30 Temmuz 2026

Deklanşörden beğeni tuşuna: Fotoğrafın yeni yüzü

İletişim teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte hayatımızın merkezine yerleşen sosyal medya platformları, fotoğraf sanatını kökten değiştiriyor. Günümüzde hızla paylaşılan milyonlarca görsel, fotoğrafı sanatsal eser olmaktan çıkarıp günlük yaşamın, beğenilme arzusunun anlık yansımasına dönüştürüyor.

İnsanlık tarihinin başlangıcından günümüze kadar uzanan süreçte “iletişim”, sürekli var olmuş bir kavramdır. Çağlar boyunca çeşitli iletişim araçları ortaya çıktı, insanlar bu iletişim araçları sayesinde diyalog kurdu ve kendilerini ifade etti. Günümüzde gelişen teknolojiyle birlikte kitle iletişim araçları oldukça hızlı bir şekilde hayatımızın odak noktası hâline geldi. Bu gelişmelerle birlikte internet, sosyal medya, dijital dünya, yeni medya gibi kavramlar gündelik yaşantımızda oldukça kullandığımız ifadeler hâline geldi ve gündelik yaşantımızın bir parçası oldu. Dolayısıyla saniyeler içerisinde milyonlarca fotoğrafın paylaşıldığı sosyal medyanın, fotoğraf sanatı üzerinde de birtakım etkileri olduğunu söylemek mümkün. Yaşanan bu teknolojik gelişimler ile fotoğraflar daha kolay ulaşılabilir ve çoğaltılabilir oldu. Neticede sosyal medya kavramıyla fotoğraf sanatı da yeni bir boyut kazandı.

Web 2.0

Bazı kaynaklarda Web 2.0 olarak da adlandırılan “sosyal medya” kavramı ile fotoğraf sanatı arasındaki ilişkiyi anlamlandırabilmek için öncelikle her iki kavramın da tanımlanması ve anlaşılması gerekir. Sosyal medyanın kabul görmüş bir tanımı bulunmamakla birlikte, genel olarak “internet ortamında kullanıcıların birbirleriyle yaptıkları diyalog ve paylaşımların tümü” şeklinde tanımlanabilir. İçinde yaşadığımız dönemde sosyal medya, birçok kişi ve kurum tarafından aktif olarak kullanılır. Bu sayede hızlı erişim kolaylaşıyor, kullanıcılar içerikleri sosyal ağ aracılığıyla görebiliyor ve düşüncelerini yansıtabiliyor.

Diğer yandan fotoğrafçılık içinse; en basit anlamıyla “kamerayla ışığı bir yüzey üzerine kaydederek oluşturulan görüntüdür” diyebiliriz. İnternetin gelişme göstermesi ve yaygınlaşmasıyla sosyal medya daha çok ilgi çekici bir hâl aldı. Çağımızda sosyal medya uygulamalarının popüler olmasıyla birlikte milyonlarca kullanıcı birbiriyle her an internet sayesinde kolaylıkla iletişime geçiyor ve geçmeye de devam edecek gibi duruyor.

Nereden nereye

​Fotoğrafın bulunması, medya tarihinin en önemli gelişmelerindendir. Fotoğrafın mucidi Joseph Nicephore Niepce olarak bilinir. Niepce, 1826 yılında yaptığı çalışmalar sonucu ilk kalıcı görüntüyü elde etmeyi başardıktan sonra fotoğraf tarihi başlar. Etimolojik olarak bakacak olursak; 25 Şubat 1839’da Vossische Zeitung adında bir gazetede Johann von Maedler’in fotoğrafçılık (photography) kelimesini ilk kez kullandığını görürüz. Aynı senenin 14 Mart’ında Sir John Herschel, Royal Society of London'da bir dersinde Yunanca “photos” kelimesinden gelen “photography” kelimesini dünyaya tanıtır.

