Enerjinin ince hattı: Türkiye-Yunanistan arasında bir dönüm noktası

Haberin Eklenme Tarihi: 2.02.2026 11:35:00 - Güncelleme Tarihi: 2.02.2026 11:38:00

Bazen bir kablo, bir boru hattı, bir vananın açılması; bütün bir coğrafyanın kaderini değiştirebilir. Türkiye ile Yunanistan arasında planlanan yeni enerji hattı da tam olarak böyle bir sembol hâline geldi: Gerilimin, rekabetin ve bağımlılığın iç içe geçtiği karmaşık ama umut vadeden bir hat.

Bu hikâye; sadece enerjiyle ilgili değil, iki ülkenin geçmişten taşıdığı gölgeleri aşma ve geleceğe birlikte bakabilme cesaretiyle ilgilidir.

Gerilimden enerji ortaklığına giden yol

Türkiye ile Yunanistan, Ege’de yıllardır süren siyasi ve deniz yetki alanı tartışmalarının gölgesinde, çoğu zaman aynı masaya bile oturmakta zorlanmıştır. Ama enerji; diplomasiye yeni bir dil kazandırmıştır.

2007 yılında devreye giren Türkiye-Yunanistan Doğal Gaz Boru Hattı (ITG), aslında bu yeni dilin ilk cümlesi olmuştur. Azerbaycan gazını Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşıyan bu hat, iki ülke arasındaki “soğuk dosyalarda” ilk kez bir ortak çıkar sayfası açmıştır.

Bugün konuşulan yeni hatlar, LNG bağlantıları ve yenilenebilir enerji kabloları - işte o sayfanın devamı niteliğindedir.

Enerjinin yeni denklemi: Doğu Akdeniz’in gölgesinde bir fırsat

Doğu Akdeniz’de bulunan doğal gaz rezervleri, son on yılda bölgedeki jeopolitiği baştan aşağı değiştirmiştir. İsrail, Mısır, Güney Kıbrıs hattında gelişen enerji ittifakları; Türkiye’yi dışlamaya çalışırken, Avrupa’nın enerji güvenliği krizi, Ankara’ya yeniden “kilit oyuncu” rolünü kazandırmıştır.

Yunanistan ise bu denklemde geçiş ülkesi olmanın önemini iyi bilmektedir. Avrupa’nın Rus gazına bağımlılığı azaldıkça, Türkiye’nin “enerji köprüsü” rolü de büyümekte; Yunanistan için bu risk değil, bir zorunlu ortaklık hâline gelmektedir.

Kısacası: Yunanistan, enerjiye erişim için Türkiye’ye muhtaç; Türkiye ise Avrupa pazarına açılmak için Yunanistan üzerinden geçmek zorundadır.

Yeni hat: Rekabetin değil, karşılıklı bağımlılığın hattı

Şu sıralar konuşulan Türkiye-Yunanistan elektrik enterkonnekte hattı, iki ülke arasında enerji iş birliğini yeni bir aşamaya taşıyabilecektir. Bu hat sadece elektrik değil; istikrar, güven ve diyalog akışı da sağlayabilecektir.

Avrupa Yeşil Mutabakatı çerçevesinde; Türkiye’nin yenilenebilir enerji kapasitesi (güneş, rüzgâr, hidro) hızla büyürken, Yunanistan bu enerjiyi Avrupa şebekelerine taşımak istemektedir. Bu nedenle uzmanlar diyor ki: “Ege’deki rüzgâr, iki ülkenin de geleceğini aynı yönde estirebilecektir.”

Ne güzel bir metafor, değil mi?

Bir zamanlar çatışmanın simgesi olan Ege, şimdi enerjinin ortak sahası olma yolunda ilerlemektedir.

Ekonomi mi diplomasi mi? Aslında ikisi de

Enerji projeleri sadece mühendislik değil, aynı zamanda diplomasidir. Her boru hattı, her kablo, iki ülke arasında bir güven hattı anlamına gelmektedir. Türkiye ile Yunanistan arasındaki enerji iş birliği büyürse, bu hem ekonomik hem de politik sonuçlar doğuracaktır:

  • Ekonomik olarak; Yunanistan, enerji maliyetini düşürerek, Türkiye üzerinden güvenli kaynaklara erişebilecektir. Türkiye, Avrupa’ya açılan enerji kapısı rolünü pekiştirerek, transit gelirlerini artırabilecektir.
  • Diplomatik olarak; gerilimin yerine “çıkar temelli akılcı iş birliği” gelebilecek, enerji diplomasisi, Ege sorunlarına dolaylı bir “yumuşatma alanı” oluşturabilecektir.

Bir zamanlar savaş gemilerinin geçtiği denizden, bugün enerji kabloları geçecektir. İronik ama umut verici.

Avrupa boyutu: Brüksel bu hattı izlemektedir

Avrupa Birliği, enerji güvenliği açısından bu hattı dikkatle izlemektedir. Ukrayna Savaşı sonrası Rus gazına alternatif arayışlar, Türkiye-Yunanistan hattını stratejik hâle getirmiştir.

Brüksel, bu hattı sadece iki ülke arasındaki bir proje olarak değil, “Avrupa’nın enerji haritasını yeniden çizecek bir hat” olarak görmektedir. Bu nedenle AB finansmanının, yatırım garantilerinin ve yeşil enerji fonlarının bu projeye akması beklenmektedir. Yani bu sadece bir boru değil; bir gelecek yatırımıdır.

Enerjinin birleştirici gücü

Türkiye ve Yunanistan, yıllar boyunca birbirini rakip olarak görmüştür. Ama bugün dünya başka bir yere; rekabetten çok karşılıklı bağımlılık çağına evrilmektedir. Enerji hattı, bu iki ülkenin birbirine mahkûm değil ama birbirine muhtaç olduğunu hatırlatmaktadır. Bu da barışın en güçlü temeli; çıkarın akılla buluştuğu noktadır. Belki de Ege’nin dalgaları arasından, tarihte ilk kez savaş değil, enerji akacaktır. Ve kim bilir? Belki de bu enerji, sadece elektrik değil, umut taşıyacaktır.

Türkiye-Yunanistan enerji hattı, coğrafyanın kaderini değiştirebilecek kadar güçlü ama bir o kadar da kırılgan bir projedir. Bu hat, sadece enerji taşımayacak; barış, akıl ve ortak gelecek taşıyacaktır. Ve belki bir gün, Ege kıyılarında güneş batarken, hem İzmir’de hem Atina’da aynı anda ışıklar yanacaktır. İşte o an, bu hattın en anlamlı meyvesi parlayacaktır.