Kıskançlığın gölgesinde: Engelli bireylere yönelik görünmeyen haset

Haberin Eklenme Tarihi: 7.04.2026 13:59:00 - Güncelleme Tarihi: 7.04.2026 14:01:00

“Kıskanmak”; sevgide başkasının ortaklığına dayanamamak, üstün görülen birinin durumundan acı duymak (haset etmek) veya bir şeyi esirgemek (çok görmek) anlamına gelir. “Haset” de başkasının sahip olduğu maddi veya manevi imkânların kendisine intikal etmesi veya kıskanılan kişinin bu imkânlardan mahrum kalması yönündeki istek ve niyeti ifade eder.

Engelli bireylerin neden kıskanıldığını anlatabilmek için toplumumuzun yaşam kalitesine ve seyrettiklerine iyi bakmak, bakış açısını iyi incelemek lazım. Sözde engelli bireylere karşı sevgi dolu sözlerimiz, aslında tamamıyla acıma duygularını bastırmak için yapılır. Dikkat edin, televizyon veya sinemadaki çok seyredilen yapımlarda insanlar kendilerinden kötü durumda olan insanların olduğu işleri daha çok seyreder.  Mesela sabah kuşağında, kadın programlarında dehşet içinde sunulanlar… Özellikle de kadınların mağdur oldukları programlara baktığımızda bu bakış açısını daha net görürüz.

Bu tür programları seyredenlerin motivasyonu aslında yaşanan mağduriyet üzerinden kendi hâllerine şükretmektir. Veya dizilerde, zengin olan insanların çektiği acılar izleyicide rahatlama hissi verir.  İşte bütün bu nedenleri göz önünde bulundurarak neden engelli ve başarılı bireylerin kıskanıldığını düşünmek gerekiyor. Elbette bunları yaşanılan örneklerle anlatmak lazım.

Sosyal medyada görünür olan başarıya yönelen kıskançlık ve önyargı

Sosyal medya sayesinde artık herkes, daha önce iletişime geçemediği kimselere ulaşma imkânı yakaladı. Ve en acısı, bilgi sahibi olmadan fikir üretilebildiği için her istediğini söyleme hakkına sahip olduklarını düşündüler.

Dünya üzerinde veya ülkemizde bilhassa spor alanında ve paralimpik branşta çok başarılı engelli bireyler var. Sanat, spor, iş dünyası dahil olmak üzere bu başarılı engelli bireylerin bazıları başarılarını, yaşamlarını sosyal medya aracılığıyla toplumla paylaştığında gelen mesajlar, kıskanmak veya haset etmenin en gerçek kanıtını sunuyor.

Mesela Selin Erdem, araba kullanırken veya ev yaşantısı ile ilgili bir paylaşım yaptığında gelen mesajlarda, neden araba kullandığı, ne gerek olduğu soruluyor.

Engelli bir birey, engelsiz bir kişi ile sevgili olduğunda, evlendiğinde onlara veya eşlerine bu tercihi niye yaptıklarını sorma nedenleri, aslında kendi haklarını bu engelli bireylerin çaldıklarına inanmaları. Engelli bireylerin dostları, arkadaşları az olur ama gerçek dostluklara sahiplerdir. Çünkü genellikle etraflarında başarılardan rahatsız olup uzaklaşan kimseler bulunur, bu sebeple koşulsuz dostluklar kurmaya özen gösterirler.

Bir iş yerinde bazı az akıllı yönetici veya patronlar, onları sadece “sevabına işe aldık, işlerine bakıp sadece dursunlar” diye bakar. Hiçbir zaman onların neler yapabileceklerini görmek istemezler. Hatta iş arkadaşları da bunu teşvik eder, çünkü engelli bireyler çalışır ve başarılı olurlarsa kendileri ile kıyaslanıp konforları bozulacaktır. Bu nedenle akıl almak dahi istemezler, engelli bir bireyin onlara akıl verme ihtimali yoktur onların gözünde.

Önyargılarla yüzleşmek: Kişisel deneyimler ve başarıya duyulan rahatsızlık

Yıllarca bunu yaşadım aslında, yıllar evvel çok büyük bir inşaat firmasına iş başvurusunda bulunmuştum. Pazarlama müdür yardımcısı olarak başvurduğum işte şirketin patronu, beni görüşmeye çağırmışlardı. Görüşmeye gittiğimde işyerinin sahibi öz geçişimden çok etkilendiğini ama benim sakat olduğumu” söyledi.

Veya 34 yıldır futbol yorumculuğu yaparken benim engelli olduğumu öğrendiği anda bakış açıları değişip futbol oynamadan nasıl yorum yaptığımı soruyorlar. Jokey olmak için at olmaya gerek olmadığını hatırlatmak zorunda kaldığım çok oldu. İnsanoğlu hep yanında kendisinden altta olan kişileri arar. Sözünü geçirebileceği, dalkavukluk yapacak ve her dediğinin doğru olduğunu, onun eksiklerini görmeyeceği kişiler arar. Bu yüzden kendine göre eksik gördüğü engelli bireylerin başarılı olması bazı zayıf karakterli insanları çok rahatsız eder.

Bu satırları okuyan birçok engelli kardeşim yaşadıklarını hatırladıkça bana hak verecektir. Veya engeli olmayan kişiler “Biz ne yaptık, demek yaptıklarımızı anlıyorlarmış” diyecek, biraz daha dikkat edecek belki.  Ama ne olursa olsun Karadeniz’de kullanılan bir kelimedir bazı “kot kafalılar” ne yaparsan yap, ne söylersen söyle anlamaz, anlamak istemez.

Engelli bireyler her zaman başarılı olacak ve empati kurduğunuz gün, engelli bireylerin ayrıcalık değil, birliktelik istediğini anladığınız gün dünya daha yaşanabilir hâle gelecek.

Etrafınızdaki haset insanların hasetliklerini yüzüne vurun ve onları hayatınızdan çıkartın.