Tayland’ın stagnasyonu ve Vietnam’ın yükselişi
Haberin Eklenme Tarihi: 11.02.2026 18:28:00 - Güncelleme Tarihi: 11.02.2026 18:36:00Güneydoğu Asya'nın jeopolitik ve ekonomik manzarası, yirmi birinci yüzyılın üçüncü on yılına girerken radikal bir dönüşüm geçiriyor. Bölgenin geleneksel sanayi devi ve on yıllardır “Asya Kaplanı” modelinin en somut örneği olarak kabul edilen Tayland, kronik siyasi istikrarsızlık, erken yaşlanan nüfus ve yapısal verimlilik tuzaklarının pençesinde bir “orta gelir tuzağına” doğru sürükleniyor. Öte yandan, bir zamanlar savaşın yıkımıyla boğuşan Vietnam, 1986’daki "Doi Moi" (Yenilenme) reformlarından bu yana sergilediği tutarlı büyüme, stratejik dış ticaret entegrasyonu ve demografik avantajları sayesinde bölgenin yeni üretim üssü ve küresel tedarik zincirlerinin vazgeçilmez bir halkası hâline geldi. Bu iki ülkenin yörüngeleri arasındaki makas, yalnızca GSYH büyüme oranlarındaki farkla değil, aynı zamanda kurumsal kapasite, eğitim kalitesi ve jeopolitik manevra kabiliyeti gibi derin yapısal unsurlarla da açılıyor. Vietnam'ın "Bambu Diplomasisi" (Bamboo Diplomacy) ve "Yanan Fırın" (Blazing Furnace) olarak adlandırılan yolsuzlukla mücadele kampanyası gibi özgün modelleri, Tayland'ın “Thailand 4.0” ve “Doğu Ekonomik Koridoru” (EEC) gibi reform girişimlerine kıyasla daha dirençli ve sonuç odaklı bir performans sergiliyor.
Tayland ve Vietnam’ın ekonomik verileri, büyüme dinamikleri arasındaki keskin ayrışmayı net bir şekilde ortaya koyuyor. Tayland ekonomisi, 1980’ler ve 1990’ların başındaki çift haneli büyüme rakamlarından, 2020’lerde %2,5 civarında seyreden düşük bir büyüme patikasına geriledi. IMF ve Dünya Bankası projeksiyonları, Tayland’ın 2026 yılında büyüme oranının %1,6’ya kadar düşebileceğini öngörüyor. Buna karşılık Vietnam, pandemi sonrası dönemde bile %6 ile %7,1 arasında değişen büyüme oranlarını koruyarak Güneydoğu Asya’nın en dinamik ekonomilerinden biri olma özelliğini pekiştirdi. Tayland'ın toplam GSYH ve kişi başına gelir açısından hâlen Vietnam'ın önünde olduğu görülse de büyüme hızındaki fark bu mesafenin hızla kapandığını kanıtlıyor. Tayland’ın ekonomik durgunluğunun en temel yapısal nedenlerinden biri, hane halkı borcunun GSYH’nin %92’sine ulaşarak özel tüketimi ve iç talebi felç etmesi. Vietnam’da ise tüketim harcamalarının GSYH içindeki payı %8-10 seviyelerinde stabil kalarak ekonomik büyümeyi desteklemeye devam ediyor. Tayland, “zenginleşmeden yaşlanan” bir ülke olarak, iş gücü maliyetlerinin artması ve verimlilik artışının durmasıyla birlikte, düşük maliyetli üretimde Vietnam ve Kamboçya gibi ülkelere yenilirken, yüksek teknolojide Güney Kore ve Tayvan gibi devlerle rekabet edemiyor.
