14 Ağustos 2026

Eyalet seçimleri Almanya’da siyasi kültürü değiştirecek mi?

Eylül 2026’daki üç eyalet seçimi, Almanya’da hükümetin geleceği ve siyasi dengeler açısından kritik bir dönemeç olacak. AfD’nin yükselişi, CDU-SPD koalisyonundaki çatlaklar ve eyaletlerde değişen güç dengeleri, Berlin’in önündeki siyasi sınavı büyütüyor.

Almanya'da eyalet seçimleri, birçok farklı liberal demokrasideki bölgesel seçimlere kıyasla daha sık gerçekleşiyor. Bu durum siyasi sistemi ve bilhassa federal hükûmeti, ulusal ruh hâline ve bölgesel hoşnutsuzluk dalgalarına karşı hem daha duyarlı hem de daha kırılgan hâle getiriyor.

Federalizm, liberal demokrasinin hem kendine has bir özelliği hem de onu geliştiren bir unsurdur; daha fazla ince ayar ve çoğulculuğa imkân tanırken, demokratik kilitlenmelere de yol açabilir. Almanya Federal Cumhuriyeti federal bir siyasi sistemdir. Böyle bir demokratik varyantta, eyalet seçimleri siyasi onay derecesinin göstergeleri olarak görülebilir. Bu durum, ulusal düzeyi ve hükûmet politikalarının ivme kazanıp kaybetmediğini doğrudan ilgilendirir. Kısacası, hükûmetin gidişatını değiştirebilir. Eyalet liderleri koltuklarını koruma telaşı içindedir ve ulusal düzeyde günah keçileri arayışına girebilirler. Dahası, Alman parlamentosu iki meclisten oluşur: Bundestag (Federal Meclis) ve Bundesrat (Federal Konsey). İkincisi, eyalet hükûmeti temsilcilerinden meydana gelir; bu da eyalet başbakanlarının ve belediye başkanlarının federal yasama sürecine dahil olduğu anlamına gelir.

Alman federal hükûmeti neden baskı altında?

Eylül 2026'da Doğu Almanya'da üç eyalet seçimi bulunuyor: Saksonya-Anhalt seçimlerini 6 Eylül'de gerçekleştirecekken, Mecklenburg-Vorpommern ve Berlin vatandaşları ise oylarını iki hafta sonra, yani 20 Eylül'de kullanacaklardır. Alman federal hükûmeti; Şansölye Friedrich Merz'in muhafazakâr Hristiyan Demokrat Birliği (CDU) ile onun Bavyera'daki kardeş partisi Hristiyan Sosyal Birliği (CSU) ve zengin bir geleneğe sahip ancak günümüzde mütevazı bir kadere mahkûm kalmış, bir nebze sol eğilimli ve liberal Sosyal Demokrat Parti'den (SPD) oluşan bir koalisyondur. Her iki parti de geleneksel olarak ulusun büyük kesimlerini bir araya getiren popüler kitle partileri (catch-all) olageldi ancak özellikle Sosyal Demokratlar son yıllarda geri planda kaldı. Ulusal anketler, bu partilerin artık anketlerde önde olmadığını ve bir sonraki federal seçimlerin ardından iktidarda kalmakta zorlanabileceklerini gösterir.

Son birkaç ayda Merz kabinesi işleri pürüzsüzce yürütmekte ve suları durultmakta zorlandı. Bu durum, siyasi makamlarda küçük çaplı bir kabine revizyonu ile sonuçlandı. Hükûmet, özellikle İran Savaşı kaynaklı enerji krizinin uzattığı ve/veya daha da kötüleştirdiği Alman ekonomik darboğazı nedeniyle ciddi bir baskı altındadır. Bazı kapsamlı reform girişimlerinde bulunulmuş olsa da kamuoyu desteği düşük kaldı. Bir hükûmet komisyonu tarafından önerilen hedefe yönelik emeklilik reformu, Doğu Almanyalı üç eyalet başbakanı tarafından reddedildi. Bu liderlerin tamamının Hristiyan Demokrat Birlik temsilcisi olması ve Doğu Almanyalıların 45 yıllık çalışma süresinin ardından emekliliğe başvurma olasılığının daha yüksek olduğunu savunmaları, parti içi birliği bilhassa zedeledi. Yalnızca 65 yaşında normal emekliliği şart koşan bu reform ile bahsi geçen özel kuralın kaldırılması öngörülüyor. Saksonya-Anhalt Başbakanı Sven Schulze, reforma karşı çıkan eyalet hükümeti başkanlarından biridir.

