14 Ağustos 2026

Kuril Adaları’nda güç mücadelesi kızışıyor

Putin’in Kuril Adaları ziyareti, Rusya-Japonya arasındaki tarihsel ihtilafı yeniden alevlendirirken, bölgedeki askerî dengeleri de gündeme taşıdı. Ziyaret Asya-Pasifik’te değişen güç dengelerini, Rusya’nın stratejik çıkarlarını ve Japonya’nın güvenlik politikalarındaki dönüşümü gözler önüne seriyor.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Ağustos 2026'da Japonya'nın da üzerinde hak iddia ettiği ve "Kuzey Bölgeleri" olarak adlandırdığı Kuril Adaları'na gerçekleştirdiği tarihî ziyaret, Asya-Pasifik bölgesindeki jeopolitik fay hatlarını bir kez daha tetikledi. Putin'in bir Rus devlet başkanı olarak bu ihtilaflı takımadalara yaptığı bu ilk ziyaret, sembolik bir gövde gösterisi ve değişen küresel güç dengelerinin, sert gücün ve uluslararası ilişkilerdeki realizm paradigmasının sahaya yansımış en net hâlidir. Ziyaretin Rusya Pasifik Filosu'nun bölgedeki kapsamlı askerî tatbikatlarının hemen ardından gerçekleşmesi ve Japonya'nın en üst düzeyde (Başbakan Sanae Takaichi ve Dışişleri Bakanı Toshimitsu Motegi) sert protestolarına maruz kalması, Moskova ile Tokyo arasındaki diplomatik köprülerin büyük ölçüde atıldığını gösteriyor.[1]

Uluslararası ilişkilerde mevcut krizleri anlamlandırmak, ancak meselenin tarihsel kökenlerine inmekle mümkündür. Japonya ve Rusya arasındaki Kuril Adaları sorunu, 19. yüzyılın ortalarına kadar uzanan karmaşık bir imparatorluklar arası rekabetin ürünüdür. İki ülke arasındaki ilk resmî sınır çizimi, 1855 tarihli Shimoda Antlaşması ile yapılmış ve bu antlaşma kapsamında İturup, Kunaşir, Şikotan ve Habomai adaları Japonya'nın kontrolüne bırakılırken, kuzeydeki adalar Rusya'nın egemenliğinde kaldı. Daha sonra 1875 St. Petersburg Antlaşması ile Japonya, Sahalin Adası'ndaki haklarından vazgeçmesi karşılığında Kuril Adaları'nın tamamı üzerinde egemenlik kurdu. Bu tarihsel arka plan, Japonya'nın bugün söz konusu dört güney adasını "tarihsel ve devredilemez anavatan toprağı" olarak nitelendirmesinin hukuki ve psikolojik temelini oluşturuyor.[2]

Ancak bu statüko, İkinci Dünya Savaşı'nın son günlerinde köklü bir yıkıma uğradı. 1945 yılının Şubat ayında gerçekleşen Yalta Konferansı'nda müttefik güçler, Sovyetler Birliği'nin Pasifik Savaşı'na dâhil olması karşılığında Kuril Adaları'nın Moskova'ya verilmesini zımnen kabul etti. Ağustos 1945'te Sovyet ordusu, adaları işgal ve ilhak etti, bölgedeki binlerce Japon vatandaşı zorla tahliye edildi. Soğuk Savaş'ın başlangıcında imzalanan 1951 San Francisco Barış Antlaşması'nda Japonya "Kuril Adaları" üzerindeki tüm haklarından feragat etmiş olsa da antlaşmada bu adaların Sovyet egemenliğine bırakıldığına dair açık bir ibare yer almadı. Üstelik Tokyo yönetimi, işgal edilen güney adalarının coğrafi ve hukuki olarak "Kuril" zincirinin değil, Hokkaido'nun doğal bir uzantısı olduğunu savunarak bu bölgeleri antlaşma kapsamı dışında tuttu. Bu hukuki muğlaklık, sorunun bugüne dek çözümsüz kalmasının başlıca nedenidir.[3]