Siyasi yapılar ve kurumsal istikrarın ekonomiye etkisi
Tayland ve Vietnam arasındaki en belirgin zıtlıklardan biri siyasi yönetim modelleri. Tayland, 1932’den bu yana gerçekleşen 19 darbe ve darbe girişimiyle karakterize edilen, seçilmiş hükûmetler ile kraliyet-askerî elitler arasındaki bitmek bilmeyen bir güç mücadelesinin sahnesi. Bu siyasi türbülans, uzun vadeli ekonomik politikaların ve reformların uygulanmasını imkânsız hâle getirerek, yatırımcı güvenini aşındıran bir “kurumsal korozyon” yaratıyor. 2014 askerî darbesi ve sonrasındaki anayasal düzenlemeler, yargının popülist ve reformist liderlere karşı sistematik olarak kullanılmasını beraberinde getirdi. Move Forward Party (MFP) gibi seçim kazanan partilerin kapatılması ve liderlerinin siyasetten men edilmesi, Tayland'ın demokratik kurumlarının işlevsizleştiğinin ve siyasi riskin kalıcı hâle geldiğinin bir göstergesi.
Vietnam ise Komünist Parti (CPV) yönetimindeki tek partili yapısı sayesinde yatırımcılara Tayland'ın sunamadığı bir “öngörülebilirlik” ve “politika sürekliliği” vaat ediyor. Vietnam'daki liderlik değişimleri, Tayland'daki gibi sokak protestoları veya tanklarla değil, parti içi konsensüs mekanizmalarıyla gerçekleşmektedir. Vietnam hükûmeti, “Burning Furnace” (Yanan Fırın) kampanyasıyla yolsuzluğa karşı sert bir tavır alarak, bürokrasiyi temizlemeyi ve şeffaflığı artırmayı hedefledi. 2023-2024 yıllarında iki cumhurbaşkanının ve meclis başkanının istifasına kadar uzanan bu süreç, kısa vadede bürokraside bir “karar alma felcine” yol açsa da uzun vadede sistemin liyakat odaklı bir yapıya kavuşması ve yabancı sermaye için daha güvenli bir liman hâline gelmesi amaçlanıyor.
Demografik kader: Yaşlanan Tayland ve gençleşen Vietnam
Demografik yapı, iki ülkenin gelecekteki büyüme potansiyellerini belirleyen en kritik detarminan. Tayland, demografik bir uçurumun eşiğinde. Ülkenin doğurganlık hızı 1,3'e kadar düşmüş olup, bu oran nüfusun yenilenme düzeyi olan 2,1'in çok altında. Tayland'ın çalışma çağındaki nüfusunun 2020 ile 2060 yılları arasında %30 oranında azalması bekleniyor; bu, Japonya ve Güney Kore'den sonra bölgedeki en keskin düşüş. 2040 yılına gelindiğinde Tayland nüfusunun dörtte birinin 60 yaşın üzerinde olacağı ve bu yaşlı nüfusun %80'inin herhangi bir emeklilik tasarrufunun bulunmadığı tahmin ediliyor. Bu durum, Tayland ekonomisinin üzerine binen devasa bir sosyal güvenlik yükü ve iş gücü arzı krizi anlamına geliyor.
Buna karşılık Vietnam, “altın nüfus yapısı” olarak adlandırılan demografik temettü döneminin zirvesinde. Nüfusun %67,8'i çalışma çağında ve bu durum Vietnam'a devasa bir üretim kapasitesi ve iç pazar dinamizmi kazandırıyor. Vietnam'ın genç iş gücü, yalnızca miktar olarak değil, eğitim kalitesi ve teknolojiye adaptasyon hızı açısından da Tayland'ı geride bırakmıyor. PISA skorları (Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı), Vietnam'ın eğitim sisteminin verimliliğini kanıtlar nitelikte.
Matematik performansı
Matematik alanında OECD ortalaması 472 puan olarak belirlenmiş.
- Vietnam: 469 puan ile OECD ortalamasına oldukça yakın bir performans sergileyerek gelişmekte olan bir ekonomi için güçlü bir başarı yakalamış.
- Tayland: 394 puan ile hem Vietnam'ın hem de OECD ortalamasının oldukça altında kalmış durumda.
Fen bilimleri performansı
Fen bilimleri, üç kategori arasında puanların birbirine en yakın (fakat yine de mesafeli) olduğu alan.
- OECD ortalaması: 485 puan.
