El Mencho’nun ölümü Meksika’yı ateşe verdi!

Haberin Eklenme Tarihi: 23.02.2026 10:16:00 - Güncelleme Tarihi: 23.02.2026 10:19:00

22 Şubat 2026. Bu tarih, Meksika’nın hafızasında iki farklı şekilde kazınacak: ya devletin organize suça karşı savaşı kazandığı anın zafer çığlığı olarak ya da bir imparatorluğun yıkılışının ardından gelen kaosun ilk kıvılcımı olarak. Jalisco’nun sisli dağlarında, Tapalpa’nın engebeli arazisinde, dünyanın en çok aranan adamı, “El Mencho” lakaplı Nemesio Rubén Oseguera Cervantes, Meksika Özel Kuvvetleri’nin kurşunlarıyla yere yığıldığında, bir uyuşturucu baronunun ötesinde, Jalisco Yeni Nesil Karteli (CJNG) gibi korkunç bir beyin de durdu. Ancak operasyonun üzerinden henüz saatler geçmişti ki Meksika’nın sekiz farklı eyaletinde gökyüzü, yanan araçların dumanıyla karardı. Guadalajara Havalimanı’nda panik içinde saklanan yolcular, turistik cennet Puerto Vallarta’yı terk eden turist kafileleri, avokado tarlalarında duran hasat... Her şey durdu. Bu bir zafer hikayesi mi, yoksa bir kâbusun sadece ilk perdesi mi? Cevap, Meksika’nın önümüzdeki altı ayını şekillendirecek olan kanlı bir satranç oyununda gizli.

El Mencho’nun hikâyesi, klasik bir trajedidir aslında. Beşinci sınıfta okulu bırakmış, yoksul bir Michoacán köylüsü. 80’lerde Kaliforniya sokaklarında uyuşturucu satarken yakalanıp sınır dışı edilen bu adam, nasıl oldu da dünyanın en güçlü suç örgütünün lideri hâline geldi? Cevap, acımasızlıkta ve stratejik zekada gizli. O, sıradan bir uyuşturucu taciri değildi; o bir devlet kurucusuydu. CJNG, onun liderliğinde bir kartel olmaktan çıkıp, paramiliter bir yapıya, bir “gölge ordu”ya dönüştü. Eski askerleri, polisleri saflarına kattı. ABD'nin Missouri ovalarındaki bir fabrikadan çıkan askerî mühimmat, Jalisco dağlarında Meksika ordusunun helikopterlerini düşürmek için kullanılır hâle geldi. .50 kalibrelik keskin nişancı tüfekleri, roketatarlar, zırhlı canavarlar... El Mencho, devletin silah gücüne kafa tutan bir paralel ordu yarattı.

Ama onu asıl farklı kılan, iş modellerini çeşitlendirmesiydi. Uyuşturucu ticareti artık işin sadece bir ayağıydı. Asıl altın yumurtlayan tavuk, “yeşil altın”dı: Avokado. Michoacán ve Jalisco’daki her bir avokado ağacı, ona vergisini ödüyordu. Toprak sahiplerinin tapu kayıtlarını ele geçirip onları haraca bağlayan bir sistem kurdu. Turizm cenneti Puerto Vallarta’daki oteller, onun izniyle açılıyordu. Kısacası El Mencho, Meksika ekonomisinin iki can damarını -tarım ve turizmi- rehin almıştı. İşte bu yüzden, onun ölüm haberiyle birlikte Air Canada uçaklarının geri dönmesi, WestJet’in seferleri iptal etmesi, binlerce turistin mahsur kalması tesadüf değildi. Kartel, ölümünden sonra bile ekonomiyi felç edebileceğini haykırıyordu dumanların arasından.

Trump’ın gölgesindeki operasyon

Peki, yıllarca ABD ve Meksika istihbaratının parmaklarının ucundan kaçan bu adam nasıl bulundu? Cevap, sınırın iki tarafında değişen rüzgârlarda. ABD Başkanı Donald Trump’ın, Meksika kartellerini “Yabancı Terör Örgütü” (FTO) ilan etmesi ve Sheinbaum yönetimine gümrük tarifeleriyle baskı yapması, ilişkileri gerginleştirirken bir yandan da beklenmedik bir iş birliğinin kapısını araladı. Claudia Sheinbaum, ABD’nin tek taraflı bir müdahalesini engellemek için kendi “demir yumruk” stratejisini benimsedi. Ve bu stratejinin en gizli silahı, 2025’in sonunda sessizce kurulan “Ortak Kurumlararası Görev Gücü-Kartel Karşıtı Birimi” oldu.

Artık bir sır değil: El Mencho’nun Tapalpa’daki sığınağının koordinatlarını belirleyen, aylar süren teknik takibin arkasında bu ortak görev gücünün sağladığı “tamamlayıcı istihbarat” vardı. Operasyon, Meksika ordusunun cesareti ve profesyonelliğiyle gerçekleşti ancak hedefi vuran merminin namlusuna istihbaratı yerleştiren, bu gizli ittifaktı. Bu, Meksika egemenliğinin zaferi miydi, yoksa ABD’nin gölge savaşının bir parçası mı? Orası muamma. Ancak gerçek olan şu ki 22 Şubat sabahı Tapalpa’da çatışma başladığında, iki ülkenin de gözü aynı noktaya çevrilmişti.

“Narcobloqueos”: Felcin coğrafyası

El Mencho’nun cansız bedeni Meksiko City’ye doğru uçarken, yeryüzünde bir cehennem tasviri belirdi. CJNG’nin tepkisi anında ve korkunçtu. Meksika medyası bu tür olaylar için özel bir terim üretti yıllar önce: “Narcobloqueos”. Uyuşturucu barikatları. Bu sıradan bir misilleme değildi; bir psikolojik harekâttı. “Liderimiz öldü ama biz hâlâ buradayız ve bu ülkeyi felç edebiliriz” mesajıydı.