​Öte yandan kitle iletişim aracı olarak adlandırılan medya kavramı, 1920’li yıllardan itibaren kullanılır. Medya kavramı; sözlü, yazılı, basılı, görsel metin ve imgeleri içeren geniş iletişim araçlarını kapsar. Günümüzde iletişim, sosyal medya aracılığıyla daha kolay ve hızlı gerçekleşir. Dünyada sosyal medya 1970’li yıllarda kuruldu ve 1971’de Ray Tomlinson tarafından atılan ilk e-posta sosyal medyanın başlangıcı sayılır. Türkiye’de ise 1995 yılında Yahoo, 1998 yılında ise Google gibi web arama sitelerinin bu serüveni başlattığını görüyoruz. 2000 yılına geldiğimizdeyse online alışveriş siteleri kuruluyor ve bankacılık işlemleri internetle yapılmaya başlıyor. Genel anlamda sosyal medya olgusunu bu dönemden sonra ortaya çıkan Facebook, Instagram ve X’in oluşturduğunu söyleyebiliriz. Bunların dışında sıklıkla kullanılan fotoğraf paylaşım siteleri olarak; başta Pinterest olmak üzere Flickr, Imageshack, PhotoBucket gelir. Fotoğraflar anı yakalayabilmesiyle gelecek nesillere bırakılan belge niteliğindedir. Fotoğraf, yaşadığımız dünyayı anlamlandırma ve biçimlendirme için kullandığımız bir tür basılı iletişim aracıdır. İlk resim sanatı ile ortaya çıkan gerçeği yansıtma isteğini, gerçeğin kendisini anında sunabilme özelliğiyle fotoğraf devralmıştır.

Çekiyorum, çektim!

​Günümüzde en etkili iletişim türü olarak görsel iletişim ön plana çıkıyor. Keza iletişim araçlarını kullanan birçok kişi sosyal medya ağlarında fotoğraf paylaşıyor. Dünya çapındaki iletişimi ve paylaşımı çok hızlı bir şekilde gerçekleştiren sosyal medya, sanat ve sanatçılar için de bir devrim niteliğindedir. İnternet teknolojisinin, zaman ve mekân kavramlarını yok etmesiyle sanatın topluma sunulması sosyal medya uygulamalarına taşındı. Sanatçı hiçbir galeriye, kuruma veya bir küratöre ihtiyaç duymadan eserini dünya üzerindeki milyonlarca sanat takipçisiyle kısıtlama olmadan sosyal medya uygulamalarında paylaşıyor. Sanatçı açısındansa sanal galeriler, genç ve tanınmayan fotoğraf sanatçılarına kendilerini göstermeleri için fırsat sunmuş oluyor. Diğer taraftan bilgi kirliliği, kötüye kullanımı denetleyen bir mekanizmanın olmaması ve anonim paylaşımlar sosyal medyanın fotoğraf sanatına kötü etkilerinden sadece birkaçıdır.

​Çağımızda fotoğraf, dünyanın her yerinde ortak bir dildir. Teknoloji ile birlikte hayatın vazgeçilmezi konumundadır. Amerika’da 1995 yılında özel işletmeler tarafından kullanılan internetin, Türkiye’deki ilk yıllarında üniversitelerde ve askerî alanda kullanıldığı görülüyor. Ancak o dönemlerde de fotoğrafın çok yer tutması ve sistemi yavaşlatması sebebiyle görsel yerine yazı daha çok kullanılmaktaydı. İlerleyen yıllarda gelişen teknoloji ile birlikte fotoğrafa olan talep arttı ve fotoğraf basımı gerekliliği doğdu. Ülkemizde ise sosyal ağların yükselişi ile birlikte fotoğraf önemli bir hâl almaya başladı. Bu yükselişle birlikte ağ kullanıcılarında fotoğraf çekme ve paylaşım yapma durumu oluştu. 18. ve 19. yüzyılda orta sınıfların yaptıkları resim ve sonrasında yaygınlaşan portre fotoğrafçılığı 20. yüzyıl itibarıyla yerini sosyal medyada yer alan amatör fotoğrafçılığa bıraktı.

Bir fotoğraftan daha fazlası

​Dijital kültürün artmasıyla birlikte kişilerin sosyal ağlarda paylaştıkları fotoğraflar sanattan uzaklaşıp, gündelik hayatın uğraşlarını anlatan sıradan bir hâl aldı. Sosyal medyada kullanıcıların hesap oluştururken kullandığı profil resimleri, kişinin kendini ifade etme ve sunma biçimidir. Kullanıcılar tarafından paylaşılan her fotoğrafı, siteler arşivliyor. Fotoğraf, bireyin duygu ve düşüncelerini ifade etme araçlarından biriydi. Ama sosyal medyanın hayatımıza girmesiyle birlikte ise kullanıcılar, beğenilme ve onaylanma isteğiyle fotoğraf paylaşımında bulunmaya başladılar.

