21. yüzyılın ilk çeyreğinde dünya (9): Görünmez sınırların aşılması
Haberin Eklenme Tarihi: 14.01.2026 14:15:00 - Güncelleme Tarihi: 14.01.2026 14:27:00Tarih kitapları genellikle generallerin zaferlerini, imparatorlukların çöküşünü veya devrimlerin gürültüsünü kaydeder. Ancak 21. yüzyılın ilk çeyreğini (2000-2025) geride bıraktığımız şu günlerde, tarihin akışını değiştiren asıl dinamiklerin her zaman "manşetlerde" patlayan bombalar olmadığını görüyoruz. Bazen İsviçre'de yerin metrelerce altındaki bir tünelde çarpışan iki atomaltı parçacık, bazen bir doğumhanede dünyaya gelen milyarıncı bebek, bazen de bir futbol stadyumunda giyilen yerel bir kıyafet, dünyayı savaşlardan daha kalıcı bir biçimde dönüştürür.
Hazırladığımız bu büyük arşivin 10 ile 19. maddeleri arasındaki bölümü, işte bu "sessiz ama derinden" gelen dalgalara odaklanıyor. Bu dönem, insanlığın evrenin en karanlık sırlarına (Kara Delikler ve Tanrı Parçacığı) ışık tuttuğu, ancak kendi gezegenindeki en temel insani krizlere (Haiti Depremi, H1N1) çare bulmakta aciz kaldığı büyük bir paradoksu temsil ediyor. Bilimsel aklın zirve yaptığı, ancak ahlaki liderliğin (Mandela'nın vedası) irtifa kaybettiği bir çeyrek asrı analiz ediyoruz.
Mikrokozmostan makrokozmosa
Bu dönemi tanımlayan en parlak ışık, şüphesiz bilimden geldi. 20. yüzyıl "uzayı fethetme" çağıydı; 21. yüzyılın ilk çeyreği ise "gerçekliği anlama" çağı oldu. 2012 yılında CERN'de Higgs Bozonu'nun (Tanrı Parçacığı) keşfi, sadece bir fizik deneyi değildi. Bu, insanlığın "Biz neden varız? Madde nasıl kütle kazanır?" sorusuna verdiği en somut cevaptı. Siyasi sınırların, ekonomik krizlerin ve savaşların ötesinde, binlerce bilim insanının kolektif bir akılla evrenin kodunu çözmesi, "Bilim Diplomasisi"nin en büyük zaferi olarak tarihe geçti.
Benzer bir entelektüel sıçrama, 2019'da bir Kara Deliğin ilk kez fotoğraflanmasıyla yaşandı. Yüzyıl boyunca sadece teorik bir matematiksel denklem veya bilim kurgu fantezisi olarak görülen "görülemez" bir olgunun, 55 milyon ışık yılı öteden portresinin çekilmesi, 2026'dan baktığımızda hâlâ tüyler ürpertici bir başarıdır. Ancak bilim, her zaman zafer demek değildi. 2003'teki Columbia Uzay Mekiği faciası, teknolojik kibrimizin sınırlarını bize kan ve gözyaşıyla hatırlattı. Bu trajedi, devlet tekelindeki hantal uzay çalışmalarının sonunu getirirken, özel sektörün (New Space) önünü açan boşluğu yarattı. Bugün Mars'a gitmeyi konuşan şirketlerin cesareti, Columbia'nın enkazından doğdu.
Demografik ve kültürel eksen kayması
Siyasetin ağırlık merkezi, bu çeyrek asırda Batı'dan Doğu'ya ve Güney'e doğru geri dönülemez bir şekilde kaydı. Bu kaymanın en büyük kanıtı, bir füze denemesi veya borsa verisi değil, basit bir nüfus sayımıydı. 2023 yılında Hindistan'ın nüfusunun Çin'i geçmesi, son 300 yılın en büyük demografik olayıydı. "Asya Yüzyılı" denilen kavram, artık Çin'in üretim gücünden ibaret değil; Hindistan'ın genç, dinamik ve devasa nüfusuyla şekillenen çok kutuplu bir Asya'yı işaret ediyordu. Yaşlanan Avrupa ve duraklayan Çin'in karşısında, demografik ibre Yeni Delhi'ye döndü.
