, ailelerini kaybetmişlerdi, geride kalanlar açlıkla mücadele ediyorlardı. 21 Ağustos’da Marmara’da da deprem meydana gelmişti; Türkiye yine doğusuyla-batısıyla aynı acının eşiğinde sallanıyordu. Varto’da meydana gelen hem maddi hem manevi yıkım bir şairin dilinden şöyle dökülüyordu: “Aç mısın, yok mudur ekmeğin, aşın / Odan ne karanlık, yok mu ateşin / Hanidir güveyin, hani yoldaşın / Hani kapın, bacan, yolların hani”

Başbakan Demirel 21 Ağustos’ta Varto’ya giderek helikopter ve keşif uçağı ile deprem bölgesini havadan incelemiş, “Istırapları dindirip yeni şehir ve köyler kuracağız” demişti. Acil ihtiyaçların giderileceğine yönelik ve geleceğe dair vaatlerini sıralamıştı. Vaatlerin gerçekliği yıllar içinde kendini gösterecekti tabii ki. Yıkımlar maalesef devam edecekti; Anadolu’nun farklı şehirlerinde, farklı tarihlerinde.

Özal: “Biz oldukça prensipler değişmez”

02 Ocak 1982
2 Ocak 1982 tarihli Tercüman yayını; askerî yönetim altındaki Türkiye’nin yeni yıla ekonomik disiplin ve istikrar söylemiyle girişini yansıtıyordu. Özal’ın kararlılık mesajları, vergi düzenlemeleri ve piyango haberleri, siyasal sessizlikle iç içe bir gündelik hayat tablosu çiziyordu.

2 Ocak 1982’de Tercüman’ın ilk sayfası, yeni yıla giren Türkiye’nin ekonomik kaygılarla şekillenmiş, siyaseti kontrollü bir gündeme sıkışmış ruh hâlini açık biçimde yansıtmaktaydı. Gazetenin ana manşetinde Turgut Özal’ın “Biz oldukça prensipler değişmez” sözleri öne çıkarılırken, 24 Ocak kararlarının ikinci yılına yaklaşılırken ekonomik istikrar söyleminin kararlılıkla sürdürüleceği vurgulanıyordu. Başbakan Yardımcısı Turgut Özal’ın Tercüman’a verdiği demeçte “Ekonomik sistemde önemli bir değişiklik ihtiyacı yoktur. Batı’da enflasyon çıkarken bizde iniyor. Bu ümit verici bir gelişmedir. 1982’de enflasyon oranı yüzde 25’in altına düşebilir” demesi de ayrıca önem taşımaktaydı.

Ayrıca Vergi kanunlarında yapılan geniş değişiklikler, ihracat rakamları ve enflasyonla mücadele başlıkları, askerî yönetim döneminde ekonominin kamuoyuna nasıl bir “rasyonalite” ve “zorunluluk” diliyle sunulduğunu gösteriyordu. Maliye Bakanı Erdem de yeni düzenlemeler hakkında bilgi vermişti. Tercüman’ın haberinde bu bilgiler şöyle sıralanmıştı: “Ticari kazançlarda peşin vergi 50 bin liradan 30 bin liraya indirildi. Mevduat ve tahsilat faizlerinin miktarı ne olursa olsun beyana tabi olmayacak ve vergi nispeti yüzde 25’i aşmayacak. Gelirlerin ilk dilimi, 1983’te yüzde 35, 1985’te yüzde 25 üzerinden vergilendirilecek. Götürü usule tabi olanların hasılat hadleri üçte bir arttırıldı, iş yeri kira ve vergi değerleri 2 kat yükseltildi. Kurumların 1982 vergileri yüzde 40’a düşürüldü ve taksit sayısı 3’e çıkarıldı. Mali denge vergisi kademeli şekilde indirilecek, 1984’te tamamen kalkacak.”

Aynı sayfada Milli Piyango çekilişi, otomobil kazanan talihliler ve tombala oyunları gibi haberler, ağır gündemin yanında okura yılbaşı sonrası küçük umutlar ve kaçış alanları sunmaktaydı. Diğer haberler ise dönemin karanlık arka planı kendini daha sert biçimde hissettiriyordu. Yılbaşı gecesi bir ailenin tüpgaz faciasında hayatını kaybetmesi, trafik kazaları ve adli haberler de toplumsal kırılganlığın ve güvensizliğin gündelik hayata nasıl sirayet ettiğini ortaya koyuyordu.

Özal: “Memur ve emeklilerin durumuna ağlayacağım geliyor”

28 Aralık 1981
28 Aralık 1981’de Türkiye, darbenin gölgesinde suskun bir toplum, askıya alınmış bir siyaset ve ağır bir ekonomik tabloyla yaşıyordu. Özal’ın enflasyon, memur ve emekli vurguları manşetlerdeyken, içeride baskı, dışarıda diplomatik gerilimler gündemi belirliyordu.

