Türkiye-Filistin dayanışmasında yeni bir adım atıldı
Türkiye’nin Filistin politikası, tarihsel sorumluluk, insani diplomasi ve bölgesel sahiplenme ekseninde şekilleniyor. Ankara, Gazze’ye insani yardım ulaştırıyor, Filistin içi uzlaşıyı destekliyor ve bölgesel barış ile güvenliğin tesisinde aktif rol üstleniyor.
Türkiye’nin Filistin’e bakışı tarihsel sorumluluk ve zihinsel süreklilik çerçevesinde şekilleniyor. Türkiye, tüm uluslararası platformlarda Filistin’e destek sağlıyor ve 1967 sınırları içinde egemen bir Filistin devletinin kurulmasını savunuyor. İki devletli çözüm yaklaşımı, Türkiye’nin norm üreten bir güç olduğunu gözler önüne seriyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın özellikle BM Genel Kurulu’ndaki konuşmalarında Filistin davasını gündeme getirmesi oldukça önem taşıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Filistin topraklarının haritalarını göstererek, İsrail ve Batı dünyasının Filistinlilere karşı çifte standart uyguladığını ve Müslümanların haklarını ihlal ettiğini dünyaya ilan ediyor. Türkiye’nin bu tutumu tarihsel sorumluluğun ve stratejik-zihinsel sürekliliğin dış politika yapım sürecinde ne kadar ehemmiyetli olduğunu gösteriyor. Türkiye coğrafyanın lider ülkesi olarak hem norm üretiyor hem de stratejik-zihinsel süreklilik çerçevesinde Filistin davasına sahip çıkıyor. Türkiye adil bir dünya tasavvurunu savunuyor ve bu bağlamda Filistin’e yönelik ayrımcılığın sona ermesini zaruri bir adım olarak görüyor.
Türkiye, Filistinlilere kesintisiz insani yardım sağlıyor. TİKA bölgede çok sayıda insani yardım projesini hayata geçiriyor. Filistin’ yönelik gerçekleştirilen projeler arasında tıbbi ekipmanların teslimi, güneş panellerinin kurulumu, çeşitli tesislerin yenilenmesi, okul ve yurtların inşası gibi projeler müşahhas örneklerdir. Türkiye’nin insani yardımı sağlık hizmetlerinden halkın barınma ihtiyacının karşılanmasına kadar çeşitli alanları kapsıyor. Bu bağlamda Filistin Türkiye’den insani yardım alan ülkeler arasında en ön sıralardadır. AFAD ve Türk Kızılay’ı, İsrail’in Gazze soykırımı nedeniyle mağdur, mahdut ve mahsur durumda olan Filistin halkının yanında yer alıyor. Türkiye, Gazze’de etkin bir insani diplomasi tatbik ediyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Fidan öncülüğündeki insani diplomasi “Gazze yalnız değildir” mesajını hem sahada hem de uluslararası kamuoyunda güçlü bir şekilde iletiyor.
Ankara’da Filistin ve bölgesel güvenlik gündemi
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın 12 Ağustos’ta Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından resmî törenle karşılaması ilişkilerin çok yönlü ve çok boyutlu muhtevasını gösteriyor. Abbas bu görüşmeyi önemli ve verimli olarak nitelendirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan Filistin’in 28 Kasım’da parlamento seçimleri ve 2027’nin başında cumhurbaşkanlığı seçimleri düzenleme kararını memnuniyetle karşıladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan “uzun bir aradan sonra Filistin’de parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapılmasına ilişkin kararın başarılı olmasını ve uzlaşma sürecine katkıda bulunmasını umduğunu belirtti.” Abbas Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın 7 Ağustos'ta imzaladığı savunma anlaşmasını desteklediklerini beyan etmiştir. Anlaşmayı son derece önemli olarak nitelendiren Abbas, savunma paktının bölgedeki güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesine katkıda bulunacağını ifade etti. Abbas, Mekke Anlaşması’nı İslam ümmetinin menfaatlerinin savunulması için bir başlangıç mekanizması olarak nitelendirdi. Mekke Savunma Anlaşması sürdürülebilir bir güvenlik mekanizması inşa ederek, bölgesel barış tesisi yolunda atılan stratejik bir adımdır. Bu çerçevede bölgesel sahiplenme hususunda Filistin konusu önemli gündem maddesidir. Coğrafyamız Mekke Anlaşması’nı bir umut olarak görüyor. Abbas’ın Mekke Anlaşmasına yönelik söylem ve perspektifleri bu istikamette değerlendirilmelidir. Filistin konusundaki dayanışma coğrafya açısından önem teşkil etmektedir. Filistin dayanışması Mekke Anlaşmasının bölgesel sahiplenme noktasındaki gücünü ve tertibini artıran etkenlerin başında geliyor.