Bu eksen kaymasının kültürel tezahürü ise 2022 Katar Dünya Kupası'nda vücut buldu. Batı medyasının tüm eleştirilerine, boykot çağrılarına ve kültürel dayatmalarına rağmen; tarihin ilk Arap ve Müslüman coğrafyalı Dünya Kupası, "Küresel Güney"in özgüven patlamasıydı. Final maçında kupa kaldırılırken Lionel Messi'ye giydirilen "Bişt", futbolun sadece bir oyun olmadığını, Batı'nın kültürel hegemonyasının (Soft Power) artık mutlak olmadığını gösteren sembolik bir andı.
Vicdanın sınanması ve liderlik krizi
Ancak bilimde ve demografide yaşanan bu devrimler, insanlığın ahlaki karnesine aynı başarıyla yansımadı. 2010 Haiti Depremi, uluslararası sistemin "yardım" maskesi altındaki çaresizliğini ve hatta zararlarını (BM kaynaklı kolera salgını) gözler önüne serdi. Modern dünyanın tüm teknolojisine ve zenginliğine rağmen, yoksul bir ada ülkesinin yerle bir olmasını ve sonrasında çetelerin eline düşmesini engelleyememesi, "liberal müdahalecilik" ve insani yardım doktrinlerinin iflasıydı.
Bu ahlaki boşluk, sembol isimlerin kaybıyla daha da derinleşti. 2013'te Nelson Mandela'nın ölümü, sadece bir devlet adamının vefatı değildi; 20. yüzyıldan kalan "barışçıl direniş", "bağışlayıcılık" ve "ahlaki otorite" kavramlarının da toprağa verilmesiydi. Dünya, Mandela gibi birleştirici figürlerden yoksun kalırken, sahne Kim Jong-un gibi genç, pervasız ve nükleer hırsları olan liderlere kaldı. 2011'de iktidarı devralan Kim, babasının gölgesinden çıkarak dünyayı nükleer bir şantajla rehin almayı başardı. Bir yanda barışın simgesi Mandela'nın vedası, diğer yanda tiranlığın yeni yüzü Kim'in yükselişi; 21. yüzyılın liderlik profilindeki dramatik düşüşü özetliyordu.
Yugoslavya'dan pandemiye…
Ve son olarak, sınırlar ve hastalıklar... 2006'da Karadağ'ın bağımsızlığı ile Yugoslavya haritası tamamen tarihe karıştı. 20. yüzyılın kanlı mirası Balkanlar'da (kısmen) kapanırken, 21. yüzyılın yeni kâbusu "pandemiler" kapıyı çaldı. 2009'daki H1N1 domuz gribi salgını, aslında 2020'deki büyük felaketin (Covid-19) bir provasıydı. Dünya Sağlık Örgütü ve devletler, H1N1 sırasında yapılan hatalardan ders çıkarmadığı için, on yıl sonra gelen asıl dalgada sınıfta kaldılar.
Sonuç olarak, 10 ile 19. maddeler arasındaki bu olaylar dizisi; insanlığın gökyüzüne bakıp evrenin sırlarını çözdüğü, ancak yere bakıp kendi yarattığı eşitsizlikleri ve acıları çözemediği bir dönemin hikayesidir. Bilim bizi tanrısal bir güce yaklaştırırken, siyaset ve vicdan bizi hâlâ en ilkel korkularımızla baş başa bıraktı. Bu liste, bu büyük çelişkinin kaydıdır.
10. "Tanrı Parçacığı"nın (Higgs Bozonu) keşfi (2012)
CERN'deki Büyük Hadron Çarpıştırıcısı'nda yapılan deneyler sonucunda, evrene kütlesini kazandıran atomaltı parçacığın varlığı kanıtlandı. Bu, 21. yüzyılın en büyük fizik başarısıydı. Siyaseten ise, binlerce bilim insanının ve onlarca ülkenin (rakip devletler dahil) "bilim diplomasisi" çatısı altında ortak bir amaç için birleşebileceğinin en somut örneği oldu.
11. Hindistan'ın nüfusta Çin'i geçmesi (2023)
BM verilerine göre Hindistan'ın dünyanın en kalabalık ülkesi unvanını Çin'den alması, yüzyıllık bir demografik trendin sonuydu. Bu değişim, küresel üretim ve tüketim merkezinin Çin'den kaymaya başladığını gösterdi. "Demografik temettü"ye (genç nüfus) sahip Hindistan yükselirken, yaşlanan Çin'in ekonomik büyümesinin sınırlarına dayandığı tescillendi.