- Vietnam: 472 puan alarak küresel standartlara yakınlığını koruyor.
- Tayland: 409 puanla yine her iki ölçütün de gerisinde bir profil çiziyor.
Okuma becerileri
Okuma skorları, Tayland için en düşük, OECD geneli için ise matematikten daha yüksek bir ortalamaya sahip.
- OECD ortalaması: 476 puan.
- Vietnam: 462 puan ile istikrarlı çizgisini sürdürüyor.
- Tayland: 379 puan alarak okuma becerilerinde ciddi bir gelişim alanına ihtiyaç duyduğunu gösteriyor.
Vietnam'ın eğitimdeki başarısı, GSYH düzeyine göre beklenenin çok üzerinde ve bu durum ülkenin tekstil gibi emek yoğun sektörlerden yarı iletkenler ve yapay zekâ gibi teknoloji yoğun sektörlere geçişini mümkün kılan temel “sır”. Güneydoğu Asya'nın sanayi haritası, "China Plus One" (Çin Artı Bir) stratejisiyle yeniden çiziliyor. Çin'deki artan iş gücü maliyetleri ve ABD ile yaşanan ticaret savaşları, küresel devleri üretimlerini çeşitlendirmeye itti. Vietnam, bu sürecin en büyük kazananı olurken, Tayland geleneksel uzmanlık alanlarını korumakta zorlanmaktadır.
Vietnam: Elektroniğin ve yarı iletkenlerin yeni merkezi
Vietnam, düşük ve orta teknolojili elektronik montajında Çin'in yerini almış durumda. Samsung, küresel akıllı telefon üretiminin yarısından fazlasını Vietnam'da gerçekleştiriyor; Intel, Apple ve Foxconn gibi devler milyarlarca dolarlık yatırımlarını bu ülkeye kaydırıyor. Vietnam hükûmeti, 2030 yılına kadar en az 100 yerli çip tasarım firması kurmayı ve 10 gelişmiş test ve paketleme tesisi açmayı hedefleyen ulusal bir yarı iletken stratejisini devreye aldı. Ülkenin kuzey eyaletleri (Bac Giang, Thai Nguyen), modern endüstriyel parkları ve lojistik avantajlarıyla birer “yüksek teknoloji kümelenmesine” dönüştü.
Tayland, geleneksel olarak "Doğu'nun Detroit'i" olarak biliniyor ve içten yanmalı motorlu araç üretiminde dünya çapında bir kapasiteye sahip. Ancak küresel otomotiv sektörünün elektrikli araçlara (EV) kayması, Tayland'ın bu hâkimiyetini tehdit etmiyor. Japon otomobil üreticilerinin (Suzuki, Subaru) Tayland'daki bazı fabrikalarını kapatması ve Çinli EV üreticilerinin (BYD, Geely) pazara girişi, Tayland için hem bir tehdit hem de bir fırsat. Doğu Ekonomik Koridoru (EEC), Tayland'ın bu dönüşümü yönetmek için kurduğu en önemli platform. EEC, özellikle EV batarya üretimi, dijital altyapı ve veri merkezleri gibi alanlarda yatırımları çekerek Tayland'ı “Thailand 4.0” vizyonuna taşımayı hedefliyor.
Maliyet ve iş gücü yapısı
- Aylık işçi maliyeti: Vietnam, 150 - 250 $ aralığındaki maliyetle, 200 - 300 $ aralığında olan Tayland'a göre daha ekonomik bir iş gücü sunmaktadır.
- İş gücü karakteristiği: Tayland deneyimli ancak yaşlanan bir iş gücü profiline sahipken; Vietnam, genç ve mühendislik odaklı bir nüfus avantajına sahiptir.
Sanayi ve yatırım odakları
- Temel sanayi sütunları: Tayland ana odağını otomotiv (EV) ve turizm üzerine kurmuşken; Vietnam; elektronik, tekstil ve yarı iletken sektörlerinde uzmanlaşmaktadır.
- Başlıca yatırımcılar: Tayland ağırlıklı olarak Japonya, Çin ve ABD'den yatırım çekerken; Vietnam'ın ana yatırımcıları Güney Kore, ABD ve Tayvan'dır.
