Yalnızlık üzerine akademik bir buluşma: 7. Uluslararası Yalnızlık Sempozyumu

Haberin Eklenme Tarihi: 26.12.2025 11:19:00 - Güncelleme Tarihi: 26.12.2025 11:22:00

24 Aralık 2025 tarihinde Üsküdar Üniversitesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen 7. Uluslararası Yalnızlık Sempozyumu, bu yıl “Gençlik ve Yalnızlık” temasıyla gerçekleştirildi. Sosyolojik, psikolojik ve kültürel açılardan çağımızın en önemli toplumsal meselelerinden biri olan yalnızlık olgusu, özellikle gençlik perspektifinden ele alındı. Sempozyum, gençlerin yalnızlık deneyimlerinin sadece bireysel bir duygu durumu olarak değil, içinde bulundukları dijital ve toplumsal koşullar bağlamında anlamlandırılmasının önemine vurgu yaptı.

Sempozyumun açılış konuşmaları, yalnızlığın çağımızda taşıdığı toplumsal önemi ve özellikle gençlik bağlamında neden kritik bir mesele haline geldiğini ortaya koydu. Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, yalnızlığın sadece bireysel bir problem olmadığını; “dostluk duygusunu kaybettiğimiz için yalnız olduğumuzu” ve çözümün Doğu’nun irfanı ile Batı’nın bilimsel birikimini sentezlemede yattığını söyledi. Ona göre yalnızlık, modern yaşamın hedonik eğilimleri ve narsisizmi sonucu ortaya çıkan psikolojik ve toplumsal bir sendromdur. Bu süreçte gençlerin yalnızlık oranlarının yaşlılardan daha yüksek olduğuna dikkat çekti.

Sempozyumun bir diğer açılış konuşmacısı Prof. Dr. Nazife Güngör, yalnızlığın artık gündelik yaşamın “doğal” bir parçası hâline geldiğini, modernleşme ve teknolojinin aile içi ilişkilerde yarattığı kopuşu vurguladı. Özellikle mobil teknolojilerin bireyleri gerçek ilişkilerden uzaklaştırdığına ve insanların “aynı masada ama farklı dünyalarda” var olduklarına dikkat çekti. Aynı zamanda Prof. Dr. Güngör “Günümüz dünyasında bireylerin yalnızlaştığından söz ediyoruz fakat bu gündelik hayat içerisinde konuşmalarımıza entegre ettiğimiz ve sıklıkla üzerinde durduğumuz bir problem hâline geldi. Çünkü görüyoruz, hissediyoruz, yaşıyoruz. Modernleşmeyle birlikte bireyin yalnızlaşmaya başladı. Bunun da sebebi büyük ve geniş aileden çekirdek aileye geçişti. İnsanların aile büyüklerinden kopması ve önceki kuşaklardan uzaklaşmaya başlaması, küçük aileler içine sıkışmasına neden oldu. Bu kuşaklar arası parçalanma önemli bir başlangıçtı, insanların modern çağda yalnızlaşması için. Ama zamanla bu çekirdek ailelerde ebeveyn ile çocuklar arasına teknoloji girdi. Teknolojinin girmesiyle birlikte de çekirdek ailenin içindeki bireylerin bile birbirinden koptuğunu, bireylerin kendi yalnızlıklarına çekildiklerini görüyoruz. Bu da zaman içinde yalnızlığı doğurdu. Günümüzde artık bu yalnızlıktan haz da almaya başladık, en büyük tehlike de belki de bu” diyerek hem tarihsel süreci hem de günümüzdeki durumu özetledi.

Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı ve Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, gençlerin yalnızlık deneyimlerinin bireysel tercihlerden ziyade toplumun dijitalleşen yapısı ile ilişkili olduğunu aktardı. Süleymanlı, gençlerin dijital çağda “duyulmamış ve yalnız hissettiklerini” ifade ederek yalnızlığın toplumsal koşullarla bağlantısına dikkat çekti. Ayrıca “Oturumlar sadece literatüre katkı sağlamakla kalmayacak, ayrıca gençlik politikalarına, sosyal hizmet uygulamalarına, eğitim yaklaşımlarına ve sivil toplum çalışmalarına da doğrudan yol gösterecek” diyerek sempozyumun sağlayacağı katkılara vurgu yaptı.

