2026 için daha fazla Avrupa temennisi
Avrupa, aşırı sağın yükselişi ve küresel tehditler altında 2026’ya giriyor. Christoph Schiebel, AB’nin ataletten kurtulması için askerî özerklik, iki vitesli entegrasyon ve cesur reformlar öneriyor. Liberal demokrasiyi korumak ve çöküşü önlemek adına Avrupa’nın artık bekleme lüksü yok.
Avrupa vizyonumuz çok daha iyi bir noktada olabilirdi: Avrupalı muhafazakârların son dönemde aşırı sağla iş birliği yapıyor olması utanç verici. Avrupa Halk Partisi (EPP) lideri Manfred Weber ve muhafazakâr yol arkadaşları, Avrupa'ya ve liberal demokrasiye büyük bir kötülük ettiler: EPP, Avrupa Parlamentosu'nda aşırı sağcı popülistlerle oylarını birleştirdi. Bu durum, iddialı reformları hayata geçirecek daha geniş koalisyonlara çok daha az alan bırakıyor. Siyasi yapının değişen küresel koşullara tepki vermesi için bir yandan zaman daralırken, diğer yandan aşırı sağ ve onların siyasi söylem üzerindeki hakimiyeti güçleniyor. Bu gidişat, tüm Avrupa projesini tehlikeye atabilir.
Göç meselesi göz önüne alındığında, aşırı sağ, diğer pek çok durumda olduğu gibi çok daha acımasız önlemler talep ediyor. Bununla birlikte, merkez sağ partiler de sadece popülist sağı taklit etme ve teşvikler yoluyla nitelikli göçmenleri çekme konusunda yetersiz kalma riski taşıyor. Oysa ekonominin nitelikli iş gücüne ihtiyacı var.
Avrupa'nın içeriden ve dışarıdan gelen düşmanlığa karşı cevaplara ihtiyacı var. Avrupa Komisyonu, Avrupa Parlamentosu ve diğer Avrupalı aktörler tarafından, Avrupa Birliği'nin siyasi altyapısını ve kurumlarını modernize etmek adına daha iddialı bir proje ortaya konmalıdır. "Derinleşme", AB'nin 2009 Lizbon Antlaşması'na dayanması nedeniyle acil bir meseledir.
Avrupa artık yerinde saymamalıdır. Avrupa borsaları 2025'te nispeten iyi performans göstermiş olsa da Avrupalılar gelecekten endişeli ve AB zamanın ruhunu yakalamakta zorlanıyor. Buna ek olarak, birçok Avrupa ülkesindeki ekonomik altyapı ve devlet finansmanı devasa zorluklar teşkil ediyor.
Bir siyasi analist olarak, AB'yi ve ilgili organizasyonu güçlendirmek ve birçok alandaki mevcut belirgin tıkanıklığa son vermek adına bir önlemler paketi önermek istiyorum. Avrupa kıtasını ve Batı'nın bazı kısımlarını üzerlerindeki ataletten kurtarmak için kapsamlı ve cesur reformların şart olduğunu savunacağım.
"İki vitesli Avrupa" ile güçlenmek mümkün
Rusya ve Çin gibi otokratik rejimler uzun süredir AB'nin parçalanmasını hayal ediyor. Mevcut ABD Ulusal Güvenlik Stratejisi de benzer bir çağrıda bulunuyor. İngiltere örneğinde görülebileceği üzere, görünüşte bağımsız ulus devletler, kendilerini hibrit savaştan korumakta ve kendi ekonomik çıkarlarını gütmekte daha da fazla zorlanıyorlar. Brexit, AB'den ayrılmanın risklerini gözler önüne serdi. O zamandan beri İngiltere, aşırı sağın saldırılarına daha açık hâle geldi. İşçi Partisi hükûmeti göçmen karşıtı bir söylem benimsedi. Sağ popülist parti Reform UK anketlerde önde gidiyor. Yine de ekonomik sonuçları nedeniyle çoğunluk artık Brexit'ten pişmanlık duyuyor. Popülizm, liberal bir demokrasiyi tahrip etti.
Küçük güçler, tek başlarına, süper güçlerin ciddi müdahalesine maruz kalmamak için çok yetersiz askerî kapasiteye ve yumuşak güce sahiptir. Ayrıca nüfuslarının zenginliğini ve refahını koruyacak yüksek teknoloji stratejileri geliştirmeleri neredeyse imkânsızdır. Tek Avrupa pazarı gibi daha büyük bir iç pazar ve euro bölgesindeki parasal iş birliği, AB üye devletlerini küresel sahnede güçlendirmektedir.
