13 Mayıs 2026

Körfez: Refahın kıyısında “sessiz” bir çöküş mü?

Hürmüz Boğazı’nda derinleşen kriz, Körfez’in petrol gelirlerinden turizmine kadar tüm ekonomik düzenini sarsıyor. Boşalan oteller, düşen ihracat ve milyarlarca dolarlık acil destek paketleri, bölgenin “güvenli liman” imajını hızla aşındırıyor. Eylül kritik eşik olabilir.

Hürmüz Boğazı’nın turkuaz suları üzerinde asılı kalan o ağır ve tekinsiz sessizlik, aslında küresel ekonominin kalbinde yükselen bir çığlığın habercisi. Aylardır süren gerginlik, 8 Nisan’da ilan edilen ancak barıştan ziyade bir “arafta kalma” hâline dönüşen ateşkesle kördüğüm olmuş durumda. Gökyüzünde füzelerin izi silinmiş olsa da bölge ekonomilerinin damarlarındaki kan akışı -petrol, doğal gaz ve küresel ticaret- durma noktasına geldi. Körfez’in o meşhur, ışıl ışıl parlayan “gelecek vizyonu”, bugün kum fırtınasının ortasındaki bir serap gibi titriyor.

İran krizi bir yaz daha uzarsa, Körfez sadece para kaybetmeyecek; son yirmi yılda inşa ettiği tüm ihtişamlı “güvenli liman” imajını ve küresel lojistik merkez olma statüsünü geri dönüşü olmayan bir şekilde yitirebilir.

Boğazın anahtarı ve petrolün koma hâli

Körfez İşbirliği Konseyi (KKK) ülkeleri için petrol bir gelir kaynağından daha fazlası. Toplumsal sözleşmelerinin, devasa altyapı projelerinin ve siyasi istikrarlarının temel taşı. Bugün gelinen noktada, dünyanın en büyük enerji koridorlarından biri olan Hürmüz Boğazı bir labirente dönüşmüş durumda. Suudi Arabistan’ın petrol ihracatı savaşın başlangıcından bu yana yaklaşık üçte bir oranında geriledi. Birleşik Arap Emirlikleri’nde (BAE) ise durum daha vahim; ihracat yarı yarıya düşmüş durumda. Bahreyn, Kuveyt ve Katar gibi ülkeler ise neredeyse hiç dış satım yapamayacak noktaya geldi.

Ancak asıl tehlike bugünkü nakit akışı kaybı değil, “kalıcı pazar kaybı” ve altyapısal çürüme. Saudi Aramco CEO’su Amin Nasser’in 10 Mayıs’taki uyarısı, enerji piyasalarının tarihine geçecek nitelikte. Eğer Hürmüz Boğazı üzerindeki bu abluka birkaç hafta daha devam ederse, arz zincirindeki kırılmaların telafisi yıllar sürecek ve piyasa ancak 2027 yılında normale dönebilecek. Bu, Batı ve Asya’daki alıcıların alternatif enerji yollarına (boru hatları, farklı rotalar) kalıcı olarak yönelmesi anlamına geliyor.

Katar’ın durumu ise jeopolitik bir dramı andırıyor. Geçtiğimiz hafta sonu Pakistan’a doğru yola çıkan ve boğazdan geçmeyi başaran o tek LNG tankeri, bir “başarı” hikâyesi olarak sunulsa da aslında bölgenin ne kadar büyük bir çıkmaza girdiğinin kanıtıydı. Katar gazının, İran Devrim Muhafızları’nın (IRGC) “geçiş ücreti” talep ettiği sulardan, Pakistan’ın ara buluculuğu sayesinde sızabilmesi, bölgedeki egemenlik dengelerinin ne kadar sarsıldığını gösteriyor. Dünyanın en büyük LNG ihracatçılarından birinin, kendi karasularının çıkışında izinle hareket etmesi, Körfez’in özgüvenine vurulmuş en büyük darbelerden biri.

Boş koltuklar, sessiz terminaller

Dubai, Doha ve Riyad gibi şehirler, dünyayı birbirine bağlayan “hub” noktaları olma stratejisi üzerine inşa edildi. Bu şehirlerin ekonomisi, bir yerden bir yere giden insanların mutlaka bu duraklara uğraması varsayımına dayanıyor. Savaşın duraklamasıyla birlikte gökyüzü biraz daha güvenli görünse de psikolojik eşik henüz aşılabilmiş değil.

Emirates Havayolları gibi devlerin Mart ve Nisan aylarında normal kapasitelerinin %50’sini taşıması, bombalanan bir bölge için başarı sayılabilir ancak sürdürülebilir değil. Uçaklar uçuyor, kabinler dolu görünüyor fakat bu trafik sadece zorunlu transit geçişlerden ibaret. Uçaktan inip şehre karışan, otellerde kalan, alışveriş merkezlerinde para harcayan turist profili tamamen ortadan kalktı.

Moody’s gibi derecelendirme kuruluşlarının Dubai için yaptığı öngörüler ise korkutucu. Şubat ayında %80 olan otel doluluk oranlarının bu çeyrekte %10’lara düşmesi bekleniyor. Bahreyn’de otel harcamalarının bir ayda %64 çakılması, istatistiğin ötesinde o otellerde çalışan on binlerce hizmet sektörü emekçisinin, temizlikçiden aşçıya kadar geniş bir kitlenin ücretsiz izne çıkarılması veya işsiz kalması anlamına geliyor. Körfez’in lüks imajı, ıssız koridorlar ve boş resepsiyon masalarıyla gölgeleniyor.

