Su neden bir dış politika meselesi?

Haberin Eklenme Tarihi: 24.08.2026 10:00:00 - Güncelleme Tarihi: 24.08.2026 10:03:00

TİKA, kuraklık ve altyapı eksikliği çeken bölgelerde temiz içme suyuna erişimi sağlamak amacıyla dünyanın farklı yerlerinde “Su Temini Sistemi Projeleri” hayata geçirmeye devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde bir yeni projeye daha imza attı.

Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı TİKA, bu projenin kuraklık ve yetersiz altyapının yanı sıra su kaynaklı hastalık risklerini azaltacağını belirtti. Cevizcan vilayetinin Hoca Doku ilçesinde gerçekleştirdiği Su Temini Sistemi Projesi ile binlerce kişinin temiz ve güvenilir içme suyuna erişimini sağladı. Açılış törenine çok sayıda vatandaşın ve köyün ileri gelen isimlerinden kişilerin katıldığı da bildirildi. Bu anlamda TİKA, temiz su erişimini yaygınlaştırma ve yaşam koşullarında iyileştirme çalışmalarına devam ediyor.

Türkiye’nin bu alandaki çalışmalarında TİKA Başkanlığı’nın projeleri öne çıkarken; faaliyet alanında temiz su ve sanitasyonu da ayrı bir çalışma başlığı olarak ele alıyor ve farklı coğrafyalarda kuyu, su deposu, şebeke ve arıtma sistemleri gibi altyapılar kuruyor. Temiz içme suyunun düzenli hale gelmesi, su kaynaklı hastalıkların azaltılması, yaşam koşullarının iyileştirilmesinde önemli bir adım niteliğinde.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve UNICEF’in 2025’de ortak hazırladığı raporlara göre, dünya genelinde her dört kişiden biri hâlâ güvenli içme suyuna erişemiyor. Son on yılda kaydedilen ilerlemelere rağmen, dünya genelinde milyarlarca insan hâlâ temel su, sanitasyon ve hijyen hizmetlerine erişememesi ciddi bir eşitsizlik ortamı oluşturuyor.

Su neden bir dış politika meselesi?

Altyapının yetersiz, kuraklığın etkili ve kamu hizmetlerinin sınırlı olduğu ülkelerde suya erişim, doğrudan toplumsal istikrarla bağlantılı. TİKA'nın Afganistan'daki faaliyetleri Türkiye'nin kalkınma yardımları politikasının önemli parçalarından biri halinde. Bugün ortaya çıkan tablo, Türkiye’nin yıllardır kararlılıkla sürdürülen insani yaklaşımın ve uzun vadeli dış politika vizyonunun sahadaki somut sonucunu ortaya koyuyor. Belki de bugün uluslararası siyasetin en çok ihtiyaç duyduğu şey tam olarak budur: Daha az slogan, daha fazla dayanışma.

Dikkat çeken bir diğer unsur ise sürdürülebilirlik. Su altyapısının kurulması tek başına yeterli değil; sistemin bakımının yapılması, işletme maliyetlerinin karşılanması ve yerel halkın sürece dâhil edilmesi gerekiyor. Önümüzdeki yıllarda suya erişim sorunu yalnızca Afrika veya Güney Asya’nın belirli bölgelerinin problemi olmaktan çıkıp küresel güvenlik ve kalkınma gündeminin çok daha önemli bir başlığı haline gelebilir. Böyle bir ortamda su altyapısı konusunda teknik deneyim, yerel kapasite geliştirme ve sürdürülebilir sistemler kurabilme yeteneği ülkelerin uluslararası alandaki etkisini güçlendirecektir. Özellikle kuraklık ve iklim değişikliğiyle birleştiğinde temiz su, geleceğin en kritik stratejik kaynaklarından biri haline geliyor. Bu nedenle su, gelecekte yalnızca bir yaşam kaynağı değil, aynı zamanda toplumların güvenliği ve refahı açısından da hayati bir mesele haline gelebilir.