28 Aralık 1981. 12 Eylül 1980 Askerî Darbesi’nin sert gölgesi altında, siyasal hayatın askıya alındığı ve toplumun disiplin, korku ve suskunlukla şekillendiği bir dönemdi. Parlamento kapalı, siyasi partiler dağıtılmış, sendikalar ve dernekler büyük ölçüde işlevsizdi; binlerce insan gözaltı, tutuklama ve yargılamalarla karşı karşıyaydı. Günlük yaşamda sıkıyönetim, yasaklar ve sansür belirleyici olurken, ekonomi yüksek enflasyon, işsizlik ve kemer sıkma politikalarıyla sarsılıyor; devlet, “düzeni yeniden kurma” iddiasıyla toplumu yeniden biçimlendirmeye çalışıyordu. Bu tarih, Türkiye’nin yakın tarihinde hem travmatik hem de kalıcı izler bırakan bir kırılma döneminin içinden bir günün izlerini taşıyordu. Bu yüzden o dönem Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı olan Turgut Özal’ın “Memur ve emeklilerin durumuna ağlayacağım geliyor” cümlesi o günler için oldukça manidardı. Tercüman’ın manşetine taşıdığı bu cümlenin ardında yatan gerçeklik ve vaatler ise şöyle aktarılıyordu:

“Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Turgut Özal, 1982’de enflasyonun yüzde 25’e düşmesi gerektiğini belirterek, ‘Düzgün kalkınma enflasyonsuz olur. Bence dar gelirlerin halledilecek en önemli meselesi enflasyondur’ dedi. Turgut Özal, 1982 yılı için tespit edilen yüzde 25’lik ücret artışının yıl başından itibaren uygulanacağını belirterek, en zor durumda olan kesimin memurlar ve emekliler olduğunu, bunun ise geçmişteki bozukluklardan kaynaklandığını söyledi.”

Middle East Rewiev ve Yankı Dergisi’nin Yılın Adamı seçtiği Turgut Özal’ın o güne yansıyan dikkat çekici ifadeleri şöyleydi:

“Dar gelirliler için en büyük düşman enflasyondur. Enflasyonu düşürmekle bu kitleye fayda sağladık. 1982’de enflasyon yüzde 25’e inecek.”

“En zor durumda olan memur ve emekliler. En çok onların durumundan üzüntüm var.”

“Türk-İş’in sesi, sanayicilerden fazla çıkıyor. Sanayiciler korka korka tenkit ediyor.”

“Net faiz geliri enflasyonun üzerindedir. Ancak bunun daha fazlası halka verilebilir. ABD’de enflasyon yüzde 8, faizler yüzde 18’dir. Önümüzdeki yıl kredi faizleri düşebilir.”

O gün ayrıca Devlet Başkanı Orgeneral Kenan Evren de beraberindeki konsey üyeleri ile birlikte Atatürk’ün Ankara’ya gelişinin 62. yıl dönümünü kutlamış, Kırıkkale’ye gitmiş ve Atatürk heykelinin açılışını yapmıştı. Öte yandan İstiklal Şairi Mehmet Âkif, ölümünün 45. yıl dönümünde İstanbul ve Ankara’da törenlerle anılmış; Türkiye Yazarlar Birliği ve Edebiyat Vakfı bu törenlerin düzenlenmesinde büyük rol oynamıştı.

Ülke içinde gündem bu şekilde ilerlerken uluslararası düzlemde de gerginlikler yaşanmaktaydı. “Fransız komünistleri Türkiye aleyhine kampanya açtı” başlığı altında “Komünist Parti Lideri ve Komünist Ulaştırma Bakanı’nın Türkiye aleyhindeki sözlerinden sonra TV programlarında ve basında gerçek dışı iddiaların yer aldığı yayınlar hızlandı. Gözlemcilere göre Fransız Komünist Partisi, Polonya konusundaki suskunluğunun eleştirilmesi üzerine dikkatleri başka yöne çekmeye çalışıyor” haberi veriliyordu.

Kabine kuruldu

04 Aralık 1955
Aralık 1955’te 22. Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti, nihayet kurulmuştu. O süreçte yaşanılanlar elbette ki siyasi krizlerin içinden oldukça karmaşık şekilde gerçekleşiyordu. Nihayet Tercüman’da kabinenin kurulduğuna dair haber 4 Aralık 1955’te manşetten ilan edildi. Gelin o güne dönelim.

