“Derinlik" sergisindeki eserlerinizde tuvalle kurduğunuz ilişki; kazıma, silme ve aşındırma gibi müdahalelerle şekilleniyor. Bu 'yapım ve yıkım' döngüsü, resmin kendi hafızasını nasıl oluşturuyor? Teknik olarak katmanları eksilterek o ismini verdiğiniz 'derinlik' hissine ulaşma fikri sanat pratiğinize nasıl yerleşti?
Resimlerimde doku, kazıma tekniği (frotaj), silme, yer yer iz bırakma en sevdiğim efektlerdir. Bu efektler birlikte olduğunda etkiyi, yaşanmışlığı ve derinliği artırıp, yansımayı izleyene olgun bir şekilde hissettirir. Yüzeyde olan sığ kalır. Çaba gerektirmez. Derinde olan keşif ister, sorgulanmak ister; merak uyandırır, gizem içerir. Kendi ritmini oluşturur. İzleyenle içsel bir bağ kurar. Bu bağ da her zaman en özel, en pür, en derin birebir bağdır. Okul döneminde gravür eğitimi almış ve gravür yapmış olmak da resmimi beslemiştir. Çünkü gravürde de yüzeyi kazıyarak, silerek, izler bırakarak sanatsal birikim oluşturabilirsiniz. Artık resim hafızası, kendini var eden bir olgudur.
“Derinlik kavramı, bütüncüldür”
Küratörünüz İlayda Uzunarslan, eserlerinizin kişisel olan ile kolektif olan arasındaki sınırları belirsizleştirdiğini vurguluyor. Özellikle yakın zamanda yaşadığınız kaybın ardından, tamamen size ait olan bir yas süreci, tuval üzerinde nasıl ortak bir duygudaşlık ve hafıza alanına evrildi?
“Derinlik” adlı sergim hem hüzün sürecime hem de toplumsal ve sosyolojik olarak derinleşmenin önemine vurgu yapıyor. Derinlik, çok boyutlu ve her alanda önemli bir kavramdır. Toplumsal ve sosyolojik olarak derinliği olmayan hiçbir kavram, konu, olay, durum, insan, birey ya da toplum büyüyemez, gelişemez, var olamaz ve evrilemez.
Babamın sonsuzluğa gidişi, beni gerek soyut gerek somut anlamda derinliğin içinden geçirirken, kendime yeniden ve farklı bir açıdan ulaşmamı sağladı. Derinliklerimde bulduğum yeni keşifler, daha da evrilmemi sağladı. Bu durum ise farkındalığın ta kendisiydi.
Buradan yola çıkarak, toplumsal ve sosyolojik açıdan bakıldığında derinliğin toplumun her katmanında gerekli olduğu ve kolektif bilinci oluşturduğu yadsınamaz bir gerçektir. Derinlik kavramı bütüncüldür. Her alanı kapsar. Detaydan bütüne, bütünden detaya dönüşen bir metafordur artık yeni resimlerim için. Boyutsal ve hacimsel olarak arşivlemesini hafızada yapar. Derinliğin içsel farkındalık hâli bütüne yansır. İzleyenle bağ kurar. Bu bağ; içten, yalın, izleyeni içine çeken, yeni keşiflere yelken açtıran bir alan oluşturur.
Resimlerinizde keskin sınırların yerini akışkan ve geçişken yüzeylere bıraktığını, karşıtlıkların birbirini dışlamak yerine dönüşerek çoğaldığını görüyoruz. Zamanın parçalı yapısı ve duyguların iç içe geçme hâli, atölyenizdeki günlük üretim rutininize ve fırçanıza nasıl yön veriyor?
Yaşamda hiçbir şey kesin sınırlar içinde değildir. Hayat, dümdüz ve aynılıklarla yaşanılır olmaz. Zıtlıklar iç içedir. Bu durum, insanı dengelemek için vardır. Zamansal katmanlar ve duygulardaki iç içe geçme hâli, sanatsal birikimlerin dokümanını hafızada oluşturur.
