Bağışların %96’sı aynı kaynaktan! İsrail lobisi ABD Kongresi’ni mi fonladı?

Haberin Eklenme Tarihi: 15.04.2026 14:52:00 - Güncelleme Tarihi: 15.04.2026 14:55:00

ABD’de İsrail yanlısı lobi faaliyetlerini inceleyen trackaipac.com sitesinde yayımlanan veriler, Washington siyasetinde uzun süredir konuşulan ancak nadiren bu ölçekte somutlaştırılan bir gerçeği yeniden gündeme taşıdı. 

Verilere göre, ABD Kongresi’ndeki 535 üyeden 515’i en az bir kez İsrail lobisiyle bağlantılı bağışlardan faydalandı. Bu oran, Kongre’nin yaklaşık yüzde 96’sına karşılık geliyor.

Söz konusu bağışların merkezinde ise Amerikan İsrail Halkla İlişkiler Komitesi (AIPAC) bulunuyor. ABD’nin en etkili lobi organizasyonlarından biri olarak kabul edilen AIPAC’in seçim süreçlerinde milyonlarca dolarlık finansman sağladığı biliniyor.

Trump ve üst düzey isimler listenin zirvesinde

Verilere göre bağış listesinin başında İsrail’e kayıtsız şartsız destek vaat eden ABD Başkanı Donald Trump yer alıyor. Trump’ın 2020 yılından bu yana toplam 230 milyon doları aşan destek aldığı iddia edilirken, Başkan Yardımcısı JD Vance ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio da listede dikkat çeken isimler arasında. Ohio Senatörü JD Vance seçim kampanasında 167 bin 374 dolar bağış alırken, Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun aldığı bağış miktarı 1 milyon 13 bin dolar.

Açıklanan rakamlara göre, özellikle İsrail’e verdiği güçlü destekle bilinen bazı isimlerin de yüksek miktarda finansman aldığı görülüyor. Bu kapsamda, Senatör Tom Cotton’ın yaklaşık 2 milyon 963 bin dolar tutarında bağış aldığı ifade ediliyor. Cotton’un, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu hakkında yürütülen süreçte Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Başsavcısı Karim Khan’a yönelik sert açıklamaları kamuoyunda geniş yankı uyandırmıştı.

Filistinliler için “Onlar insan değil. İsrail’in yerinde olsam Gazze’ye atom bombası atarım” açıklaması yapan Senatör Lindsey Graham lobiden 4 milyon 609 bin dolar bağış almış.

“İsrail için dua edin” dedi, 2 milyon dolar bağış aldı

İsrail’e silah yardımının kuvvetli savunucularından Temsilciler Meclisi Silahlı Kuvvetler Komitesi Başkanı Mike Rogers 1 milyon 933 bin dolar, “İsrail için dua edin” diyen Rick Scott AIPAC’tan 2 milyon dolar bağış aldı. ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson’ın da yaklaşık 3 milyon 110 bin dolar bağış aldığı belirtiliyor. Johnson’ın, Gazze’deki gelişmeler sırasında İsrail’e gerçekleştirdiği ziyaret ve Batı Şeria’daki yerleşim politikalarına verdiği destek, eleştirilerin odağında yer aldı.

Temsilciler Meclisi üyelerinden Brian Mast’in de yaklaşık 2 milyon 246 bin dolarlık bağış aldığı ifade ediliyor. Mast’in Kongre’ye İsrail askerî üniformasına benzer bir kıyafetle katılması, ABD kamuoyunda sembolik bir destek gösterisi olarak yorumlanmıştı. 

ABD Temsilciler Meclisi’ne ‘sözde Ermeni soykırımı’ tasarısını sunan Demokrat vekil Adam Schiff’in de Ermeni diasporasının yanında İsrail lobisinden de önemli miktarda destek aldığı ortaya çıktı. Adam Schiff’e, AIPAC tarafından yapılan toplam bağış 9 milyon 550 bin dolar.

Demokrat cephede “rahatsızlık” sesleri

Söz konusu veriler ABD’de özellikle Demokrat Parti içinde farklı tepkilere yol açtı. Parti içindeki ilerici kanat, bu tabloyu “ABD dış politikasının bağımsızlığına gölge düşüren bir durum” olarak değerlendiriyor.

Bazı Demokrat üyeler, kampanya finansmanının bu denli yoğun bir şekilde belirli bir dış politika eksenine bağlanmasının, Kongre’nin karar alma süreçlerini etkileyebileceği görüşünde. 

Bağışların siyasi eylem komiteleri üzerinden doğrudan mı yoksa dolaylı mı aktarıldığına dair belirsizlikler şeffaflık sorunu yaratırken, özellikle Orta Doğu politikalarında “tek taraflı” bir çizgi oluşturduğu iddiası Demokrat Parti içinde sert tartışmalara neden oluyor. 

Buna karşılık Demokrat Parti’nin merkez kanadı ise bu bağışların ABD’deki yasal kampanya finansmanı sistemi içinde gerçekleştiğini ve benzer lobicilik faaliyetlerinin farklı ülkeler ve sektörler için de geçerli olduğunu savunuyor.

Yüksek oranlar dikkat çekici bulunuyor

ABD kamuoyunda ve siyasi analiz çevrelerinde bu tür veriler yeni değil, ancak bu kadar yüksek oranlarla ifade edilmesi dikkat çekici bulunuyor. Üstelik mesele yalnızca İsrail lobisi değil; ABD siyasetinin genel olarak bağış ve lobicilik üzerine kurulu yapısı.

ABD’de savunma sanayi, enerji şirketleri ve teknoloji devlerinin de benzer şekilde Kongre üzerinde etkili olduğunu hatırlatılıyor. Ancak İsrail lobisinin farkı, dış politika kararları üzerindeki doğrudan etkisinin daha görünür olması.

Bu arada haberde dikkat çeken bir diğer unsur ise Uluslararası Ceza Mahkemesi Başsavcısı Karim Khan’a yönelik tehdit iddiaları. Bu durum, ABD iç siyasetinde uluslararası hukuk ile ulusal çıkarlar arasındaki gerilimi yeniden gündeme taşıdı.