Kitaplar yeniden “cool” oluyor

Haberin Eklenme Tarihi: 12.10.2026 09:33:00 - Güncelleme Tarihi: 12.10.2026 09:41:00

Son zamanlarda kitapların popüler kültürün hemen her köşesinde yeniden belirdiğini fark etmemek zor, özellikle de modada.

Miu Miu “Literary Club”ı ve farklı şehirlerde özel kapaklarla kitap dağıttığı “Summer Reads”le yazarları ve okurları bir araya getiriyor. Chanel, Rendez-vous littéraires rue Cambon buluşmalarıyla edebiyatı çoktandır marka dünyasının parçası yapmış durumda. Altuzarra’nın Old Navy koleksiyonu New York’ta bir kitapçıda tanıtıldı. Dior’un Book Tote çantalarında Ulysses ve Dracula kapakları işleniyor. Coach ise Penguin Random House’la, gerçekten okunabilen minyatür kitapları çanta aksesuarına dönüştürdü. Kitap artık moda için yalnızca bir ilham kaynağı değil, satılan hayatın bir parçası.

Bu eğilimin belki de en açık hâli Valentino’nun geçtiğimiz günlerde Paris’te sunduğu 2027 İlkbahar/Yaz koleksiyonu. “Antibiblioteca” adlı koleksiyon, Umberto Eco’nun kişisel kütüphanesinden hareketle okunmamış kitapların taşıdığı ihtimallere gönderme yapıyordu. Davetlilerden yanlarında bir kitap getirmeleri istendi; kitaplar sonradan yerel kütüphanelere bağışlanacaktı. Hande Erçel de davete Orhan Pamuk’un İstanbul ve Masumiyet Müzesi kitaplarıyla geldi.

Kitap zevki, sınıfsal ve kültürel konumumuza dair bazı işaretler taşıyabiliyor

Biliyoruz ki moda dünyası müşterisine yalnızca ne giyeceğini değil, o kıyafetlerin nasıl bir hayatın parçası olduğunu da anlatıyor. Ve bugünlerde görüyoruz ki o hayatın içinde sık sık kitap da var. Tabi hangi kitapları tanıdığımız, hangilerini değerli bulduğumuz, onlar hakkında nasıl konuştuğumuz, hatta kitapla ne kadar yakın bir ilişki kurduğumuz ailemiz, eğitimimiz, içinde yetiştiğimiz çevre ve ekonomik imkânlarımızla şekilleniyor, bir de modayla, yani yalnızca kişisel tercihlerimizle ilgili değil. Dolayısıyla kitap zevki, farkında olsak da olmasak da sınıfsal ve kültürel konumumuza dair bazı işaretler taşıyabiliyor.

Üstelik kitap satın almak, biriktirmek ve geniş bir kitaplığa sahip olmak para kadar alan da gerektiriyor. Sosyal medyada gördüğümüz büyük ve özenle düzenlenmiş kitaplıklar bu nedenle yalnızca okuma zevkini değil, o zevki görünür kılmak için gereken maddi ve mekânsal imkânları da hatırlatıyor. Kitapların moda aksesuarına dönüşmesini, Bookstagram, BookTok ve benzer dijital okuma kültürlerini inceleyen çalışmalar da kitabın yalnızca içeriğiyle değil; kapağı, baskısı, bulunduğu mekân ve yanında yer alan nesnelerle birlikte sunulduğuna dikkat çekiyor. Eskiden birinin evine girdiğimizde fark edeceğimiz kitaplık artık fotoğraflarda, videolarda ve profillerde karşımıza çıkıyor. Böylece yalnızca ne okuduğumuz değil, “okuyan biri” olduğumuz da gösterilebilir hâle geliyor. Ayrıca okumanın bu kadar estetikleştirilmesi ister istemez tüketim kültürüne de alan açıyor. Açıkçası ben de kitapların estetiğini seviyorum; iyi tasarlanmış bir kapağın, kitaplarla dolu bir odanın ya da masada duran birkaç kitabın bende karşılığı var. Bu, elbette kitabın gerçekten okunmadığı anlamına gelmiyor. Ama bugün okumak, kitaba sahip olmak ve okurluğu görünür kılmak arasındaki sınırlar eskisine göre daha fazla iç içe geçmiş durumda.

İnsanlar okumuyor, yalnızca kitapla poz veriyor algısı doğru mu?

Bu görünürlüğün gerçek bir karşılığı da var. TikTok’un verisine göre 1 Haziran 2026 itibarıyla #BookTok etiketi altında dünya genelinde 80 milyondan fazla gönderi bulunuyor. Yıllar önce yayımlanmış romanlar bu paylaşımlar sayesinde yeniden çok satanlara girebiliyor. Circana BookScan verilerine göre ABD'de BookTok’un sürüklediği basılı kitap satışları 2024’te yaklaşık 60 milyon adede ulaştı.