Ziyarette İsrail’in soykırımcı politikalarının yol açtığı insani, ekonomik ve siyasi yıkımlar merkezde yer aldı. Ortak basın toplantısında Cumhurbaşkanı Erdoğan; soykırımcı Netanyahu hükûmetinin tüm dünyanın gözü önünde Batı Şeria ve Kudüs'teki hukuk dışı tasarruflarını sürdürdüğüne dikkati çekti. Filistin’in barış istikametindeki yapıcı tutumuna rağmen Netanyahu yönetimi uzlaşmaz ve saldırgan tavrını sürdürüyor. Abbas, basın toplantısında İsrail’in Filistin’in 6,5 milyar dolarına el koyduğunu dile getirdi. Paraların gasp edilmesi İsrail’in hukuk tanımazlığının bir örneğidir. Bu gasp Filistin’deki kurumların işleyişini olumsuz bir biçimde etkiliyor.
Filistin’de birlik ve bölgesel dayanışma arayışı
Türkiye’nin Filistin davasına yönelik en önemli yaklaşımlarından biri de Filistin’deki mevcut siyasi bölünmüşlüğü ortadan kaldırmaya yönelik çabalarıdır. Filistin içinde konsensusun sağlanması oldukça önemli bir konudur. Siyasi bölünmüşlük İsrail’e geniş bir manevra alanı tanıyor. Bu nedenle bölünmenin ortadan kalkması ve iki siyasi ideoloji arasında ortak bir zeminin bulunması önemlidir. Bu bağlamda Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ve Hamas arasında ortak zeminin oluşması, Filistin’deki iç çekişmelerin sönümlenmesine olanak tanıyacak ve İsrail tehdidine yönelik iç konsolidasyonu sağlayacaktır. Türkiye’nin hem FKÖ’yle hem de Hamas’la gerçekleştirdiği temaslarda Filistin’in istikrara, barışa ve huzura kavuşmasını önceliyor. Filistin lideri Abbas’ın ziyaretinden kısa bir süre önce MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın Hamas Siyasi Büro Başkanı Halil el-Hayye ile İstanbul’da görüştü. Görüşmede, Gazze Barış Planı’nın ikinci aşamasına yönelik hazırlanan yol haritasına değinildi. İsrail saldırganlığının yol açtığı tahribatlardan bahsedildi. Gazze’de barışın tesisi ve bölgedeki insani krizin çözümü görüşmenin ana konusu oldu. Türkiye’nin hem siyasi süreçte hem de insani yardım konusunda Gazze halkının yanında olduğu bir daha teyit edildi.
İsrail 7 Ekim 2023 tarihinden günümüze Gazze’de sistematik bir soykırım politikası uyguluyor. Uluslararası toplum ise bu soykırım politikasına karşı kafasını kuma gömmüş bir vaziyettedir. Uluslararası toplum gerçekle yüzleşmek zorundadır. Bu istikamette son dönemlerde hem Avrupa’da hem ABD’de tedricen de olsa itirazlar yükselmeye başladı. İsrail’in hukuk tanımayan eylemleri karşısında bütün beşeriyetin ayrılığa düşmeden vahdet içerisinde hareket etmesi zaruridir.
Türkiye; Filistin konusunda tarihî, coğrafi ve insani sorumlulukları çerçevesinde hareket ediyor. Türkiye ilk günden itibaren Gazze’nin yanındadır. Filistin davasına sahip çıkan Türkiye, İsrail’in bölgesel yayılmacılığının yol açtığı tahribat ve meydan okumalara karşı önleyici tedbirler alıyor. Bu bağlamda bölgesel caydırıcılık ve bölgesel sahiplenme yaklaşımlarıyla hareket ediyor ve coğrafyaya sahip çıkıyor. Mevzubahis caydırıcılık ve sahiplenme bölgesel güvenlik, barış ve istikrarın sağlanması açısından hayati öneme sahiptir. Türkiye’nin güçlü varlığı ve duruşu coğrafyanın selameti açısından tarihsel bir nitelik taşıyor.

Olmak ya da Olmamak - Tiyatro, Hayat ve İnsan
Sanatın 6. dalı tiyatro, sahnede sadece bir oyun sunmuyor aynı zamanda hayatı ve insanı da anlatıyor. Dünyaca ünlü yazar William Sheakspeare’nin “Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu” sözünden ilham aldığımız podcast serimizde; tiyatroyu, alanının uzman isimleriyle konuşuyoruz..

Spor Sohbetleri
"Spor Sohbetleri" ile spor dünyasının nabzını tutmaya hazır mısınız? Her bölümde farklı bir konuyu ele alarak, sporun tarihini, kültürünü ve güncel olaylarını mercek altına alıyoruz. Taktik teknikten ziyade sporun toplumsal etkilerini masaya yatıyoruz. Eğer siz de sporun sadece spor olmadığına inananlardansanız "Spor Sohbetleri" tam size göre.