Lojistik ve altyapı
- Tayland: Gelişmiş altyapısı ve EEC (Doğu Ekonomik Koridoru) limanları ile lojistik bir avantaj sağlamaktadır.
- Vietnam: Çin’e olan coğrafi yakınlığı ve derin deniz limanları sayesinde tedarik zincirinde stratejik bir konuma sahiptir.
Dış ticaret entegrasyonu ve “Bambu Diplomasisi”
Vietnam'ın yükselişindeki en stratejik unsurlardan biri, yürüttüğü son derece çevik ve pragmatik dış politika. “Bambu Diplomasisi” (Bamboo Diplomacy), Vietnam'ın ulusal egemenliğini korurken küresel güçler arasındaki rekabetten maksimum faydayı sağlama yeteneğini simgeliyor. Vietnam, bir yandan Çin ile olan ideolojik bağlarını ve ekonomik entegrasyonunu sürdürürken, diğer yandan ABD ile "Kapsamlı Stratejik Ortaklık" kurmayı başardı. 2024 yılında Çin ile imzalanan 45 iş birliği anlaşması ve eş zamanlı olarak ABD ile yapılan yarı iletken ve savunma anlaşmaları, bu dengeli politikanın en somut kanıtları.
Vietnam, dünya genelinde en geniş FTA ağına sahip ülkelerden biri ve bu durum ülkeyi bir “ticaret süper gücü” hâline getirdi. Vietnam'ın katıldığı başlıca anlaşmalar şunlar:
- EVFTA (AB-Vietnam FTA): Vietnam ürünlerine Avrupa pazarına gümrüksüz erişim sağlamakta ve ülkenin GSYH'sini %15 oranında artırabileceği öngörülmektedir.
- CPTPP (Kapsamlı ve Yenilikçi Trans-Pasifik Ortaklığı): Kanada, Meksika ve Peru gibi pazarlara kapı açarken, Vietnam'ın iş hukuku ve çevre standartlarını modernize etmesine yardımcı olmaktadır.
- RCEP (Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık): Güneydoğu Asya, Çin, Japonya ve G. Kore'yi kapsayan bu devasa blok, bölgesel tedarik zincirlerinin entegrasyonunu kolaylaştırmaktadır.
Tayland da RCEP'in bir parçası ancak Vietnam kadar agresif bir şekilde yeni nesil FTA'lara (özellikle AB ile) dahil olammadı. Siyasi istikrarsızlık ve darbe sonrası dönemlerdeki diplomatik izolasyon, Tayland'ın uluslararası ticaret pastasındaki payının göreceli olarak azalmasına neden oldu.
Yolsuzlukla mücadele ve idari verimlilik: “Yanan Fırın”
Vietnam'ın kurumsal kapasitesini artırmak için başlattığı “Yanan Fırın” kampanyası, yalnızca bir siyasi temizlik değil, aynı zamanda ekonomik bir zorunluluk. Yolsuzluk, Vietnam'da on yıllardır iş yapma maliyetlerini artıran ve inovasyonu engelleyen bir unsur olarak görülüyor. Kampanyanın başarısı sayesinde, resmi olmayan “rüşvet ve komisyon” ödeme oranlarının 2006-2021 arasında %40 civarında düştüğü kaydedidi. Bu durum, Samsung ve Apple gibi itibar riski taşıyan dev şirketlerin Vietnam'ı tercih etmesinde kritik rol oynadı.
Buna karşılık Tayland, yolsuzluk algı endekslerinde (CPI) gerileme yaşamaktadır. 2023 yılında Vietnam 180 ülke arasında 83. sırada yer alırken, Tayland 108. sıraya geriledi. Tayland'daki yolsuzluk, büyük ölçüde siyasi elitlerin ve ordunun ekonomik kaynaklar üzerindeki kontrolüyle ilişkili. Bu durum, kamu ihalelerinde şeffaflığı azaltıyor ve altyapı projelerinin (örneğin Landbridge projesi) maliyet-fayda analizlerini gölgeliyor.