Saksonya-Anhalt eyalet seçimi

Saksonya-Anhalt'ta aşırı sağcı Almanya için Alternatif (Alternative für Deutschland; AfD), anketlerde %40'ın üzerinde oy oranıyla liderliğini sürdürüyor ve hatta bir koalisyon ortağına bile ihtiyaç duymayabilir. Parlamentoda yer alması muhtemel diğer tüm partiler (biri hariç), başbakanlık için yarışan AfD'li siyasetçi Ulrich Siegmund lehine oy kullanma ihtimalini dahi değerlendirmeyi reddediyor. Kuşkusuz Siegmund siyasi bir yükselişte ve sözlerini sakınarak konuşmaya gayret ediyor. Ancak eyalet ve ulusal siyasetini altüst etmeyi amaçlıyor. Bu doğrultuda, Saksonya-Anhalt'ın da taraf olduğu eyaletler arası medya anlaşması gibi kamu kuruluşlarını ve kurumlarını lağvetmeyi veya yeniden yapılandırmayı planlıyor. Siegmund, bu yapıları AfD'nin aleyhine olacak biçimde taraflı davranmakla suçluyor. Schulze liderliğindeki mevcut hükûmet ise kendi partisi CDU, SPD ve Hür Demokrat Parti'den (FDP) oluşuyor.

Mecklenburg-Vorpommern eyalet seçimi

Mecklenburg-Vorpommern'de Başbakan Manuela Schwesig (SPD) yeniden seçilmek için yarışıyor. Şu anda tek koalisyon ortağı Sol Parti'dir (Die Linke). Eylül 2026 seçimlerinden sonra, ek bir ortak olarak Yeşiller'e ihtiyaç duyulabilir. Bir Insa anketine göre Yeşiller tam da %5 barajındadır. Güncel SPD standartlarına göre anketlerdeki %29'luk oran muazzam bir sonuç sayılır. CDU ise Sol Parti'nin bir yüzde puanı gerisinde kalarak %10 ile kenara itildi. Diğer partileri tedirgin eden asıl mesele ise AfD'nin yaklaşık %36 seviyesinde olmasıdır ancak bu oran hükûmet kurmak için yine de yeterli olmayacaktır.

Berlin eyalet seçimi

Almanya'nın başkenti Berlin'de sosyalist Sol Parti yaklaşık %21 ile anketlerde en güçlü parti konumundadır. Ancak hemen arkasındaki üç partiyle -CDU, AfD ve Yeşiller- başa baş bir yarış sürüyor. Refah meseleleri, sosyal adalet ve Sol Parti'nin büyük gayrimenkul yatırımcılarını kamulaştırma hamlesi, bir Civey anketinde SPD'nin %12'de kaldığı ve bir zamanlar Sosyal Demokratların kalesi olan bu şehri sosyalist partinin devralmasına yardımcı oldu. Görevdeki Kai Wegner (CDU) talihsiz bir tercih oldu ve geçtiğimiz ay yeniden seçilme hedeflerinden vazgeçmek zorunda kaldı. Wegner'in koalisyon ortağının SPD olması, Eylül 2026'da iktidar partileri açısından nelerin tehlikede olduğunu gözler önüne seriyor. Bir sonraki belediye başkanı olması en muhtemel isimler Stefan Evers (CDU) ve Elif Eralp'tir (Sol Parti).

AfD'nin endişe verici yükselişi ve genel bir siyasi kriz

AfD'nin ivme kazanmasıyla birlikte en çok kaybedecek olan taraf CDU'dur. AfD'nin Saksonya-Anhalt'ta elde edeceği ezici bir zafer, yeni palazlanan bu partiyle nasıl başa çıkılacağı konusunda parti içi çalkantıları tetikleyebilir. Saksonya-Anhalt'taki yıkıcı anket sonuçlarına rağmen sol partiler, Mecklenburg-Vorpommern ve Berlin'de iktidardaki konumlarını sağlamlaştırabilir veya hükûmeti devralabilirler. Ne olursa olsun, bu anlık görünüm uzun vadede yanıltıcı olabilir. Aşırı sağ, siyasi sistemi kökten değiştirmeye çabalıyor. Bilindiği üzere AfD, etnik açıdan homojen ve daha az liberal bir Almanya'nın özlemini çekiyor. Üstelik demokratik kuralları ve kurumları hiçe sayıyor. Kimi uzmanların bir Avrupa sağ popülist normalliği olarak gördüğü bu durum, Alman demokratik yönetim düzeni için muazzam bir sınama teşkil edebilir.

Podcast

19 December 2023
Doç. Dr. Hasan T. Kerimoğlu
Darbeler, İhanetler ve İsyanlar
28:19
0:01

Url kopyalanmıştır...