2. Kıbrıs Barış Harekâtı

14 Ağustos 1974

Kıbrıs Barış Harekâtı'nın ikinci ayağı, 20 Temmuz 1974’te gerçekleşen birinci harekâtın ardından yapılan barış görüşmelerinin sonuçsuz kalması üzerine 14 Ağustos 1974 tarihinde başladı. Harekâtın amacı, adadaki Türk toplumunun güvenliğini sağlamak ve daha güçlü bir pazarlık pozisyonu elde etmek için Kıbrıs'ın kuzeyinde daha geniş bir bölgeyi kontrol altına almaktı. Harekâtın kara birlikleri; doğuda Mağusa, batıda ise Lefke hattına ulaşmayı hedefliyordu. Bu hedefler doğrultusunda Türk Silahlı Kuvvetleri, kararlı bir ilerleyiş sergiledi ve kısa sürede geniş bir alanı kontrolü altına aldı. Kıbrıs Barış Harekâtı'nın ikinci aşaması öncesinde Türkiye, Yunanistan ve İngiltere arasında barış görüşmeleri yapılmış ancak Birinci Cenevre Konferansı'nda iki otonom idarenin varlığı kabul edilmesine rağmen, İkinci Cenevre Konferansı'na kadar Rum ve Yunan askerlerin Türk bölgelerinden çekilmesi yönündeki anlaşmaya uyulmamıştı. Ayrıca Türk köylerine saldırılar devam etmiş ve bu durum, Türk tarafını ikinci harekâtı başlatma kararı almaya yöneltmişti. İkinci harekât, 14 Ağustos 1974'te, Cenevre'deki görüşmelerin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından başladı. Türk Dışişleri Bakanı Turan Güneş, Başbakan Bülent Ecevit'e "Ayşe tatile çıksın" parolasıyla harekâtın başladığını bildirdi. Harekâtın ilk gününde doğu yönünde, ikinci gününde ise batı yönünde ilerleme kaydedildi. Üç gün süren operasyon sonucunda, Türk birlikleri Kıbrıs'ın %38'ini kontrol altına alarak Mağusa-Lefke hattına ulaştı. Üç gün süren bu ikinci harekâtın sonunda, Kıbrıs'ın %38'lik bir bölümü Türk ordusunun denetimine geçti. Bu harekâtın en önemli sonuçlarından biri, adanın demografik yapısının kökten değişmesi oldu. Harekâtla birlikte yaklaşık 140 bin ila 200 bin Rum, adanın kuzeyinden güneyine göç etmek zorunda kalırken, yaklaşık 42 bin ila 65 bin Türk de güneyden kuzeye geçiş yaptı. Harekâtın ardından ise ateşkes ilan edildi ve sonrasında müzakerelerle kalıcı bir çözüm arayışı başladı. Tüm bu süreçleri dünya kamuoyuyla birlikte Tercüman da anbean takip ediyor, gelişmeleri Türkiye gözünden aktarıyordu. 14 Ağustos 1974 günü Tercüman ilk sayfasını harekâta ayırmıştı. Manşetlere ve ardındaki haberlere birlikte bakalım. “Ecevit ‘Şimdilik barış imkânını denemeye devam ediyoruz’ dedi.” İlk manşetin aktardı haber ise şöyle devam ediyordu: “Başbakan Ecevit dün Genelkurmay Başkanlığı’na giderek Orgeneral Sancar, Kuvvet Komutanları ve Millî Savunma Bakanı Işık ile Kıbrıs konusunda bir durum değerlendirmesi yapmıştır. Bir buçuk saat süren bu görülmeden sonra Başbakanlığa giden Ecevit, Cenevre’de bulunan Dışişleri Bakanı Turan Güneş ile bir telefon görüşmesi yapmıştır. Ecevit, Başbakanlıktan ayrılırken gazetecilere Cenevre Konferansının toplanıp toplanmayacağını beklediğimizi bildirmiş, şunları söylemiştir: ‘Bu geceye kadar olumlu veya olumsuz kesin bir cevap bekliyoruz. Bizim konferansla ilgili tutumumuz bu cevaba göre belli olacaktır. Cevap edip etmemekle fayda olup olmadığına göre karar vereceğiz, şimdilik bekliyoruz.’ Ecevit, bir soru üzerine ‘Gece 10’a kadar bekleyeceğiz. Bu konferansa devam edip etmemekte fayda var mı, yok mu, karşı taraf iyi niyetli mi, değil mi meseleyi bir oyalama ve sürünceme politikası gütmeksizin gerçekten bir barış politikası içinde halletmek istiyorlar mı, istemiyorlar mı? Buna karar vermek imkânını bulmuş olacağız’ şeklinde konuşmuştur. Bir diğer manşet ise şöyleydi: “48 Saat mühlet istediler, reddettik.” Güneri Civaoğlu, Cenevre’deki durumu bildiriyordu: “Cenevre’deki Kıbrıs görüşmeleri Türk hükûmetinin verdiği mühlet sona ermeden dün gece Türkiye saati ile 20.42’de 5’li olarak yeniden başlamıştır. Daha önce toplantı için saat 15 öngörülmüş ancak Türk heyetinin isteği üzerine 18’e ve daha sonra da 18.30’a ertelenmiştir. Daha sonra sırası ile Turan Güneş, Callaghan, Mavroa ve Klerides B.M. Sarayı’na gelmişlerdir. Gazetecilerin ‘Toplanabilecek misiniz?’ sualine Güneş ’18 için evet’, Callaghan ise ‘Öyle zannederim’ cevaplarını vermişlerdir. Mavroa ise arabadan son derece asık bir çehre ile iniş ve hiç konuşmadan saraya girmiştir.” Dışişleri Bakanı Turan Güneş’in İngiltere Dışişleri Bakanı ile görüşmesi ise şu şekilde belirttiriliyordu: “Güneş ‘Klerides’in yaptığı yeni teklifi görüşmeyeceğiz’ dedi.” Haberin detayı şöyle belirtiliyor: “İngiltere Dışişleri Bakanı Callaghan dün sabah Turan Güneş ile biz görüşme yapmış ve 48 saat mühlet istemiştir. Güneş, Anlara ile yaptığı telefon konuşmasından sonra bu isteği reddetmiştir.” Bir diğer ayrıntı: “Dışişleri Bakanı Turan Düneş, daha önce verilen karara uygun olarak dün saat 10.00’da Cenevre’deki Milletler Sarayı’na gelmiş ve toplantı salonuna girmiştir. Türk delegasyonu, Yunanistan ve İngiltere temsilcilerinin gelmemesi üzerine dışarı çıkmışlardır. Güneş ‘Toplantının yapılamamasının sebebini bilmediğini’ söylemiştir.” Aynı zamanda Murat Çulcu’nun Lefkoşelilerle yapmış olduğu röportajın manşeti de gündemdeydi: “Rum muhafız bağırdı: ‘El sallayacak hâl mi bıraktınız bizde?’” “Yunanistan’ın askerî hazırlığı devam ediyor” başlığıyla Tercüman’ın haber servisinin bildirdiğine göre: “Yunanistan 12 adalarda büyün antlaşmaları hiçe sayarak yığınak yapmaya devam etmektedir. Antlaşmalar Yunanistan’a adalarda ancak kolculuk görevlerini yürütmek üzere belirli sayıda Jandarma bulundurmak hakkını vermiştir. Öte yandan Yunan askerlerinin Trakya’da Meriç Nehri boyunca mevzi kazdıkları ve mayın döşedikleri görülmektedir. 12 adalarda yaşayan Türklere karşı girişilen baskı hareketleri de artmıştır. Kalabalık Rum grupları sık sık Türk mahallelerini basarak ırkdaşlarımıza meydan dayağı atmaktadırlar. Yurda gelen ve iş yerlerine de Yunan makamları büyük güçlükler çıkarmaktadırlar.”