Aralık 1955… 22. Türkiye Hükûmeti, kurulurken yine arka planda yine pek çok siyasi gerginlik bulunuyordu. Bir önceki hükûmetin başbakanı Adnan Menderes, “ispat hakkı” olarak adlandırılan basın özgürlüğü üzerine yaşanan siyasi kriz nedeniyle istifa etmişti. Fakat parlamentoda Demokrat Parti çoğunluğa sahipti. Kabine kurulana kadar gerçekleşen süreçlerin ardından Tercüman 4 Aralık 1955 günü şöyle bir manşet atmıştı: “Kabine kuruldu.” Sürece dair ise “Hükûmet listesi bugün veya yarın resmen neşredilecek” bilgisi verilmişti: “Samed Ağaoğlu, Fuad Köprülü, Fahreddin Ulaş, Nedim Ökmen, Kemal Zeytinoğlu yeni kabinede yer aldılar. Yeni programda ihtikâr ve pahalılıkla mücadele tedbirleri yer alıyor, envestismanlarda yüzde 25 indirme yapılacak.” Gelin haberin detayına bakalım:

“Kabinenin kurulduğu bu gece geç vakit yarı resmî bir şekilde açıklanmıştır. Bununla beraber kabine azalarının isimleri henüz resmen beyan edilmemektedir. Listenin resmen yarın neşri muhtemeldir, olmadığı takdirde pazartesi günü ilan edilecektir. Sızan haberlere göre Samed Ağaoğlu, Fuat Köprülü, Nedim Ökmen, Fahreddin Ulaş, Kemal Zeytinoğlu, yeni kabinede kati şekilde yer almaktadır… Samed Ağaoğlu Başvekil Yardımcılığına getirilmektedir. Muzaffer Kurbanoğlu’na de yeni kabinede vazife verilmiştir. Fuat Köprülü Hariciye Vekâletine, Fahreddin Ulaş Ticaret Vekâletine getirilmektedir. Diğer bazı haberlere göre Hadi Hüsman, Remzi Birand, Muammer Çavuşoğlu, Ethem Menderes ve Esat Budakoğlu, kabineye girmektedir. Yeni kabine programı da hemen hemen hazırlanmış gibidir. Başvekil Adnan Menderes yeni program üzerinde bugün sabahtan gece geç vakitlere kadar çalışmıştır. Programın mühim ve esaslı tedbirleri ihtiva edeceği belirtiliyor. Zaman zaman çekilen darlıkları önleyici tedbirlere ehemmiyet verilmesi, ihtikâr ve pahalılıkla mücadele bunları başında gelmektedir. Gene sızan haberlere göre başlanan işler aksatılmayacak fakat yeni envestismanlarda yüzde yirmi nispetinde bir indirim yapılacaktır. Rejimde alakalı tedbir ve faaliyetlerin de programda yer alacağı, Anayasa’da yapılacak tadiller için girişilecek hazırlıklara dair malûmatı ihtiva edeceği ayrıca belirtiliyor.”

“Bazı vekiller hakkında yeni takrirler verildi” başlığında ise şöyle deniliyordu: “Bazı mebuslar bugün DP grubuna verilmek üzere şu mealde bir önerge hazırlamaya karar vermişlerdir: ‘Bazı vekiller hakkında Meclis tahkikatı açılması için teşebbüse geçilmişken, bunlardan bir kısmının hariçte vazife almak için teşebbüse geçtikleri bildirilmektedir. Tahkikatın selametle yürümesi bakımından haklarında Meclis tahkikatı açılmasına karar verilecek kimselerin memleket içinde kalmalarının idari yollardan temini lazımdır. Bu hususun hükûmetçe dikkate alınmasını istiyoruz.’ Bu suretle haklarında tahkikat açılması istenilen vekillerin ve bu vekillere ilgili olarak mesuliyet altında bulunan Umum Müdür ve yüksek dereceli memurların harice seyahat etmeleri için yapacakları müracaatların bir müddet için is’af edilmemesi de hükûmetten istenilmiş olmaktadır. Bazı vekiller hakkında meclis tahkikatı açılmasının doğru olup olmayacağı yolundaki sualleri bugün Fatin Rüştü Zorlu ‘Meclis tahkikatının açılmasına taraftarım’ diye cevaplamış, Nedim Ökmen de aynı kanaatte olduğunu söylemiş; Samet Ağaoğlu, Hayrettin Erkmen ve Kemal Zeytinoğlu ise buna Meclis’in karar verebileceğini, şimdilik bir beyanda bulunmanın doğru olmadığını söylemişlerdir. Meclis tahkikatına bizzat Başvekil Adnan Menderes’in de taraftar olduğu ve bunu kendisiyle görüşen grup idarecilerine söylediği bildirilmektedir. Diğer taraftan, DP’den ihracı hâlinde Mükerrem Sarol’un dâhil olabileceği bir parti veya grup bulunmadığına işaret edilmektedir. 19’lardan görüştüğümüz bir zat, ‘Sarol’u grubumuza alır mısınız?’ sualine ‘Bizi parçalamak mu istiyorsun birader?.. Dur bakalım daha neşvûnemâ hâlindeyiz’ diye cevap vermiştir.”

Podcast

19 December 2023
Doç. Dr. Hasan T. Kerimoğlu
Darbeler, İhanetler ve İsyanlar
28:19
0:01

Url kopyalanmıştır...