Moskova için adalardan öte bir güvenlik meselesi

Uluslararası ilişkiler teorilerinden realizm, devletlerin anarşik bir uluslararası sistemde kendi bekalarını sağlamak adına gücü, özellikle de askerî gücü maksimize etmeye çalıştıklarını savunur. Kuril Adaları meselesine realist bir perspektiften bakıldığında, adaların Moskova için sıradan bir toprak parçası olmaktan ziyade, hayati bir ulusal güvenlik ve stratejik derinlik meselesi olduğu açıkça görülüyor. John Mearsheimer'ın "saldırgan realizm" yaklaşımına göre, büyük güçler çevrelerindeki deniz yollarını ve stratejik geçiş noktalarını kontrol altında tutmak zorundadır. Kuril Adaları, Rusya'nın Pasifik Okyanusu'na açılan kapısıdır. Adalar zinciri, Okhotsk Denizi'ni dış müdahalelere kapalı bir "iç deniz" veya askerî jargondaki adıyla bir "kale" hâline getiriyor.[4]

Bu stratejik "kale" konsepti, Rusya'nın nükleer caydırıcılığı açısından kritik bir role sahiptir. Rus Pasifik Filosu'na ait nükleer balistik füze denizaltıları, Okhotsk Denizi'nin güvenli sularında devriye geziyor ve Rusya'nın "ikinci vuruş" kapasitesini garanti altına alıyor. Eğer Rusya, tartışmalı güney adalarını Japonya'ya (ve dolaylı olarak ABD'nin askerî nüfuz alanına) iade ederse, Okhotsk Denizi'nin güvenliği delinecek ve düşman denizaltıları ile dinleme sistemleri Rus nükleer kuvvetlerini tehdit edebilir hâle gelecektir. Nitekim Putin'in İturup ziyaretinden hemen önce Sakhalin'de Pasifik Filosu'nun tatbikatlarını denetlemesi, Rusya'nın bu jeopolitik gerçekliği Japonya'ya ve Batı'ya bir kez daha hatırlatma çabasıdır.[5]

Putin'in adaları ziyareti ve askerî tesisleri teftiş etmesi; adaların askerîleştirilmesi sürecinin de bir teyididir. Son yıllarda Rusya, bölgedeki askerî altyapısını devasa oranda güçlendirdi, adalara Bastion kıyı savunma füze sistemleri ve Su-35 savaş uçakları konuşlandırdı. Klasik bir güç dengesi hamlesi olan bu adım, diplomasi masasında taviz verilmeyeceğinin sahaya yansımış bir deklarasyonudur. Realist bakış açısıyla, diplomasi ancak gücün gölgesinde işler; Rusya'nın bu adımları, Japonya'nın ada üzerindeki revizyonist taleplerini caydırmayı ve statükoyu fiilen kalıcılaştırmayı hedefliyor. Moskova, askerî altyapısını güçlendirerek bölgedeki deniz ticaret yolları üzerinde de mutlak bir kontrol sağlıyor.

Ukrayna Savaşı, Kuril krizini küreselleştiriyor

Güncel dinamiklere bakıldığında, 2022 yılında başlayan Ukrayna Savaşı'nın bu bölgesel ihtilafı nasıl küresel bir boyuta taşıdığı daha iyi anlaşılabilir. Rusya'nın Ukrayna'yı işgali sonrasında Japonya, G7 ülkeleriyle tam bir uyum içinde hareket ederek Rusya'ya ağır ekonomik yaptırımlar uyguladı ve Kiev'e savunma desteği sağladı. Bu durum, eski Başbakan Shinzo Abe döneminde kurulan "ekonomik iş birliği karşılığında barış antlaşması" vizyonunu tamamen çöpe attı. Rusya yönetimi, Tokyo'nun bu tutumunu "kışkırtmasız ve düşmanca" olarak nitelendirdi, Japonya'yı ulusal güvenliğine doğrudan bir tehdit olarak kodladı. Putin'in ziyareti, Japonya'nın Batı blokundaki aktif rolüne karşı Moskova'nın Asya'da verdiği asimetrik bir yanıttır ve ilişkilerin yakın gelecekte onarılamayacağının altını çiziyor.

Japonya cephesinden gelen diplomatik protestolara bakıldığında, iç politika ile dış politika arasındaki etkileşimi açıklayan oyun teorisinin izleri görülüyor. Japonya Başbakanı Sanae Takaichi'nin, Putin'in ziyaretini "Kesinlikle kabul edilemez" olarak nitelendirmesi ve bunun Japon halkının duygularını yaraladığını belirtmesi, sadece uluslararası hukuku savunmakla ilgili değildir. Japon hükûmeti, milliyetçi ve muhafazakâr iç seçmen tabanını tatmin etmek ve Japonya'nın toprak bütünlüğü konusundaki kararlılığını sergilemek zorundadır. Dışişleri Bakanı Toshimitsu Motegi'nin Rus Büyükelçisi Nikolay Nozdrev'i çağırarak sert bir nota vermesi, diplomatik rutinin bir parçası olsa da Japonya'nın Pasifik'teki artan Çin-Rus askerî iş birliği karşısındaki derin endişelerini yansıtıyor. Ancak Tokyo'nun elindeki asıl sorun, bu haklı protestoları destekleyecek sert güç kapasitesinden ve eylem alanından yoksun olmasıdır.[6]

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Kuril Adaları’na yönelik ziyaretinin sonuçlarını ve bu krizin nihai etkilerini jeopolitik ve tarihsel bağlamda daha derinlemesine değerlendirdiğimizde, meselenin salt bir sınır anlaşmazlığının çok ötesine geçtiğini görürüz. Tarihsel perspektiften bakıldığında bu çözümsüzlük, İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan uluslararası sistemin Pasifik'teki en büyük "hukuki ve diplomatik enkazlarından" biridir. 1951 San Francisco Barış Antlaşması'nın kasıtlı muğlaklığı, Soğuk Savaş'ın başlangıcında ABD'nin Japonya ile Sovyetler Birliği'nin yakınlaşmasını engellemek amacıyla kullandığı stratejik bir hamleydi. Bugün gelinen noktada ise bu tarihsel miras, Asya-Pasifik'te kalıcı bir barış mimarisinin kurulmasını imkânsız kılan bir kilit taşına dönüştü. Tarih, bu adaları yalnızca bir toprak parçası olarak değil, küresel savaşların ve imparatorluk iddialarının faturası olarak kaydetti; bu nedenle her iki ülkenin de iç siyasetinde bu adalardan taviz vermek, tarihsel bir hezimet olarak kodlanıyor.

Kuril Adaları, yeni Soğuk Savaş’ın cephesi mi?

Jeopolitik açıdan meseleyi genişlettiğimizde, Kuril Adaları'nın artık sadece Moskova ve Tokyo arasındaki ikili bir mesele olmaktan çıkıp, ABD-Japonya ittifakı ile Çin-Rusya stratejik ortaklığı arasındaki "yeni Soğuk Savaş'ın" ön cephesi hâline geldiği görülüyor. Rusya'nın adalara yerleştirdiği K-300P Bastion-P kıyı savunma sistemleri ve S-400 hava savunma bataryaları, Çin'in Güney Çin Denizi'nde uyguladığı A2/AD (Geçişi Önleme/Bölgeyi Reddetme) stratejisinin Kuzey Pasifik'teki yansımasıdır. Rusya bu adaları askerîleştirerek, olası bir Pasifik krizinde (örneğin bir Tayvan senaryosunda) ABD Donanması'nın kuzeyden Okhotsk Denizi'ne ve Rusya'nın doğu kıyılarına erişimini fiziken bloke etmeyi amaçlıyor. Bu bağlamda Kuril Adaları, Avrasya karasal güçlerinin (Rusya ve Çin) deniz güçlerine (ABD ve Japonya) karşı kurduğu doğal bir bariyer işlevi görüyor.

