05 Ocak 2026

Küresel düzenin iflası ve kaosun yeni kuralları

1910’da “savaş artık imkânsız” diyen dünya, 2026’da bir devlet başkanının askerî uçakla kaçırılmasını izliyor. Venezuela operasyonu; egemenliğin, diplomasinin ve küreselleşme masalının bittiğini ilan eden sert bir kırılma anı.

Nobel ödüllü yazar Norman Angell 1910’da "Büyük Yanılsama" kitabıyla dünyaya yeni bir bakış açısı kazandırdı. Angell, ülkelerin ekonomilerinin birbirine etle tırnak gibi bağlandığını, bu yüzden büyük bir savaşın kazananı bile iflas ettirecek kadar "akıl dışı" olduğunu anlatıyordu. Dönemin siyasetçileri bu tezi o denli benimsediler ki; “Ticaret yapanlar artık savaşmaz, büyük savaşlar imkânsız” yorumlarını yaptılar.

Tarihi biraz ileri saralım. 2026’ın ilk günleri; ABD Özel Kuvvetleri ve yerel paramiliter grupların ortak operasyonuyla, Venezuela Devlet Başkanı sarayından alınıp, elleri kelepçeli bir şekilde Florida'ya giden bir askerî kargo uçağına bindirildi. "Uyuşturucuyla mücadele" ve "demokrasiyi tesis etme" adı altında yapılan bu hamle, Angell'ın 116 yıl önceki tezini bir kez daha, ama bu sefer çok daha vahşice çürüttü.

Venezuela operasyonu, sadece bir tutuklama değil; Birleşmiş Milletler Şartı'nın, egemenlik kavramının ve diplomasi çağının resmen sona erdiğinin ilanıydı. Artık kurallar yok, hakem yok; masada sadece büyük kaosun acımasız matematiği var.

Diplomasi bitti: Orman kanunları geri döndü

Caracas'ta yaşananlar bize şunu gösteriyor: 2026 dünyasında uluslararası hukuk, sadece zayıfları hizaya getirmek için kullanılan bir sopadan ibaret. ABD'nin bir ülkenin seçilmiş liderini, kendi iç hukukuna dayanarak başka bir ülkeden tabiri caizse "paketlemesi", Westphalia Barışı'ndan beri süregelen "devletlerin egemenliği" ilkesini çöpe attı.

Artık hiçbir lider, hiçbir sınır güvende değil. Bu olay, Rusya'ya, Çin'e ve bölgesel güçlere şu mesajı veriyor: Gücünüz yetiyorsa haklısınızdır. Bu, bir diğer deyişle küresel anarşinin fitilinin ateşlendiğini gösteriyor.

Petrol için "demokrasi" maskesi

Otomotiv dünyası elektrikli araçlara geçiş manifestoları yayınlarken, Venezuela hamlesi eski kral petrolün hâlâ ne kadar stratejik olduğunu yüzümüze çarptı. Dünyanın en büyük kanıtlanmış petrol rezervlerine sahip ülkesine yapılan bu operasyon, aslında bir enerji güvenliği harekâtıydı.

Ukrayna ve Orta Doğu krizleriyle yorulan Batı, enerji musluğunu doğrudan kontrolü altına almak istedi. Yeşil enerjiye geçiş söylemleri, arka plandaki bu ham madde yağmasını gizleyen bir perdeden ibaret gibi duruyor. 2026'da demokrasi, ne yazık ki varil fiyatlarına endekslenmiş durumda. Henüz yılın ilk günleri bu sinyali veriyor.

Tedarik zincirine beka sorunu eklendi

Venezuela şoku, küresel ticaretteki güven unsurunu tamamen yok etti desek yanılmış olmayız. Çin ve Küresel Güney ülkeleri, bu hamleyi kendilerine yapılmış bir tehdit olarak algılayıp limanlarını kapatabilir veya nadir toprak elementleri ihracatını durdurabilir. Haksız da sayılmazlar.

Eskiden “En ucuza nereden alırım?" diye düşünen şirketler, şimdi "Hangi ülkeden alırsam malıma el konulmaz?" diye düşünüyor. Tedarik zincirleri artık ekonomik verimliliğe göre değil, askerî ittifaklara göre kuruluyor. Küreselleşme öldü; yaşasın bloklaşma.

Operasyon gerçek miydi?

Venezuela Devlet Başkanı'nın tutuklanma görüntüleri dünyaya düştüğü anda, kaosun dijital cephesi de açıldı. Yapay zekâ ile üretilen milyonlarca "deepfake" video sosyal medyayı ele geçirdi. Kiminde Maduro direniyordu, kiminde halk ABD askerlerini alkışlıyordu, kiminde ise operasyonun tamamen sahte olduğu iddia ediliyordu.

2026'da toplumlar gerçeği, propagandadan ayırt edemiyor. Venezuela olayı, sahada askerî bir operasyon olduğu kadar, zihinlerde yürütülen bir algı savaşına dönüştü. Gözüne bile inanamadığın bir dünyada, otoriteye güven tamamen sıfırlandı.

Türkiye: Fırtınanın ortasındaki denge

Peki, Venezuela depremi Türkiye'yi nasıl etkiliyor? Türkiye, coğrafi kaderi gereği bu kaotik satranç tahtasının tam merkezinde bulunuyor.