Her sergimde olduğu gibi “Derinlik” adlı sergimde de, üslubumu ortaya koyduğum resimsel tavrımın yanı sıra iç içe geçen, birbirine karışan, özgürce dolanan, sınırsızlığın vurgulandığı; yine benim resimsel dilimi oluşturan ve bir sonraki resimlerime atıfta bulunan eserler izleyenle söyleşmeye hazırdır. Bu nedenle hayatın içinden sanatsal birikime dönüşmesinde farkındalık, zaman ve yaşam içindeki katmanların duygusal izi ile bütüne eşlik edişi, sanat üretimimde önemli rol oynar.
“İnsan-mekân ilişkisi, iç mimarinin önemli alanlarındandır”
Bu sergiyi merhum babanız İç Mimar Cemil Aytaç Erentürk’ün anısına ithaf ediyorsunuz. Bir iç mimarın kızı olarak büyümek; boşluk, mekân ve yapısal katmanlar kavramlarıyla kurduğunuz bağı nasıl etkiledi? Babanızın mekânlara yaklaşımıyla sizin tuvaldeki çok katmanlı mimariniz arasında sezgisel bir bağ kuruyor musunuz?
Babam Cemil Aytaç Erentürk, iç mimardı. Kreatif yönü yüksekti. Sanatçı tavrı öne geçerdi. Düz bir iç mimar değildi. Dolayısıyla sanatsal alanda da oluşturduğu çalışmalar vardı.
İnsan-mekân ilişkisi, iç mimarinin önemli alanlarındandır. Bu ilişkinin yansımasını en verimli, en konforlu, hatta bazen sıra dışı ama estetik bilinçle oluşturmuştur. Bu durum, tasarladığı her projede, her prototipte, her makette, her kullanım alanında, her heykelde ve sanat üretiminde kendini göstermektedir.
Alan oluşturma duygusu, boşluk, mekân ve çoklu alanları düzenleme algısı; yıllar içinde babamın deneyimlerini içselleştirerek, tuvallerimde vücut bulan resimleri cesaretle ortaya koymamda çok önemli bir ilham oldu.
Sağlam bir strüktür, güçlü ifade, heykelsi tavır, ruha dokunan kreatif yansıma, sıra dışılık, derinlik hissi veren kendine özgü yaklaşım, cesur, ilerici ve ilham veren etki; her ikimizin ortak paydalarını oluşturmaktaydı.
“Sanatçı ve küratöryel birliktelik, bu sergimde etkisini en güzel şekilde vurguladı”
“Derinlik"in oluşum sürecinde İlayda Uzunarslan ile nasıl bir diyalog geliştirdiniz? Sizin içsel ve yalnız üretim süreciniz, küratöryel bir bakış açısıyla Evrim Sanat Galerisi'nin mekânına yerleşirken hangi yeni anlamları veya anlatı katmanlarını kazandı?
Bu konuyu ele alışımın her aşamasında sevgili İlayda vardı. Bu nedenle beni derinlikle anlayan biridir. Hem duygusal hem de sanatsal olarak analiz eden biri olan İlayda Uzunarslan, benim için özel bir yere sahiptir.
Bu konuyla ilgili üzerine konuşmamız, zaten en doğal ve en net şekliyle izleyiciye aktarılan bir yazı hâlini aldı. Sanatçı ve küratöryel birliktelik, diğer sergilerimde olduğu gibi bu sergimde de etkisini en güzel şekilde vurgulamaya vesile oldu. Derinliği hissederek kaleme alınan bu yazı; derinliğin içinden geçilen, sergimin önemini vurgulayan ve zamana atılan bir imza oldu.
“İnsanların resimlerimle söyleşmesini isterim”
İzleyicinin sadece görsel bir karşılaşmaya değil, kendi iç katmanlarıyla yüzleşmeye davet edildiği belirtiyorsunuz. Eserlerinizin karşısında duran ve bu çok katmanlı yapının aktif bir parçası hâline gelen bir sanatseverin, galeriden ayrılırken zihninde veya ruhunda nasıl bir “iz” kalmasını arzu edersiniz?
İnsanların resimlerimle söyleşmesini isterim. Bu sergimde de öyle oldu. Bu serginin kişiyi kendi içselliğinde aydınlattığını fark ediyorum. Hatta sergimi gezenlerin çoğunun güzel geri dönüşler veriyor olması ve kişilerde her alanda derinleşmenin nasıl bir etki uyandırdığını görmek çok değerli. Bu nedenle sergimin anlamını bulduğunu düşünüyorum.