15 Ağustos 1974

Harekâtın ilk gününe dair detaylar ertesi günün manşetlerinde yerlerini aldı Tercüman’da: “Amerika ve İngiltere gelişmeleri ilgiyle takip ediyor”, “Harekâtımız Cenevre’de heyecan uyandırdı.” Uluslararası yankı böyle duyuruluyordu: “Cenevre’de Kıbrıs Barış Toplantısı’nın dağılmasından sonra başlayan askerî herekât İngiltere Dışişleri Bakanı Callaghan’a yataktan kaldırılarak duyurulmuştur. Callaghan, durumu ‘Çok tehlikeli’ olarak nitelemiş ve Türkiye’nin 35 saatlik mühleti kabul etmemesinin Orta Doğu için çok tehlikeli bir durum olduğunu söylemiştir.” Yunanistan NATO’nun askerî kısmından çekildi”, “Yunanlılar: ‘Türkiye ile bir savaşa girebiliriz.’” Bu söylemin ardı ise şöyle anlatılıyordu: “Başbakan Karamanilis’in Başbakanlığında dün Atina’da toplanan ‘Savaş Konseyi’ Yunanistan’ın NATO’dan çıkması kararını almıştır. Ancak Yunanistan’da çeşitli kaynaklar bu konuda çeşitli haberler vermektedirler. Hükûmet Sözcüsü Panayotis Lambrilas, ülkenin Kuzey Atlantik İttifakı’nın ‘siyasi üyesi olarak kalacağını’ bildirmiştir. Resmî Atina Ajansı ise Yunanistan’ın askerî kuvvetlerini NATO’dan çektiğini bildirmekle yetinmiştir.” Diğer bir başlık olan“Güvenlik Konseyi ateşkes çağrısında bulundu”, “Ecevit: ‘Ateşkese uyma yükümlülüğü kalkmıştır’” açıklamasının detayları da “Başbakan Bülent Ecevit Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından dün sabah Kıbrıs’ta başlatılan ikinci barış harekâtının gayesinin ‘Adayı kurtarmak ve bağımsızlığını korumak’ olduğunu açıklamış, ‘Garantör devlet olarak Türkiye’nin ateşkese uyma yükümlülüğü ortadan kalkmıştır’ demiştir. Başbakan harekâtın başlatılmasına Yunanistan ve Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Cenevre görüşmelerinde takındıkları inatçı tutumun sebep olduğunu söylemiştir” şeklinde bildiriliyordu. Ana manşet ise “Birliklerimiz Magosa önünde” şeklindeki başlıktı. Haberin detayı öncelikle önemli gelişmelerle bildirildi: “Adanın kuzeyi tamamen elimizde, birliklerimiz 4 yönden yayılıyor. Lefkoşe’de havaalanı, radyoevi ve Rum karargâhlarını bombaladık. Deniz harekâtını Kayacan yönetiyor. Mehmetçiğin önünden kaçan Rum askeri, kadın ve çocuklara saldırdı.” Ayrıca NATO’nun Yunanistan askerini NATO’dan çekme kararı da ironik bir şekilde ifade edilirken harekâtın başlama süreçleri de detaylıca aktarılıyordu.