Otoyollar kesildi. TIR’lar ateşe verildi. Guadalajara’nın göbeğinde silahlı adamlar araçları durdurdu. Uluslararası havalimanında yolcular, silahlı bir baskın korkusuyla bilet gişelerinin arkasına saklandı. Ama en çarpıcı görüntü, Puerto Vallarta üzerinde yükselen devasa duman bulutlarıydı. Bir zamanlar Amerikalı emeklilerin cenneti olan bu sahil kasabası, bir anda savaş bölgesine dönüştü. Oteller boşaldı, plajlar terk edildi. Şiddet, sadece Jalisco’yla sınırlı kalmadı; Guanajuato’da benzin istasyonlarına saldırıldı, Michoacán’da avokado yolları kesildi, Zacatecas’ta çatışmalar çıktı. Meksika devleti, âdeta bir kalp krizi geçiriyordu ve bu krizin dalgaları tüm organlara yayılıyordu.

İşte tam da bu noktada, olayın boyutu katlanarak büyüyor. Meksika, sadece üç ay sonra dünyanın en büyük spor organizasyonu olan 2026 FIFA Dünya Kupası’na ev sahipliği yapacak. Guadalajara, turnuvanın en önemli host şehirlerinden biri. Şimdi soruyorum size: Dünyanın dört bir yanından milyonlarca turist, El Mencho’nun ölümüyle parçalanan ve kanlı bir halefiyet savaşına hazırlanan CJNG’nin anavatanında, stadyumlara yürürken kendini güvende hissedebilir mi?

Güvenlik analistleri şimdiden alarm zillerini çalıyor. Risk, taraftarların doğrudan hedef alınmasından ziyade, “yanlış ateş hattında” kalmaları. İki kartel fraksiyonunun bir restoranda çatışması ya da bir otoyolun kesilmesi, uluslararası bir skandala dönüşebilir. Sheinbaum yönetimi, stadyumların etrafına “demir yumruk” indireceğini, binlerce askerî bölgeye yığacağını açıkladı. Ancak soru şu: Bir ordu, bir şehri kartellerden tamamen arındırabilir mi, yoksa sadece sorunu birkaç kilometre öteye mi taşır? Meksika için 2026, bir kupanın ötesinde uluslararası arenada prestijini ve güvenliğini kanıtlama sınavı. Ve bu sınav, El Mencho’nun ölümüyle daha da zorlu bir hâle geldi.

Halef kim olacak?

Şimdi asıl kritik soruya geliyoruz: Bundan sonra ne olacak? Tarih, uyuşturucu baronlarının öldürülmesinin çoğu zaman şiddeti azaltmadığını, aksine daha kanlı bir iktidar boşluğu savaşına yol açtığını gösteriyor. El Mencho, örgütü bir arada tutan demir bir yumruktu. Onun yokluğunda, CJNG'nin iki senaryoyla karşı karşıya.

İlk senaryo: İç savaş. El Mencho’nun üvey oğlu ve sağ kolu olarak bilinen Juan Carlos Valencia González, nam-ı diğer “Pelón”, en güçlü aday. Ancak Zacatecas’taki hücre komutanı, Tamaulipas’taki uyuşturucu baronu ya da Jalisco’daki avokado kralı, Pelón’un liderliğini tanıyacak mı? Her biri bağımsızlığını ilan edip kendi bölgesel imparatorluğunu kurmak isteyebilir. Bu, Meksika’yı parçalara ayıracak bir kartel savaşının fitilini ateşleyebilir.

İkinci senaryo: Dış savaş. CJNG’nin zayıflamasını fırsat bilen Sinaloa Karteli, eski müttefikler, Nueva Plaza gibi kopmuş gruplar, kaybedilen toprakları geri almak için harekete geçebilir. Bu durumda Meksika, sadece devlet ile karteller arasında değil, kartallerin kendi arasında da çok cepheli bir savaşa sahne olabilir. Her iki senaryo da halk için aynı anlama geliyor: Daha fazla ölüm, daha fazla korku, daha fazla felç.

Peki tüm bu kaosun ortasında, Meksika devleti bu durumu bir zafer olarak satabilir mi? Claudia Sheinbaum için bu, siyasi kariyerinin en büyük kumarı. “Sıfır cezasızlık” politikası ve “Operación Enjambre” ile yerel yönetimlerdeki yolsuzlukları temizleme çabası, uzun vadede bir anlam ifade edebilir. Ancak kısa vadede, ülke yanarken "başardık" diye bağırmak ne kadar gerçekçi?

El Mencho’nun ölümü, bir canavarın başını kesmekti. Ancak bu canavarın vücudu hâlâ kıvranıyor, hâlâ nefes alıyor ve hâlâ öldürebiliyor. Meksika, bir dönüm noktasında. Ya bu kaosu yönetip, organize suçun belini kırmak için tarihî bir fırsat yakalayacak ya da El Mencho’nun mirası, ülkeyi daha karanlık bir geleceğe sürükleyecek. Önümüzdeki günler, haftalar ve aylar, sadece Meksika’nın değil, tüm bölgenin kaderini belirleyecek. Şu an tek bir şey kesin: 22 Şubat 2026’da Tapalpa’da sıkılan kurşunların yankısı, daha uzun yıllar Meksika’nın dört bir yanındaki dağlarda yankılanmaya devam edecek. Ve o yankının arasında, herkes kulağını vereceği tek bir sorunun cevabını arayacak: “Sıradaki kim?”