AB askerî yeteneklerini geliştirmelidir. NATO olmadan Avrupa ülkeleri, Ukrayna dışındaki ülkelere saldırmaktan Rusya'yı caydırmak için çok küçük ve sınırlı kalmaktadır. Trump yönetimi ve ABD'nin Avrupa'ya olan ilgisini daha da kaybetmesi durumunda, AB, devasa savunma teknolojisi şirketleri havuzundan yararlanarak kendi Avrupa silahlı kuvvetlerini inşa ederek tepki vermelidir. Hem daha verimli hem de daha etkili olmak için sinerji etkileri kullanılmalıdır. İngiltere en azından bu cepheye entegre edilebilir, çünkü İngiliz ve Fransız nükleer silahları daha güçlü ve dirençli bir Avrupa için kilit bir faktör olabilir. Avrupa daha fazla özerklik geliştirmediği sürece, süper güçlerin elinde her zaman bir piyon olarak kalacaktır.
Bu durum ekonomisi için de geçerlidir. Daha fazla uyumlaştırma ve dijitalleşme anlamına gelen daha fazla ekonomik ve siyasi entegrasyon gereklidir. Böyle uyumlu bir çaba, askerî iş birliği ve dayanışma için de yararlı olabilecek "iki vitesli Avrupa" tarafından güçlendirilebilir. Macaristan ve Slovakya gibi, iç pazardan fazlasını reddeden ülkeler, "daha sıkı bir birliği" artık engelleyememelidir. Almanya, Fransa ve belki de diğer yedi AB üyesi devlet, Avrupa entegrasyonunu ilerletmek için yeterince büyük olabilir. Başarı kendini gösterir göstermez, diğer ülkeler de onları takip edebilir. Acil bir projeye katılmaları için 27 üye devletin en yavaş ve en tereddütlü olanını beklemek beyhudedir. Euro bölgesi ve en yeni üyesi Bulgaristan, bu çoklu hız ilkesini göstermektedir.
İlleberal demokrasiden vazgeçmek gerek
Ancak genişleme de olmalıdır. İç pazara ve gümrük birliğine katılmak isteyen liberal demokrasiler, ekonomik fırsatlar sunmak ve onları illiberal demokrasilerin, otokrasilerin ve düşman süper güçlerin cazibesine kapılmaktan vazgeçirmek için memnuniyetle karşılanmalıdır. Tek Avrupa pazarı bir kavram olarak genişletilmeli ve dünyanın diğer bölgelerine açılmalıdır. Bu durum örneğin Türkiye, Balkanlar ve Ukrayna için cazip hâle gelebilir. Buna rağmen siyasi birlik, Batı ve Orta Avrupa AB üye devletlerinin bir çöküş dönemini önlemesini sağlayan daha ayrıcalıklı bir kavram hâline gelebilir. Avrupa pek çok farklı tehditle karşı karşıya ve yeniden daha özgüvenli hâle gelmelidir.
Elbette Avrupa'nın; Afrika, Asya ve Latin Amerika ile ilişkilerini geliştirerek dünyanın diğer bölgelerine samimiyetle el uzatması gerekmektedir. Kanada da derinlemesine iş birliği için cazip bir aday olabilir. Birçok bölgede ilişkiler hâlâ postkolonyalizmin (sömürgecilik sonrası dönemin) gölgesi altındadır; bu da Avrupa'nın ortaklarını sömürmemesi, bilakis önemini yitirmiş olsa da uluslararası ilişkileri inşa etmek ve yorumlamak için daha uygulanabilir bir yolun temellerini atabilecek uluslararası hukuk sayesinde, makul ve cömert fırsatlar sunması gerektiği anlamına gelir.
Avrupa ülkeleri ve AB tarafından Avrupa'yı ve uluslararası ilişkileri şekillendirmek adına ne kadar az şey yapıldığını görmek hayal kırıklığı yaratıyor. Özellikle Macaristan ve onun kendi ilan ettiği illiberal demokrasisi, bazı alanlarda politika oluşturma süreçlerini yavaşlatmayı veya tamamen engellemeyi başardı. Bu durum sadece liberal demokrasi uğruna değil, yaşanmaya değer bir dünya için de değişmelidir.

Sesler ve Ezgiler
“Sesler ve Ezgiler” adlı podcast serimizde hayatımıza eşlik eden melodiler üzerine sohbet ediyor; müziğin yapısına, türlerine, tarihine, kültürel dinamiklerine değiniyoruz. Müzikologlar, sosyologlar, müzisyenler ile her bölümü şenlendiriyor; müziğin farklı veçhelerine birlikte bakıyoruz. Melodilerin akışında notaların derinliğine iniyoruz.

Darbeler, İhanetler ve İsyanlar
Osmanlı Devleti'nden Türkiye Cumhuriyetine miras kalan darbeci zihniyete odaklanarak tarihi seyir içerisinde meydana gelen darbeleri, ihanetleri ve isyanları Doç. Dr. Hasan Taner Kerimoğlu rehberliğinde değerlendiriyoruz.