ABD'nin bu tek taraflı hamlesi, Türkiye gibi egemenliğine düşkün ve bölgesel gücünü kanıtlamış devletler için kritik bir eşik. 2026 şartlarında Türkiye'nin stratejik hedefi, yani kendi silahını üretmesi, kendi enerjisini araması ve kendi ittifaklarını kurması, artık bir tercih değil, bir zorunluluk. Uzun yıllardır atılan adımlar da bugün daha anlamlı hâle geliyor.

Doğu ile Batı arasındaki köprüler yıkılırken, Türkiye'nin her iki tarafla da konuşabilen nadir aktörlerden biri olması, onu bu kaos ortamında vazgeçilmez kılıyor.

Batı'nın yaşlanan nüfusu ve Doğu'nun agresif üretim gücü arasında Türkiye; üretim esnekliği, askerî gücü ve enerji koridoru olmasıyla vazgeçilemez bir ülke hâline geldi. Küresel sistemin iflas ettiği yerde, Türkiye'nin kendi bölgesinde kurmaya çalıştığı ilişkiler önem kazanıyor.

Emniyet kemerlerinizi bağlayın

Venezuela'daki tutuklama; bir son değil, başlangıç. 1914'te bir prensin vurulması dünyayı nasıl ateşe attıysa, 2026'da bir başkanın tutuklanması da "Büyük Kaos"un kapılarını sonuna kadar açma potansiyeline sahip.

Eski dünyanın kurallarına güvenenler kaybedecek. Yeni dünyanın kuralı basit: Güçlü olan kuralı koyar, hızlı olan hayatta kalır. 2026, tarihin yeniden, kan ve demirle yazılmaya başlandığı yıl olarak tarihî bir sene olduğunu yılın ilk günlerinde hissettirdi.

Yine, yeni, yeniden: Soğuk Savaş

Tarih kitapları 2026 yılını büyük ihtimalle "Soğuk Savaş"ın bittiği değil, "Sıcak Kaos"un başladığı yıl olarak yazacak. Yıllarca bize anlatılan o pürüzsüz, sınırların kalktığı ve herkesin kardeşçe ticaret yaptığı dünya hayalinin sonu artık çok yakın. Yerini duvarların yükseldiği, herkesin kendi başının çaresine baktığı sert bir gerçeklik aldı.

90'lı yıllarda estirilen o iyimser rüzgârı hatırlarsınız. Ticaret arttıkça savaşların biteceği, ülkelerin birbirine daha çok yaklaşacağı söyleniyordu. Ancak 2026'dan geriye bakınca gördüğümüz şey, bu hayalin görkemli bir cenaze töreninden ibaret olduğu. Küreselleşme can çekişmiyor, o çoktan öldü. Şu an yaşadığımız şey, onun miras kavgası. Ve bu kavganın kuralları bildiğimiz her şeyi değiştiriyor.

Ucuzluğun yerine sağlamlık alıyor

2026 itibarıyla dünya ekonomisi, en ucuza üretme takıntısını bir kenara bıraktı. Artık tek kural var o da dayanıklı olmak. Eskiden bir otomobilin parçalarının 40 farklı ülkeden gelmesi büyük bir başarı sayılırdı. Bugün ise bu durum, bir güvenlik sorunu olarak görülüyor. Çin ve Amerika arasındaki gerilim, artık sadece vergilerle değil, doğrudan yasaklarla yürüyor.

Ülkeler, "İhtiyaç olunca sipariş ederiz" mantığından, "Depoya koyalım, ne olur ne olmaz" mantığına geçti. Bu yeni düzende hayat pahalılığı geçici bir dalgalanma değil, bu yeni güvenlik anlayışının bir bedeli. Ucuz iş gücü ve ucuz enerji devri kapandı. Satın aldığımız her ürünün fiyatında artık sadece üretim maliyeti yok; risk parası ve güvenlik masrafı da var.

Lidersiz dünya ve güçlünün hukuku

Bir zamanlar dünyanın sorunlarını çözmek için toplanan Birleşmiş Milletler veya NATO gibi kurumlar, son on yıldır azalan etkilerini 2026'da tamamen kaybedebilir. Karşımızda lidersiz bir dünya var. Kimsenin direksiyonda olmadığı bu ortama da kaos hâkim.

Bu otorite boşluğu, bölgesel güçler için hem büyük riskler hem de fırsatlar doğuruyor. Artık uluslararası hukuk dediğimiz kurallar, sadece güçlünün zayıfa dayattığı temennilerden ibaret. Azerbaycan'dan Afrika'nın içlerine kadar yaşanan çatışmalar bize şunu öğretti: Sahada askeriniz ve masada bilek gücünüz yoksa, haklı olmanızın kimseye bir faydası yok. Diplomasi artık takım elbiseli büyükelçilerin nezaket ziyaretleriyle değil, insansız hava araçları ve istihbarat raporlarıyla yürütülüyor.

Kötü günler bitti, şimdi daha kötüleri mi geliyor?

2026 yılı bize rahat günlerin bittiğini haykırıyor. Eski dünya düzeninin cenazesi kalktı, yas tutmak içinse vaktimiz yok. Yeni kural çok basit: Büyük olan değil, hızlı olan; güçlü olan değil, duruma ayak uyduran hayatta kalacak.

İster bir devlet olun ister bir şirket isterse sade bir vatandaş; yeni çağda en büyük sermayeniz bankadaki paranız değil, belirsizliği yönetme beceriniz olacak gibi gözüküyor.

Podcast

19 December 2023
Doç. Dr. Hasan T. Kerimoğlu
Darbeler, İhanetler ve İsyanlar
28:19
0:01

Url kopyalanmıştır...