Gençliğin yalnızlık mücadelesi

Sempozyum programı, çeşitli akademik oturum ve sunumlarla zenginleştirildi. Özellikle gençlik, dijitalleşme ve sosyal ilişkiler arasındaki etkileşime odaklanan oturumlar dikkat çekti: Dr. Öğr. Üyesi Nihan Kalkandeler Özdin’in moderatörlüğünü yaptığı “Gençlik Modernleşme ve Yalnızlık” adlı ilk oturumda; Düzce Üniversitesi’nden Prof. Dr. Metin Kılıç “Modernleşen Aile ve Dijitalleşen Gençlik” konusuyla aile yapısının dönüşümünün gençlerin yalnızlık algısına etkisini ele aldı. Annakatriina Jylhä ve Tommi Korhonen (Finlandiya Kızılhaçı), “Yalnızlığın İnsani Bir Mesele Olarak Ele Alınması ve Gönüllülükle Önlenmesi” konulu sunumlarıyla yalnızlığın gönüllülük ve toplumsal dayanışma yoluyla nasıl önlenebileceğini aktardı. Marmara Üniversitesi’nden Prof. Dr. Müge Akbağ, “Gençlikte İlişkisel İhtiyaçlar ve Yalnızlık” konulu konuşmasıyla gençlikte ilişkisel ihtiyaçların ve sosyal bağların yalnızlık üzerindeki rolünü incelediği bir sunum gerçekleştirdi. Düzce Üniversitesi’nden Prof. Dr. Mustafa Koç ise “Duyguda Yaşayan Gençliğin Yalnızlık Mücadelesi” başlıklı çevrim içi sunumunda gençlerin duygusal dünyaları ile yalnızlık arasındaki ilişkiyi değerlendirdi.

Prof. Dr. Müge Akbağ’ın moderatörlüğünde gerçekleşen “Gençlik ve Toplumsal Yalnızlık Deneyimleri” adlı ikinci oturumda ise NEET gençler, göçmen gençlik ve otizmli bireyler gibi farklı gençlik kesimlerinin yalnızlık deneyimleri karşılaştırmalı şekilde tartışıldı. Şehnaz Ateş, Dr. Gökhan Özcan “Gençlikte Melez Yalnızlık Biçimleri”, Klinik Psikolog Buse Duran Birlik  “Narsizstik Kırılganlık Baülamında Gençlerde Yalnızlık ve Benlik Algısının Çözülüşü” adlı sunumlarıyla gençlerin yalnızlıklarının psikopatolojik ve sosyolojik boyutlarını ele aldı. Aynı zamanda konuşma terapisti Nuriye Novruzova otizmli çocukların yaşadıkları yalnızlık deneyimlerini aktardı.

Ayrıca Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı’nın moderatörlüğünde “Uluslararası Perspektifler ve Sivil Toplum Deneyimleri” adlı üçüncü oturumda RUDN Üniversitesi (Rusya), Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan ve Azerbaycan’dan akademisyenler, gençlik yalnızlığının ülkeler arası farklılıklarını ve siber politika etkilerini tartıştı.

Bunların yanı sıra sempozyum kapsamında “Türkiye’de Gençlik, Dijitalleşme ve Yalnızlık” başlıklı geniş kapsamlı saha araştırmasının sonuçları da ilk kez kamuoyu ile paylaşıldı; bu, gençlerin dijital platform kullanımının yalnızlık algısı üzerindeki etkilerini bilimsel verilerle ortaya koydu.

Yalnızlık: Çağdaş yaşam koşullarının aktif bir göstergesi

Bu sempozyum; yalnızlığı salt akademik bir kavram olmaktan çıkarıp, “çağdaş yaşam koşullarının aktif bir göstergesi” olarak ele alması açısından oldukça önemli katkılar sunduğunu söyleyebiliriz. Program, dijitalleşme sürecinin gençlerin sosyal ilişkilerini nasıl dönüştürdüğüne, toplumsal aidiyet duygusunun zayıflamasına ve duygusal paylaşımdan uzaklaşma eğilimlerine ışık tutuyor. Böylece yalnızlık olgusu, bireysel bir duygu durumundan ziyade “sosyal bağların yeniden değerlendirilmesi gereken bir sorun” olarak sunuluyor.

Etkinlik; katılımcıların sadece teorik bilgileri değil, aynı zamanda “çözüm odaklı tartışmaları”, uluslararası araştırma örneklerini ve gençlerin yalnızlık deneyimlerini merkeze alan disiplinler arası perspektifleri değerlendirmesine olanak tanıyor. Böylece yalnızlık politikaları, gençlik çalışmaları, toplumsal dayanışma mekanizmaları ve dijital dünyanın psikolojik etkileri gibi alanlarda yeni akademik ve sosyal gündemlerin oluşmasına katkı sağlıyor.

7. Uluslararası Yalnızlık Sempozyumu’nun yalnızlık meselesini gençlik perspektifinden kapsamlı şekilde tartışarak Türkiye’de ve uluslararası arenada bu alandaki akademik diyaloglara yeni bir boyut kattığını belirtebiliriz. Zira gençlerin dijitalleşme ile ilişkili yalnızlık deneyimlerinin derinlemesine anlaşılması; sosyal politika, eğitim ve psikolojik destek programlarının tasarlanmasında önemli veri ve görüşler sunuyor.