2026 yılına yönelik ekonomik öngörüler, Vietnam için “yükselişin devamı”, Tayland için ise “kırılgan bir iyileşme” tablosu çiziyor.
- Vietnam 2026: Dünya Bankası, Vietnam'ın 2026 büyüme oranını %6,3 olarak tahmin ederken, bazı yerel finans kuruluşları (Techcombank) bu oranın %7,8'e kadar çıkabileceğini öngörüyor. Kamu yatırımlarının (altyapı, otoyollar, limanlar) 2026 yılında 1,1 katrilyon VND seviyesine ulaşması planlanıyor. Ülke, yarı iletken tasarımından sonra “nadir toprak elementleri” endüstrisini de stratejik bir öncelik olarak belirledi.
- Tayland 2026: Büyümenin %1,6 ile %2,8 arasında kalması bekleniyor. Hükûmetin 500 milyar bahtlık “Dijital Cüzdan” teşvik programı, kısa vadeli bir tüketim artışı yaratsa da mali disiplini bozma ve enflasyonu tetikleme riski taşıyor. Tayland’ın 2026 yılında bankacılık sistemindeki kredi büyümesinin yavaşlaması ve hane halkı borcunun bir baskı unsuru olmaya devam etmesi öngörülüyor.
Vietnam'ın başarısı garanti değil. Ülke, yüksek teknolojiye geçişte “nitelikli mühendis” kıtlığı çekiyor. 2030 yılına kadar 50.000 yarı iletken mühendisi yetiştirme hedefi oldukça iddialı. Ayrıca, ABD'nin korumacı ticaret politikaları ve Vietnam'ın Çin'e olan hammadde bağımlılığı (%65), küresel şoklara karşı bir kırılganlık yaratıyor.
Tayland için çıkış yolu, siyasi istikrarın anayasal bir güvenceye kavuşturulması ve ekonominin “rant kollayan” sektörlerden inovasyon odaklı sektörlere kaydırılması. EEC projesinin başarısı, Tayland'ın bölgesel bir dijital hub ve EV üssü olup olamayacağını belirleyecek. Ancak demografik kriz karşısında göçmen iş gücü politikalarının revize edilmesi ve eğitim sisteminin radikal bir şekilde yenilenmesi kaçınılmaz.
Güneydoğu Asya’nın yeni lideri kim olacak?
Tayland ve Vietnam'ın karşılaştırmalı analizi, ekonomik gücün statik bir miras değil, dinamik bir yönetim ve adaptasyon süreci olduğunu kanıtlıyor. Tayland, eski başarılarının getirdiği bir rehavet ve siyasi elitlerin iç çekişmeleri nedeniyle “kanaryanın maden ocağındaki ölümü” gibi bir uyarı sinyali veriyor. Vietnam ise geçmişin yaralarını sarmış, küresel ticaretin kurallarını içselleştirmiş ve genç nüfusunun potansiyelini doğru kanalize etmiş bir “yeni Asya ejderhası” adayı.
Vietnam'ın yükselişindeki sırlar; stratejik dış ticaret entegrasyonu (FTA'lar), dengeli jeopolitik duruş (Bambu Diplomasisi), yolsuzluğa karşı tavizsiz tutum (Yanan Fırın) ve insan sermayesine yapılan yatırımlar. Tayland'ın ise yeniden küresel bir cazibe merkezi olabilmesi için ordunun siyaset üzerindeki vesayetini sona erdirmesi, hane halkı borç krizini çözmesi ve “zenginleşmeden yaşlanma” paradoksunu kıracak teknolojik atılımları gerçekleştirmesi gerekiyor. Güneydoğu Asya'nın geleceği, bu iki ülkenin kendi içsel krizlerini nasıl yöneteceği ve küresel tedarik zincirlerindeki yerlerini nasıl tahkim edeceği ile şekillenecek. Vietnam şu an için bayrağı devralmış görünse de sürdürülebilir büyüme için kurumsal reformların derinleştirilmesi ve küresel ticaret savaşlarının türbülansından korunması hayati önemde.