16 Ağustos 1974

Günbegün harekâtın işleyişi Tercüman gazetesinin gündemindeydi. 16 Ağustos gününün manşetleri gelişmeleri aktarıyordu: “Karamanlis ‘Kıbrıs’ta askerî bir çatışmaya giremeyiz’ dedi, Mavros ise “İkili anlaşmalara sadık kalacağız’ dedi”… “Magosa düştü, şimdi hedefimiz Lefke”… “Magaso Kalesi’nde 25 gündür mahsur bulunan 10 bin Türk kurtarıldı. Lefke’yi baülayan yolu jetlerimiz bombaladı. Böylece Rumların ikmal yollarını kestik”… “Birliklerimiz Magosa’ya girince ezanlar okundu.” Tercüman muhabiri Erol Erk ise Kıbrıs’ta yaşananları şöyle anlatıyordu: “Yunanistan’ın ve İngiltere’nin inatçı ve kaypak tutumları yüzünden, olumlu bir çözüme bağlanmadan dağılan Cenevre Konferansı’ndan sonra Türk Silahlı Kuvvetleri’nin önceki gün, Kıbrıs’ta başlattıkları İkinci Barış Harekâtı, dün şafakla birlikte tekrar başlamış ve Girne’den sonra Magosa da ikinci Türk liman şehri olmuştur. Rum zırhlı birliklerini ve Magosa’da direnen Ulusal Muhafız Kuvvetleri’ni ezerek geçen Silahlı Kuvvetlerimiz mensupları Hisar içinde bulunan mücahitleriyle kucaklaşarak sevinç gözyaşları dökmüşlerdir. Magosa’yı Türk yapan Silahlı Kuvvetlerimiz aynı başarıyla Lefke’ye doğru ilerledikleri bildirilmektedir.” Uluslararası boyutu ise “İngiltere basını kin kusarken dünya basını Türkiye’nin haklı durumunu ortaya koyuyor”, “İngiltere, üslerine saldırı olmazsa Türkiye’nin harekâtına karışmayacağını açıkladı”, “Başkan Ford Türkiye’nin ateşkese uymasını istedi” ve “Ecevit: ‘ABD’nin izlediği politika memnunluk verici’” başlıklarıyla aktarılıyordu: “Başbakan Ecevit dün sabah Genelkurmay Başkanlığı’na gitmiş Kıbrıs’taki son gelişmeler hakkında bilgi aldıktan sonra Yabancı Konuklar Köşkü’ne giderek Amerika’nın Ankara Büyükelçisi McCommer’i kabul etmiştir. Tarım saat süren görüşmeden sonra Amerikan Büyükelçisi kendi kullandığı sefarete ait bir otomobille köşkten çıkmıştır. Büyükelçi köşkten çıkarken gazetecilerin sorularını cevaplamamış, görünmekle yetinmiştir.”

17 Ağustos 1974

17 Ağustos’ta nihayet Lefke ve Omorfo da Türklerin kontrolündeydi. Tercüman’ın manşeti bu güzel haberi büyük puntoyla şöyle veriyordu: “Lefke’yi ve Omorfo’yu da ele geçirdik”… “Rum hükûmeti Lefkoşe’den kaçtı”, “Hedeflerimize ulaştık: Silahlı Kuvvetlerimizin Barış Harekâtı üstün başarılı oldu”, “Karamanlis’in ‘Türkiye ile savaşamayız’ sözü halkını çok sevindirdi”, “Times hariç birçok İngiliz gazetesi ağız değiştirdi: ‘En çıkar yol Ankara’nın Kıbrıs tezidir’”, “Kennedy: ‘Juntaya desteğimiz Kıbrıs olayına yol açtı’”… Tercüman’ın aktardığına göre “Başbakan Bülent Ecevit, dün yapılan Bakanlar Kurulu Toplantısı’ndan sonra Kıbrıs’ta Türk Silahlı Kuvvetleri’nin dün saat 19.00’dan itibaren Barış Harekâtı’nın durdurulduğunu ve ateşin kesildiğini açıklamıştır. Ateşkesin Türkiye saatiyle dün akşam 19’dan itibaren yürürlüğe girdiği bu zamana kadar askerî hedeflere ulaştığı, Kıbrıs’ta federal devletin temelinin de resmen atıldığı Ecevit tarafından açıklanmıştır. Cumhurbaşkanı Korutürk de dün sabah Atina’daki Türk Büyükelçisi Kâmuran Gürün’ü kabul etmiş ve bir süre görüşmüştür. Aynı saatlerde Başbakan Ecevit, Genelkurmay Başkanlığı’na gitmiştir. Beraberinde Millî Savunma Bakanı Hasan Işık da bulunan Ecevit, burada Genelkurmay Başkanı Orgeneral Sancar’dan harekâtın seyri hakkında bilgi almıştır.” Siyasi liderlerin harekât ile ilgili görüşleri de aktarılıyordu: “CCP Genel Başkanı Feyzioğlu: ‘Kıbrıs davası şimdi daha sağlam temele oturdu’”, “MHP, Kıbrıs için İslam ülkelerini birliğe çağırdı”, “Denktaş: ‘Harekâtın başarısı herkes için sürpriz oluşudur’”, “Demirel: ‘Silahlı Kuvvetlerimizin başarısından büyük gurur duyuyoruz”…

18 Ağustos 1974

18 Ağustos’ta ise Tercüman gelişmeleri şöyle aktarıyordu: “250 şehit, 550 yaralı verdik” balığı altında “Rumlar katliama devam ediyor. