Yılmaz Hocam, 40 yılı aşkın bir teknik adamlık kariyeriniz var. Ancak Sarıyer'deki görev süreciniz ve ayrılış biçiminiz kamuoyunda oldukça tartışıldı. Çok sert çalıştığınız ve futbolcu isimlerini telaffuz etmekte zorlandığınız gerekçesiyle eleştirildiğiniz konuşuldu. İşin aslı nedir?
Bir insan çalışıyor diye bir yerden yollanır mı? 40 yıldır hocalık yapıyorum, ilk kez bu durumla karşı karşıya kaldım! Neymiş; oyuncunun ismini söyleyemiyor diye hoca gönderilir mi? Papy Djilobodji’yi telaffuz etmekte zorlandım. Djilobodji’yi annesi bile söyleyemez! En zor isimleri bile telaffuz ediyorum ama bazen ben de zorlanıyorum ki bu da son derece normal. Bu yüzden hoca gönderilir mi? Saçma bir şey bu!
“Sarıyer halkına beni kötülüyorlar”
Sarıyer Kulüp Başkanı Ahmet Emre Yaldız ile aranızda ciddi bir anlaşmazlık olduğu ve Sarıyer camiasında size karşı bir algı oluşturulduğu iddiaları var. Başkan ile aranızda tam olarak ne yaşandı?
Ben kendisini seviyorum, güzel insan ama çok heyecanlı. Benden eşofmanları istiyor... Sözleşme yapmışsın, beni istemişsin; sonra ben ayrıldıktan sonra o parayı bana ödememişsin. Hukuken beni haklı buldular. Şimdi burada beni neye şikâyet ediyorsun? Kim kime para hediye eder?
Sen bu sözleşme şartlarını yerine getirmeyeceksen o zaman niye yapıyorsun? Kimseden ekstra bir talebim olmadı. Hatanın karşılığında beni Sarıyer halkına kötülüyorsun. Yapma Ahmet’im, güzel adamsın. Ben Sarıyer Kulübü’nün üyesiyim. Sen kendi yaptığın hatayı Sarıyer’e mal ediyorsun, bana değil.
“Yabancı teknik adam o millî aidiyeti yansıtamaz”
Biraz da Millî Takım ve Türk futbolunun genel yapısını konuşalım. Yabancı teknik adam tercihleri ve yerli hocalara verilen değer konusundaki eleştirileriniz sık sık gündeme geliyor. Vincenzo Montella tercihi ve TFF'nin tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye’de yerli teknik adama verilen değer ne yazık ki son derece yetersiz. İstiklal Marşı okunurken yabancı bir teknik adamın o millî aidiyeti ve duyguyu sahaya yansıtması mümkün değildir! Dünyanın her yerinde başarısız olan antrenörler görevi bırakır; Türkiye’de ise başarısızlığa rağmen teknik adamların koltukları korunuyor. Daha da acı olanı, Türkiye Futbol Antrenörleri Derneği (TÜFAD) teknik adamların haklarını savunmak yerine bu süreci sadece izlemekle yetiniyor. Yerli antrenör yalnız bırakılıyor.
“Türk futbolundaki çöküşün sebebi liyakatsiz yöneticiler”
Tribünlerdeki gerilim, kulüpler arasındaki kutuplaşma ve Türk futbolundaki genel çöküşün ana kaynağını nerede görüyorsunuz?
Türk futbolundaki çöküşün ve tribünlerdeki gerilimin temel sebebi liyakatsiz yöneticilerdir! Spor kültürümüz maalesef geriledi. Federasyon ve kulüp yönetim kurullarında futbolu bilen insanlar yer almıyor. Kararlar analizlerle değil, tavsiyelerle alınıyor. Yöneticilerin kullandığı yapıcı olmayan dil, taraftarları tamamen kutuplaştırıyor. Eskiden rakip taraftarlar dostça yan yana maç izler, bilet kuyruklarında ekmeğini paylaşırdı; o günler geride kaldı. Dünyanın en güzel sosyal olayını ne yazık ki çok kötü yönetiyoruz. Tüm futbol camiasının şapkasını önüne koyup ciddi bir özeleştiri yapması şart.