İnsanlar yüzyıllardır kendilerinin nasıl göründüğünü görmek istemişlerdir ve kendilerini görmekten haz duymuşlardır. Bundan dolayı padişahların, kralların ve soyluların portrelerinin tarih boyunca yapıldığını görüyoruz. Portre sanatı günümüzde fotoğraf sanatı ve sosyal medya ile birleşerek en üst düzeyde kullanıma ulaştı. Beğenilmek, takdir görmek her insanın temel duyguları arasında yer alır. İnsanlar özünde olan bu duyguları, günlük hayatlarında da gün yüzüne çıkartmak isterler. Giyim tarzımızın, aksesuarlarımızın, kısacası yaptığımız her hareketin bunun bir göstergesi olduğunu söylemek yanlış olmaz. Bu dürtüyle sosyal medyada yatarken, yemek yerken, gittiği yerlerin, okuduğu kitabın, ailesinin, çocuklarının, katıldığı düğünün, oynadığı oyunun fotoğraflarını paylaşan kişiler bulunuyor. Yapılan tüm bu paylaşımların sebebi kişilerin beğenilme arzusudur. Beğen tuşunun varlığı da bireylerde beğenilme arzusunun olmasından kaynaklanır. Sosyal medyada birçok kullanıcı ellerindeki imkânlar doğrultusunda çektikleri fotoğrafları paylaşıyor. Kullanıcılar, sosyal medyanın hayatımıza girmesiyle birlikte fotoğrafın duyguları ifade etme aracı olduğunu fotoğraf sanatçıları gibi daha da benimser hâle geldiler. Ancak sosyal medyada dijital teknolojinin gelişmesiyle paylaşılan fotoğraflar birbirinin benzeri ve kişilerin gün içi geçirdiği vakitleri ifade eden fotoğraflardır. Instagram, Snapchat gibi uygulamaların kullanıcılarına sunduğu filtrelerle çekilen fotoğraflar da tek tipleşmeye sebep olan bir unsurdur.

Sosyal medyanın etkisi

​Sosyal ağlarda fotoğraf bir sanat eserinden ziyade; ilk olarak kişinin kendisinin sunum ifadesi olarak kullanılıyor. Paylaşımı yapılan her fotoğraf, kişinin kimliği hakkında diğer bireylere ipuçları vermeye yarıyor. İkinci olarak sosyal ağlarda fotoğraf toplumsal ilişkileri sağlayan bir araç olarak kullanılıyor. Üçüncü olarak, beğenilme arzusunu gidermek ve başkaları tarafından onay görmek amacıyla tercih ediliyor. Dördüncü olarak ise sosyal ağlarda fotoğraf bir anı nesnesi olma özelliğine sahiptir. Geçmişte fotoğraf çekebilmek maharet ve bilgi isteyen bir işken, günümüzde dijital fotoğrafçılığın fotoğraf çekebilme işlevini daha da kolaylaştırdığını söyleyebiliriz. Kolaylaşan fotoğraf çekimi ve sosyal medya kullanımının oldukça yaygınlaşması ile birlikte görüntü kirliliği de oluşmaya başladı. Amatör sitelerde ve sosyal medya uygulamalarında amatörce çekilen sınırsız sayıda fotoğraf bulunuyor. Sınırsız görüntü istilasına maruz kalan bireyler, arzulanandan çok daha fazla fotoğraf görmeye başladı. Fotoğraf paylaşımındaki artış, resim ve fotoğrafta nasıl ve ne sorularının yanıtını zorlaştırıyor. Önceden pek çok fotoğrafın kullanılmış olması merak duygusunu uyandıracak malzemeleri tüketiyor ve sanat yapımını zorlaştırıyor.