Ama bu, doğrudan insanların daha çok okuduğu anlamına da gelmiyor. 2025’te iScience’ta yayımlanan, ABD'de yirmi yıllık zaman kullanım verilerine bakan bir araştırmaya göre ortalama bir günde zevk için okuyanların oranı 2004’te %28’ken 2023’te %16’ya gerilemiş. Üstelik düşüş eşit dağılmıyor: araştırmacılar daha düşük gelirli ve daha az eğitimli gruplarda daha sert bir gerileme bildiriyor. Bu da kitap etrafında giderek daha görünür hâle gelen kültürel dünyanın, okumaya erişimdeki sınıfsal farkları ortadan kaldırmadığını hatırlatıyor.

Yine de “insanlar okumuyor, yalnızca kitapla poz veriyor” demek de kolaycılık olur. 2024'te Language and Education’da yayımlanan, İsveç’te sekiz genç okurla yapılan nitel bir çalışma, katılımcıların BookTok’u kendi okuma pratiklerini kurarken bir kaynak olarak kullandığını ve okur kimliklerini güçlendirdiğini gösteriyor. Katılımcıların zaten okur ve BookTook kullanıcısı olduğunu da not etmek gerek; yani çalışma, platformun okumayanı okuyana çevirdiğini değil, mevcut okurluk pratiklerini nasıl destekleyebildiğini gösteriyor. Bu da küçümsenecek bir şey değil.

Kitapların etrafında oluşan bu görünürlüğün bir başka yüzü de ünlü kitap kulüpleri. Oprah’ın yıllar önce popülerleştirdiği bu model bugün Reese Witherspoon, Emma Roberts, Kaia Gerber ve Dua Lipa gibi isimlerle sürüyor. Lipa’nın Service95 Book Club’ı özellikle dikkat çekici: Yalnızca kitap önermiyor, yazarlarla söyleşiler yapıyor, okuma listeleri yayınlıyor ve kitabın etrafında düzenli bir içerik dünyası kuruyor. Kitaplar onun özel hayatına ilişkin anlatının bile parçası olmuş durumda. Nitekim eşi Callum Turner, The Sunday Times'a verdiği röportajda, Lipa'yla yeniden karşılaştıkları bir gün ikisinin de Hernán Díaz'ın Trust romanını okuduğunu ve ilk bölümü yeni bitirdiklerini anlatıyor; “aynı sayfadayız” esprisi de buradan çıkıyor.

İyi bir kitap üzerinden bağ kurmak, romantik tanışma hikâyelerinin de sevilen motiflerinden biri. Benzer kitapları okumak, benzer bir iç dünyaya sahip olmaya ve dolayısıyla romantik bir uyuma işaret ediyormuş gibi düşünülüyor. Son dönemde edebiyat etrafında oluşan ilginin flört uygulamalarına kadar uzanması da bu yüzden şaşırtıcı değil.

Kısa süre önce kullanıma açılan Readme de edebiyatı ve dille kurduğumuz ilişkiyi tanışma deneyiminin merkezine yerleştiriyor. Uygulama, kullanıcıların edebî pasajlar arasındaki tercihleriyle okuma, dil ve iletişime ilişkin sorulara verdikleri cevaplardan hareketle farklı okuma arketipleri oluşturuyor. Böylece kitap zevki yalnızca kültürel bir tercih değil, potansiyel bir romantik uyum göstergesi olarak da karşımıza çıkıyor. (Bir sonraki yazımda Readme’ye daha detaylı bakacağım.)

Aslında bunda bütünüyle yeni bir şey de yok tabii. Eskiden yeni tanıştığımız birinin kitaplığına bakar, en sevdiği kitapları sorar, okuduklarından bir ortaklık çıkarmaya çalışırdık. Şimdi aynı merakın dijital bir karşılığı var.

Belki de asıl mesele, bütün bunların hayatımızın hiç olmadığı kadar dijital olduğu bir dönemde yaşanması. Gün boyu bildirimler, kısa videolar ve kaydırmalar arasında dolaşıyoruz; dikkatimiz sürekli başka bir yere çağrılıyor. Kitap ise tam tersini istiyor: bir yerde oturmayı, tek bir şeye bakmayı, zaman vermeyi. Yani hepimizin, ben de dahil, artık yapmakta zorlandığı şeyi. Kitap kulüplerinin ve birlikte okuma etkinliklerinin ilgi görmesi, plaklara ve analog fotoğrafa dönüş de benzer bir arayışa işaret ediyor olabilir. İşin ironisi, bu analog arzuyu çoğunlukla yine dijital platformlarda keşfediyor ve orada sergiliyor olmamız.

Elbette bugün kitap etrafında oluşan bu estetik yarın başka bir trendle yer değiştirebilir. Moda dediğimiz şeyin tabiatında biraz da bu var. Ama kitabın etrafında gördüğümüz her şeyi yalnızca geçici bir moda olarak açıklamak da eksik kalıyor. Çünkü asıl soru biraz da kitabın “cool” olup olmadığı değil de kimin "okuyan biri", hatta "makbul okuyan biri" olarak görülebildiği; kimin okumaya zaman ve alan bulabildiği.