Bu jeopolitik kuşatma hali, Japonya'nın güvenlik paradigmasında da tektonik kırılmalara yol açıyor. Japonya'nın güvenlik ikilemi konsepti çerçevesinde hissettiği varoluşsal tehdit, Tokyo'yu İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana sürdürdüğü pasifist savunma politikasını (Anayasa'nın 9. maddesi) fiilen esnetmeye itti. Rusya ve Çin donanmalarının Japonya'nın etrafını turlayarak gerçekleştirdikleri ortak devriyeler ve Kuril Adaları'ndaki Rus askerî yığınağı, Japonya'nın savunma bütçesini gayrisafi yurt içi hasılasının %2'sine çıkarma ve "düşman üslerini vurma kapasitesi" edinme kararlarının ana katalizörü olmuştur. Dolayısıyla Kuril krizi, Japonya'nın yeniden uyanan bir askerî güce dönüşmesinin ve Pasifik'te daha agresif bir caydırıcılık mimarisi inşa etmesinin en önemli meşrulaştırıcı araçlarından biridir.

Realpolitik bir düzlemde Putin'in ziyareti, eski Japonya Başbakanı Şinzo Abe döneminde yıllarca süren ve "iki adanın iadesi karşılığında barış" formülüne dayanan pragmatik diplomasinin tabutuna çakılan son çividir. Ukrayna Savaşı'nın patlak vermesiyle Japonya'nın Batı blokuyla tam entegre olarak Rusya'ya ağır yaptırımlar uygulaması, Moskova'nın Asya'daki statükoyu sert güçle koruma refleksini tetikledi. Rusya'nın mesajı nettir: Ekonomik iş birliği vaatleri veya diplomatik şirinlikler, Rusya'nın toprak bütünlüğü ve güvenlik çıkarlarının önüne geçemez. Ziyaretin Pasifik Filosu denetimiyle eşzamanlı yapılması, diplomasinin artık masada değil, namlunun ucunda şekilleneceğini Japonya'ya ve onun en büyük müttefiki ABD'ye dikte ediyor.

Sonuç olarak, Kuril Adaları ihtilafı üzerine yapılan bu geniş çaplı değerlendirme, Asya-Pasifik'in geleceğine dair karamsar ama gerçekçi bir tablo sunuyor. Önümüzdeki on yıllarda bu adalar üzerinden bir barış antlaşması imzalanması ihtimali sıfıra yakındır. Aksine, bölge donmuş bir çatışma alanından, aktif bir askerî yığınak ve gövde gösterisi sahasına evrildi. Kuril Adaları; Rusya için nükleer denizaltılarını koruyan aşılamaz bir kale duvarı, Japonya için asla vazgeçilemeyecek bir milli onur ve toprak meselesi, ABD ve Çin için ise Pasifik hegemonyası satrancında kritik bir piyon olmaya devam edecektir. Diplomasi kanallarının tıkanması, bölgeyi tamamen güç dengesi politikalarının ve karşılıklı caydırıcılık doktrinlerinin insafına bıraktı.

Notlar

[1] "Japan summons Russian envoy over Putin's visit to disputed island", Anadolu Agency, https://www.aa.com.tr/en/asia-pacific/japan-summons-russian-envoy-over-putins-visit-to-disputed-island/4026242, (Erişim Tarihi: 14.08.2026).

[2] "Japan condemns Putin’s visit to Kuril Islands: What is the dispute about?",  mint, https://www.livemint.com/news/world/japan-condemns-vladimir-putin-s-visit-to-kuril-islands-what-is-the-dispute-about-11786631265160.html, (Erişim Tarihi: 14.08.2026).

[3] "Putin angers Japan with visit to islands seized by Soviet Union in WWII", The Washington Post, https://www.washingtonpost.com/world/2026/08/13/putin-angers-japan-with-visit-islands-seized-by-soviet-union-wwii/, (Erişim Tarihi: 14.08.2026).

[4] Mearsheimer, J. J. (2001). The tragedy of great power politics. W.W. Norton & Company.

[5] Fraser Jr, R. J. (1993). The Kuril Islands dispute: an obstacle in Russo-Japanese relations.

[6] "Putin visits Kuril Islands, drawing sharp protest from Japan", India Today, https://www.indiatoday.in/world/story/kuril-islands-dispute-putin-visits-iturup-japan-protests-ptag-2970200-2026-08-13, (Erişim Tarihi: 14.08.2026).

Podcast

19 December 2023
Doç. Dr. Hasan T. Kerimoğlu
Darbeler, İhanetler ve İsyanlar
28:19
0:01

Url kopyalanmıştır...