Wagyu bifteği ve yapay refahın bedeli

Körfez şehirlerindeki marketlere girdiğinizde, krizin izini sürmek ilk bakışta zor. Raflar hâlâ dolu, restoranlar hâlâ en lüks ürünleri servis ediyor. Suudi Arabistan, Hürmüz’ün kapalı olmasını Kızıldeniz limanları üzerinden kurduğu devasa bir kara köprüsüyle telafi etmeye çalışıyor. Ancak bu lojistik operasyonun maliyeti, sürdürülebilirliğin çok ötesinde.

Bir perakende tüccarının ifadesiyle, hükûmetler işletmelere “Boş raflardan kaçınmak için ne gerekiyorsa harcayın, farkı biz hallederiz” talimatı vermiş durumda. Riyad’daki bir restoranda Avustralya Wagyu bifteği veya İtalyan burrata peyniri bulabiliyor olmanız, ekonominin iyi gittiğini değil, devlet kasasından milyarlarca doların sadece “normal görünmek” uğruna yakıldığını kanıtlıyor. Bu, bir nevi ekonomik makyaj ve makyajın altındaki yara her geçen gün derinleşiyor.

Ekonomik yıkımın gölgesinde devam eden müzakereler ise umut vermekten uzak. İran’ın 10 Mayıs’ta sunduğu son teklif, bölge diplomatlarına göre hâlâ temel sorunları çözebilmiş değil. Uranyum zenginleştirme moratoryumunun süresi, stokların ne yapılacağı ve nükleer tesislerin sökülüp sökülmeyeceği gibi konularda taraflar hâlâ birbirine ışık yılı kadar uzak.

Donald Trump’ın bu teklifi “tamamen kabul edilemez” olarak nitelendirmesi, bölgedeki gerginliği daha da tırmandırıyor. Amerika’daki akaryakıt fiyatlarının %52 artması ve İran’da bir milyondan fazla insanın işini kaybetmesi, her iki tarafın da masada neden bu kadar sert ama bir o kadar da çaresiz olduğunu açıklıyor. Ancak arada kalan Körfez ülkeleri için bu, iki devin güreşirken ezdiği çimenler olma durumu.

Krizle başa çıkma yetenekleri açısından KKK ülkeleri arasında ciddi uçurumlar oluşmaya başladı.

  • Katar: Dev petrol fonları ve LNG birikimi sayesinde birkaç ay daha bu duruma dayanabileceğini iddia ediyor.
  • BAE: Bankacılık sektörünün gücüne güveniyor ve işletmeler için 1,6 milyar dolarlık yardım paketlerini devreye sokuyor.
  • Bahreyn: Zayıf halka. BAE ile imzalanan 5,4 milyar dolarlık döviz takas (swap) anlaşması olmasaydı, Bahreyn ekonomisi çoktan temerrüde düşebilirdi. Kriz uzarsa, Abu Dabi ve Riyad’ın daha fazla kurtarma paketine ihtiyacı olacak. Ancak kendi gelirleri azalırken bu yardımları ne kadar sürdürebilecekleri büyük bir soru işareti.

Eylül eşiği

Bölgedeki tüm yetkililer ve üst düzey yöneticiler tek bir tarihe kilitlenmiş durumda: Eylül başı. Körfez’de yaz ayları zaten doğal bir durgunluk dönemidir; aşırı sıcaklar nedeniyle hayat yavaşlar. Ancak Eylül, gurbetçilerin döndüğü, dev konferansların başladığı ve turizm sezonunun açıldığı aydır. Eğer Eylül ayına kadar Hürmüz Boğazı tamamen açılmaz ve kalıcı bir barış anlaşması imzalanmazsa, Körfez ekonomileri sadece bir "kriz" değil, yapısal bir "erime" evresine girecek.

Sermaye ürkektir. Eğer yatırımcılar bölgenin her an patlamaya hazır bir barut fıçısı olduğunu ve ticaret yollarının İran’ın iki dudağı arasında kaldığını düşünmeye devam ederlerse, son yirmi yılda bölgeye akan yabancı sermaye kalıcı olarak başka limanlara (Güneydoğu Asya veya Doğu Avrupa gibi) göç edecek.

Körfez ülkeleri şu an parayla zaman satın alıyorlar. Milyarlarca dolarlık rezervler, boş otelleri finanse etmek ve market raflarını doldurmak için kullanılıyor. Ancak tarih bize şunu gösteriyor: Ne kadar zengin olursanız olun, coğrafyanızın kilitlendiği, ulaşım hatlarınızın mühürlendiği ve en büyük ihraç kaleminizin müşteriye ulaşamadığı bir senaryoda, on milyarlarca dolarlık müdahaleler sadece kaçınılmaz sonu erteler.

İran ve Amerika arasındaki bu diplomatik satrançta şah-mat olan taraf ne Washington ne de Tahran olabilir. Eğer yaz sonuna kadar bir uzlaşı çıkmazsa, asıl darbeyi gökdelenlerinin gölgesinde sessizce bekleyen, refahını küresel akışlara borçlu olan Arap monarşileri alacak. Körfez için "altın kafes" artık daralıyor; anahtar ise hâlâ masada duran ama kimsenin tam olarak uzanamadığı o barış metninde saklı.

Podcast

19 December 2023
Doç. Dr. Hasan T. Kerimoğlu
Darbeler, İhanetler ve İsyanlar
28:19
0:01

Url kopyalanmıştır...