Radyasyon paniği
Haberin Eklenme Tarihi: 28.04.2025 14:14:00 - Güncelleme Tarihi: 28.04.2025 14:17:0026 Nisan 1986’da Sovyetler Birliği’ne bağlı Ukrayna Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin Pripyat şehri yakınlarında Çernobil Nükleer Santrali’ne nükleer bir kaza meydana geldi. Kaza Uluslararası Nükleer Olay Ölçeği’ne göre bugüne kadar meydana gelen en büyük nükleer kazalardan biri olarak değerlendirilir. Kaza, santralin 4 numaralı reaktörde yapılan sistem testi esnasında yaşanmıştı. Yapılan testler olası bir elektrik kesintisinde sistemin çalışıp çalışmadığına yönelikti. Ardı ardına yapılan üç testin başarısız olması sonucunda güvenlik testinin yeniden yapılması istendi. 10 saat öncesinde reaktör gücü tam güç olan 3200 MW’den 1600 MW’ye düşürüldü. O gece de xenon gazı reaktörü zehirledi ve reaktörün gücü test parametresi olan 700 MW’nin altına düştü. Bu durumu düzeltmek isteyen mühendisler gücü tekrar artırmak için talimatlara aykırı bir eylem olarak reaktördeki kontrol çubuklarını çıkarttılar. Fakat güç arttırılamadı. Acil durum butonuna basılmasıyla birlikte kontrol çubuklarının grafitten yapılması sonucu beklenmeyen bir tepkime yaşandı. Ardından da nötron moderatör ile hava arasındaki grafitin birleşmesi söz konusu olunca nükleer çekirdekte bir patlama meydana geldi. Böylece Pripyat başta olmak üzere geniş bir coğrafyaya yüksek derecede nükleer serpinti bulutu yayıldı. Bu serpinti bulutu ise Sovyetler Birliği’nin batısı ile Avrupa’ya ve Karadeniz üzerinden Türkiye’ye sürüklendi. Patlama sonucunda yaklaşık 4.000 kişi doğrudan ölürken, on binlerce kişi de kansere yakalandı.
Peki, patlamanın ilk günlerinde Türkiye’de neler yaşandı?
Yaşanan bu elim olay, Sovyetler Birliği tarafından 3 gün sonra uluslararası kamuoyuyla paylaşılmıştı. Tercüman, o günlerde (30 Nisan 1986’da) şu manşeti attı: “MOSKOVA: ‘FELAKETLE KARŞI KARŞIYAYIZ’”
“RADRASYON PANİĞİ” başlığı altında haberin detayları şöyle veriliyordu:
“Sovyetler’deki nükleer kaza Avrupa’da paniğe yol açtı. Türkiye için henüz bir tehlikenin söz konusu olmadığı açıklandı. Sovyetler, nükleer kaza sırasında iki kişinin öldüğünü ve bölgedeki on binlerce kişinin evlerinin boşaltıldığını açıkladılar.
İki bin kilometre: İsveç’e kadar ulaşan radyasyon serpintileri 2 bin kilometrelik bir alanı etkiledi.
Kor yanması: Nükleer santraldeki yangının ‘kor yanması’ veya ‘çin sendromu’ diye bilinen nükleer kaza olabileceği belirtilerek, bunun atom bombasından daha tehlikeli olduğunu kaydediyor.
Suçlama: Nükleer kazanın cumartesi günü Çernobil Santrali’nde meydana geldiğini belirten İsveçli ve Danimarkalı yetkililer, Sovyetler’in olayı 3 gün sonra açıklamalarının anlaşmalara aykırı olduğunu bildirdiler.
Teknolojik gerilik: Olay, Moskova’nın atom santralleri teknolojisinde geri olduğunu, buna rağmen santralleri devreye sokmak için acele ettiğini ortaya koyan bir gelişme olarak değerlendiriliyor.”