09 Şubat 2026

Enerjide millî vizyon: Erbakan ve nükleer gelecek

Nükleer enerji; enerji güvenliği, teknolojik atılım ve ulusal bağımsızlığın anahtar unsurlarından biridir. Türkiye için bu alan, dışa bağımlılığı azaltan ve kalkınmayı hızlandıran stratejik bir tercih olarak öne çıkarken, Erbakan’ın vizyonu bu sürecin temelini oluşturuyor.

Enerji; modern dünyada yalnızca kalkınmanın temel girdisi değil, aynı zamanda devletlerin bağımsızlık düzeyini, uluslararası sistemdeki ağırlığını ve geleceğe dair iddialarını belirleyen en stratejik unsurlardan biridir. Artan nüfus, sanayileşme, teknolojik gelişmeler ve dijitalleşme, ülkelerin enerji ihtiyacını her geçen gün daha da artırıyor. Bu çerçevede enerji arzının sürekliliği, güvenliği ve sürdürülebilirliği, devlet politikalarının merkezine yerleşti. İşte bu noktada nükleer enerji; yüksek kapasitesi, sürekliliği ve stratejik niteliğiyle öne çıkan bir enerji kaynağı olarak dikkat çekiyor.

Türkiye için nükleer enerji, stratejik bir gereklilik olarak ortaya çıkıyor. Ülkenin fosil yakıt rezervleri sınırlı olduğundan ve enerji ihtiyacı da hızla arttığından dolayı dışa bağımlılık yüksek düzeydedir. Bu bağlamda; nükleer enerji, enerji arz güvenliğini artırmak, dışa bağımlılığı azaltmak ve elektrik üretiminde sürekliliği sağlamak açısından kritik bir öneme sahip. Bu nedenle nükleer enerji, yalnızca bir üretim kaynağı değil; aynı zamanda teknolojiye, bilimsel altyapıya ve ulusal egemenliğe sahip olmanın simgesel bir unsuru hâline geliyor.

Prof. Dr. Necmettin Erbakan da nükleer enerjiyi millî kalkınmanın ve enerji bağımsızlığının temel taşlarından biri olarak değerlendirmiştir. Ona göre; bu vizyon doğrultusunda atılacak her adım, Türkiye’nin enerji güvenliğini güçlendirecek, teknolojik kapasitesini artıracak ve ülkeyi uluslararası arenada daha güçlü, bağımsız ve stratejik bir konuma taşıyacaktır.

Nükleer enerji ve ulusal güç ilişkisi

Nükleer enerji, atom çekirdeğinin parçalanması (fisyon) veya birleşmesi (füzyon) sonucu açığa çıkan büyük miktardaki enerjinin kontrollü bir şekilde elektrik üretiminde kullanılmasıdır. Diğer enerji kaynaklarıyla karşılaştırıldığında:

  • Çok yüksek enerji yoğunluğuna sahiptir.
  • Sürekli ve kesintisiz üretim sağlamaktadır.
  • Dış hava koşullarına bağlı değildir.
  • Düşük karbon salımı ile çevresel açıdan önemli avantajlar sunmaktadır.

Bu özellikler, nükleer enerjiyi özellikle sanayileştirdi ve sanayileşmeyi hedefleyen ülkeler için vazgeçilmez bir seçenek hâline getirdi. Günümüzde birçok gelişmiş ülke, enerji güvenliğini sağlamak ve fosil yakıtlara bağımlılığı azaltmak amacıyla nükleer enerjiyi stratejik bir araç olarak kullanıyor.

Nükleer enerjiye sahip olmak, yalnızca enerji üretimiyle sınırlı bir kazanım değildir. Bu alan; ileri mühendislik, yüksek düzeyde bilimsel bilgi, gelişmiş sanayi altyapısı ve nitelikli insan kaynağı gerektirir. Dolayısıyla nükleer enerji yatırımları, ülkelerin teknoloji üretme kapasitesini artırıyor; savunma sanayi, uzay teknolojileri, tıp ve malzeme bilimi gibi birçok alanda çarpan etkisi oluşturuyor. Bu yönüyle nükleer enerji, ekonomik ve teknolojik bağımsızlığın temel dayanaklarından biri olarak değerlendiriliyor.

Türkiye gibi enerji ihtiyacı hızla artan, sanayileşme hedefi olan ve dışa bağımlılık sorunu yaşayan bir ülke için nükleer enerji; enerji arz güvenliğini güçlendiren, elektrik üretiminde süreklilik sağlayan, cari açığı azaltan ve teknolojik gelişimi hızlandıran stratejik bir seçenektir. Bu bağlamda Türkiye’nin nükleer enerjiye yönelmesi, yalnızca bugünün ihtiyaçlarını değil, gelecek nesillerin enerji güvenliğini de garanti altına alma anlamı taşıyor.

Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın nükleer enerji vizyonu

Prof. Dr. Necmettin Erbakan, nükleer enerji konusunu Türkiye’de gündeme taşıyan ve bu alanda millî bir duruş sergileyen en önemli devlet ve fikir adamlarından birisidir. Bir mühendis, akademisyen ve sanayici kimliğine sahip olan Erbakan, nükleer enerjiyi yalnızca bir enerji kaynağı olarak değil, “tam bağımsız Türkiye” idealinin vazgeçilmez bir unsuru olarak gördü.

Erbakan’a göre; “Enerjide bağımsız olmayan bir ülke, sanayide de siyasette de bağımsız olamaz.” Ona göre Türkiye, enerjide dışa bağımlı olduğu sürece ekonomik ve siyasi alanda gerçek anlamda özgür olamaz. Bu anlayış doğrultusunda Erbakan, nükleer enerjiyi Türkiye’nin uzun vadeli kalkınma stratejisinin ayrılmaz bir parçası olarak gördü ve bu alandaki yatırımların millî teknoloji ve mühendislik ile desteklenmesi gerektiğini savundu.

Bu anlayış doğrultusunda Erbakan, henüz nükleer enerji dünya genelinde sınırlı sayıda ülkenin gündemindeyken, Türkiye’nin bu alanda mutlaka yer alması gerektiğini savundu. Ona göre nükleer enerjiye sahip olmak, Türkiye’nin yalnızca enerji ihtiyacını karşılaması değil; aynı zamanda ileri teknoloji ligine yükselmesi anlamına geliyordu.

Nükleer enerjiye ilişkin eleştiriler genellikle güvenlik ve çevresel riskler üzerine odaklansa da modern nükleer teknolojiler, çok katmanlı güvenlik sistemleri ve uluslararası denetimler sayesinde bu riskleri minimuma indirir. Erbakan’ın yaklaşımı da bu noktada önemlidir; o, nükleer enerjinin reddedilmesini değil, “bilimsel akıl, millî kontrol ve yerli teknoloji” ilkeleriyle güvenli bir şekilde kullanılmasını savunur.

Erbakan’ın vizyonunda nükleer enerji, ağır sanayi hamlesi ve millî kalkınma hedefleriyle doğrudan ilişkilidir. Sanayi üretimi, enerjiye bağlıdır; enerji üretimi ise teknoloji ve bilgi altyapısı gerektirir. Bu bütüncül yaklaşım, nükleer enerjinin yalnızca bir elektrik kaynağı değil, aynı zamanda ulusal bağımsızlık, teknolojik ilerleme ve ekonomik güçle iç içe geçen stratejik bir kaynak olduğunu gösterir.

Ağır sanayi hamlesi ve nükleer enerji

Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın öncülüğünü yaptığı “Ağır Sanayi Hamlesi”, nükleer enerji vizyonunun somut zeminini oluşturuyor. Erbakan, sanayi olmadan kalkınmanın, enerji olmadan sanayinin, teknoloji olmadan da enerjide bağımsızlığın mümkün olmayacağını savunur. Bu nedenle nükleer enerji, onun zihninde ağır sanayinin tamamlayıcı ve yükseltici bir unsuru olarak yer alır.

Erbakan’ın yaklaşımında nükleer enerji; dışa bağımlılığı azaltan ve millî savunma ve sanayi altyapısını güçlendiren stratejik bir yatırımdır. Bu yönüyle Erbakan’ın nükleer enerjiye bakışı, kısa vadeli ekonomik hesapların çok ötesinde, uzun vadeli ve devlet aklına dayalı bir vizyonu yansıtır.

Milli vizyonun stratejik sonucu

Günümüzde Türkiye’nin nükleer enerji yatırımları, Erbakan’ın ileri görüşlü vizyonunun haklılığını ortaya koyuyor. Modern nükleer teknolojiler, güvenlik sistemleri ve uluslararası denetimler sayesinde geçmişteki riskler büyük ölçüde minimize ediliyor.

Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın vizyonu doğrultusunda nükleer enerjiye yönelmek, Türkiye’nin yalnızca bugünkü enerji ihtiyacını karşılamakla kalmayacak; aynı zamanda teknolojik kapasitesini artıracak, enerji ve ekonomik bağımsızlığını güçlendirecek ve ülkeyi uluslararası arenada daha güçlü ve saygın bir konuma taşıyacaktır. Enerjide atılacak her millî adım, Erbakan’ın öngördüğü gibi “bağımsız, güçlü ve sürdürülebilir Türkiye” idealinin en somut göstergesi olacaktır.

Podcast

19 December 2023
Doç. Dr. Hasan T. Kerimoğlu
Darbeler, İhanetler ve İsyanlar
28:19
0:01

Url kopyalanmıştır...