Bir kuyudan daha fazlası

İnsanların güvenini kazanmak, zor zamanlarında yanında olmak ve temel ihtiyaçlarına çözüm üretebilmek de devletlerin nüfuz alanını belirliyor esasında. Türkiye’nin ihtiyaç sahibi ülkelere olan yardımsever tutumu Batı’nın sonsuz imkânlara sahip tavrı yanında önemli bir sempati oluşturuyor. Türkiye’nin insani diplomasisini öne çıkaran şey, Batı ülkelerinin söylem-eylem çelişkisini eleştiren tavrı. Batılı ülkeler kendilerini uzun yıllardır demokrasinin, insan haklarının ve barışın küresel taşıyıcıları olarak sunuyor, ancak bir coğrafyada insan haklarından söz edilirken başka bir coğrafyada sivillerin yaşadığı dram karşısında siyasi çıkarların öne çıkarılması, bu söylemlerin samimiyetini sorgulatıyor.

Dış politikayı yalnızca devletlerin masalarda birbirlerine karşı kurduğu cümlelerden ibaret görmek, dünyanın gerçeklerini anlamak için artık yeterli gelmez. Çünkü savaşların, doğal afetlerin, yoksulluğun ve zorunlu göçlerin yaşandığı bir dünyada bir ülkenin dış politikası, kriz anında kimin yanında durduğu ile ölçülür. Türkiye’nin son yıllarda ortaya koyduğu insani diplomasi anlayışı tam da bu noktada dikkat çekiyor.

Büyükelçiliğimizin Kabil’de açılan ilk diplomatik misyon niteliğini taşıdığını da unutmamak gerekir. Afganistan, TBMM’yi tanıyan ikinci ülke olmuştu. Ülkemiz, Afganistan’daki insani krizin hafifletilmesi için gerek ikili gerek de BM ve diğer uluslararası kuruluşlar nezdindeki çabalarını sürdürüyor ve insani yardımlarına devam ediyor. Dışişleri Bakanlığı faaliyet raporunda, 2025 yılında Türkiye’nin insani ve teknik yardım ulaştırdığı ülke sayısı 146 olarak kayıtlara geçti. Dünyanın güçlü ülkeleri barış ve insan haklarından söz ederken, Türkiye’nin söylemekle yetinmeyip zor durumda kalan insanların yanında durması, bugün daha da kıymetli hale geliyor.

Bu yaklaşımın Afganistan açısından ayrıca anlamlı olmasının nedeni, Türkiye’nin ülkedeki faaliyetlerinin eğitimden sağlığa, altyapıdan insani yardıma kadar geniş bir yelpazeye yayılması. Dışişleri Bakanlığı da TİKA başta olmak üzere Türk kurumlarının ülkedeki faaliyetlerinin sürdüğünü ve Türkiye’nin Afgan halkının insani ihtiyaçlarına yönelik desteğini devam ettirdiğini belirtti. Cevizcan’daki 300 ailenin temiz suya ulaşmasını sağlayan proje, ilk bakışta yerel ölçekte bir altyapı çalışması gibi görünebilir. Ancak bu kuyunun etkisi yalnızca su ihtiyacının karşılanmasıyla sınırlı değil, Afganistan’daki görünürlüğü artırmayı, yerel toplumlarla doğrudan bağ kurmayı da yanında getiriyor.

İnsanlık meselesi

Bugün TİKA’nın faaliyetleri 170 ülkeye ulaşmış durumda ve kurum 33 binin üzerinde projeye imza atmış bulunuyor. Üstelik bu projeler yalnızca acil yardımlardan oluşmuyor; eğitimden sağlığa, altyapıdan mesleki eğitime kadar insanların kendi ayakları üzerinde durmasını sağlayacak kalkınma projelerini de kapsıyor. TİKA “karşılık beklemeksizin”, ülkelerin kendi ihtiyaç ve önceliklerini dikkate alan insan odaklı bir kalkınma iş birliği modeli olarak öne çıkıyor. Türkiye’nin TİKA’sıyla, AFAD’ıyla, Kızılay’ıyla ve diğer kurumlarıyla ortaya koyduğu insani diplomasi de bu açıdan Türkiye’nin dünyaya verdiği en anlamlı mesajlardan biridir: Dış politika yalnızca çıkarların değil, insanlığın da meselesidir.

Kaynakça: https://www.unicef.org/turkiye/bas%C4%B1n-b%C3%BCltenleri/ds%C3%B6-unicef-d%C3%BCnya-genelinde-her-d%C3%B6rt-ki%C5%9Fiden-bir-h%C3%A2l%C3%A2-g%C3%BCvenli-i%C3%A7me-suyuna

https://tika.gov.tr/tika-afganistanda-binlerce-kisinin-temiz-suya-erisimini-sagladi/

https://www.mfa.gov.tr/turkiye-afganistan_siyasi-iliskileri.tr.mfa