Ve onlar barışı göremediler
Haberin Eklenme Tarihi: 3.10.2024 11:43:00 - Güncelleme Tarihi: 7.01.2025 19:00:0022 Eylül 1980’de başlayan bir savaştı İran-Irak Savaşı. Bu savaşın galibi yoktu, kazananı değil; bu savaşın sonunda katledilen yüzbinlerce insanın vicdanî yükü vardı. Sekiz yılın ardından 20 Ağustos 1988’de ateşkes ilan edilmişti. Barış ne kadar sürecekti, bu belirsizdi, hâlâ belirsiz. 2024’te bile. Orta Doğu’nun kanla sulanan toprağı, BM’nin o zaman da belli çıkarlar dâhilinde, göstermelik bir şekilde ilgi alanındaydı. Her ne kadar görevde olduğu söylense de…
Tercüman hem dünyanın hem ülkenin nabzını tutarken haberleriyle; bu katliama da sessiz kalmamıştı. Savaşın gerçekliğine dair her şey, tüm çıplaklığıyla sayfalarında yer bulmuştu. Yazıldığı gibi, savaşta “1 milyon insan boşu boşuna öldü… Geriye sadece ızdırap ve gözyaşı kaldı.” Ve hayat orada dondu. Tercüman bu savaşın tanıklığını, okurlarına yakın dünya tarihinde asla unutulmaması gereken fotoğraflarla sunuyordu. Oğluna veda eden bir babanın fotoğrafı beliriyor manşetin yanında ve altında yazıyor: “Cepheye gidiyor baba. Bırakmamacasına öpüyor yavrusunu. Bir daha görecek mi, geriye dönecek mi bilinmez.”
Bilmiyoruz, dönen var mı? Bugün, 3 Ekim 2024. 36 sene geçmiş bu savaşın ardından. Orta Doğu hâlâ kanla sulanıyor. Suriye’de binlerce insan iç savaşa; Rusya’nın, Amerika’nın da katkısıyla kurban gitti. Bugün İsrail önce Filistin’e, sonra Lübnan’a, şimdi de İran’a saldırıyor. Ölen milyonlarca, yüz binlerce insan var, çocuk var. Barış mümkün mü, gelecek mi bilmiyoruz. Ama geriye keder, gözyaşı ve kurumuş vicdan kalacak. Ve o insanlar barışı asla görememiş olacaklar.