​Ayrıca sosyal medyada yer alan ünlüleri ve sanatçıları iki farklı biçimde ele almak daha doğru olacaktır. Birincisi; kim olduğu önceden bilinmeyen, sosyal medya araçları tarafından herkesin tanıdığı kişilerdir. İkincisiyse geleneksel medya tarafından tanınmış ve kişisel paylaşımda bulunmak için sosyal medyayı kullanan ünlü bireylerdir. Geldiğimiz noktada artık sanatçılar sevenleriyle etkileşimde bulunmak, fikirlerini ve eserlerini duyurmak için kitle iletişim araçlarını kullanmak zorundadır. Bu yüzden de günümüzde en yaygın olarak tercih edilen kitle iletişim araçlarını sosyal medya platformları oluşturuyor. Bu ünlü kişiler, sosyal medya üzerinden paylaştıkları fotoğraflarla toplumun belli bir kısmına yön veriyor. Giydikleri kıyafet, kullandıkları telefon hatta fotoğrafta verdikleri poz dahi başka kişilerce taklit ediliyor. Teknolojinin gelişmesi ile birlikte bilgisayar teknolojisi fotoğraf sanatını dönüşüme uğratmakla kalmadı; internet sanatı, dijital sanat gibi yeni formların da kabul görmesini sağladı. Dijital sanat; dijital ortamlarda üretilen sanat şeklinde tanımlanabilir. Dijital sanatta eser direkt dijital ortamda üretilebildiği gibi, geleneksel yöntemlerle üretilen eserler de dijital ortam aracılığı ile sergilenerek geniş kitlelere ulaştırılabilir.

​Sosyal ağlarda her yaştan insan fotoğraf paylaşıyor. Selfie (özçekim) çekmenin popüler olması ile birlikte paylaşılan fotoğraflar çoğaldı. Teknolojinin gelişimiyle sanat eserleri, fotoğraflar kolaylıkla ve izinsiz çoğaltılabilir hâle geldi. Bu durum, sanatçıların sanat eserlerinin mülkiyeti konusunda sorun oluşturuyor. Günümüzde sanatçıların ürettiği fotoğraflar internet ortamında kolaylıkla ulaşılabilir ve hatta izinsiz bir şekilde sosyal medya uygulamalarında paylaşılabilir hâle geldi. Sanatçılar tarafından ortaya çıkarılan fotoğraf çalışmaları; içinde barındırdığı içerik, duygu ve sanatsal teknikten ziyade endüstri unsuru olarak endüstri dünyasının dayatmaları doğrultusunda kullanılmaya başladı.

​Fotoğraf, insanların ellerinde tuttuğu fotoğraf makinelerinden çıkan birer mermidir. Silahın tetiğine yani deklanşöre her basıldığında ölüm saçmak yerine o anı ölümsüz kılar. Anı doğru olarak yakalayıp yansıtabilmesi açısından, fotoğraflar birer belge niteliğindedir. Bu doğrultuda bir zulme, adaletsizliğe, baskıya karşı direnmek için sadece onu fotoğraflamak yeterlidir. Unutulmamalıdır ki fotoğraf bütün dünyanın anladığı bir dildir. Diğer sanatlara göre gerçeği yansıtma gücü daha fazladır. Ancak günümüzde sosyal medya aracılığı ile herkes birer fotoğraf sanatçısı olduğundan bu özellikleri yavaş yavaş kayboldu. Fakat sanatçılar, sosyal medya aracılığıyla baskı rejiminden uzak, kendilerini bir kuruma ya da kuruluşa bağlı hissetmeden, sansürden uzak bir şekilde eserlerini özgürce gösterebilme olanağına kavuşmuşlardır.

Kaynakça

Çakır, M. (2013). Medya ve Sanat. İstanbul: Parşömen Yayıncılık.

Türkmenoğlu, H. (2014). Teknoloji İle Sanat İlişkisi Ve Bir Dijital Sanat Örneği Olarak Instagram. Ulakbilge , 90.

Özdemir, Z. (2015). Sosyal Medyada Kimlik İnşasında Yeni Akım: Özçekim Kullanımı. Maltepe Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi .

Uzundumlu, Ö. (2015). Bir İletişim Formu Olarak Sosyal Medyada Fotoğraf Paylaşımı: Selfie Örneği. Erzurum: Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Radyo, Televizyon ve Sinema Anabilim Dalı.

Uludağ Eraslan, R. (2013). Sosyal Medya Her An Her Yerde Görünür Olmak. The Turkısh Online Journal Of Design, Art And Communication-Tojdac.

Tozoğlu, Ersin (2016). Sosyal Medyanın Fotoğraf Sanatı Üzerine Etkisi. Yüksek Lisans Tezi, Haliç Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul.

Podcast

19 December 2023
Doç. Dr. Hasan T. Kerimoğlu
Darbeler, İhanetler ve İsyanlar
28:19
0:01

Url kopyalanmıştır...