12. Katar FIFA Dünya Kupası (2022): Sporun jeopolitiği
Ortadoğu'da düzenlenen ilk Dünya Kupası, devasa bir "yumuşak güç" (soft power) gösterisiydi. İşçi hakları ve kültürel tartışmaların gölgesinde geçen turnuva, Batı medyasının eleştirilerine rağmen "Küresel Güney" tarafından sahiplenildi. Finalde Messi'ye giydirilen yerel kıyafet (Bişt), Batı kültürünün küresel spor organizasyonları üzerindeki tekelinin kırıldığını simgeleyen ikonik bir andı.
13. Haiti Depremi ve uluslararası müdahale (2010)
300 binden fazla insanın öldüğü bu felaket, 21. yüzyılın en ölümcül doğal afetlerinden biriydi. Deprem sonrası ülkenin tamamen çökmesi, ABD askerlerinin havalimanını kontrol etmesi ve BM Barış Gücü'nün (MINUSTAH) ülkedeki varlığı, "insani müdahale" kavramının sınırlarını ve başarısızlıklarını (kolera salgını skandalı gibi) gösterdi.
14. Nelson Mandela'nın ölümü (2013)
Güney Afrika'nın efsanevi lideri ve apartheid karşıtı mücadelenin sembolü Mandela'nın vedası, dünyada "birleştirici liderlik" ve "ahlaki otorite" devrinin kapanışıydı. Cenazesinde Obama'dan Castro'ya kadar birbirine düşman liderlerin yan yana gelmesi, onun küresel saygınlığının kanıtıydı. Ölümü, 20. yüzyılın barışçıl direniş mirasının sonunu simgeliyordu.
15. Kim Jong-un'un iktidara gelişi (2011)
Babasının ölümüyle Kuzey Kore liderliğini devralan genç Kim, Batı'nın beklediği gibi rejimini yumuşatmadı; aksine nükleer programı görülmemiş bir hıza ulaştırdı. İktidarı boyunca amcasını idam ettirmesi ve nükleer denemeleriyle, Asya-Pasifik'teki güvenlik denkleminin en öngörülemez aktörü hâline geldi.
16. Karadağ'ın bağımsızlığı (2006): Yugoslavya'nın tamamen bitişi
Sırbistan-Karadağ birliğinin referandumla ve barışçıl bir şekilde dağılması, 1990'lardaki kanlı Balkan savaşlarının aksine "kadife bir boşanma"ydı. Bu olayla birlikte Yugoslavya haritası tamamen tarihe karıştı. Karadağ'ın bağımsızlığı, Rusya'nın itirazlarına rağmen ülkenin NATO üyeliğine giden yolunu açtı.
17. İlk kara delik fotoğrafı (2019)
Olay Ufku Teleskobu (EHT) ekibinin, dünyadan 55 milyon ışık yılı uzaktaki M87 galaksisindeki kara deliği görüntülemesi, "görülemez olanı görmek" demekti. Einstein'ın İzafiyet Teorisi'ni görsel olarak kanıtlayan bu kare, insanlığın kolektif hafızasına kazındı. Bilimsel verinin görselleşmesi, gerçeğin manipüle edildiği bir çağda "objektif gerçekliğin" gücünü hatırlattı.
18. H1N1 domuz gribi pandemisi (2009)
2020'deki COVID-19'un "provası" niteliğindeki bu salgın, Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) 40 yıl sonra ilan ettiği ilk pandemiydi. Küresel sağlık sisteminin hazırlıksızlığını ve aşı milliyetçiliğini ilk kez bu kadar net gösterdi. Salgın beklenenden daha hafif geçse de ilaç şirketleri ve hükümetler arasındaki güven krizinin tohumlarını ekti.
19. Columbia uzay mekiği faciası (2003)
Yedi astronotu taşıyan mekiğin dünyaya dönüş sırasında parçalanması, ABD'nin uzay programını (NASA) yıllarca sekteye uğrattı. Bu trajedi, devlet yönetimindeki hantal uzay projelerinin sorgulanmasına neden olarak, Elon Musk'ın SpaceX'i gibi özel şirketlerin uzay yarışına dahil olmasının önünü açan boşluğu yarattı.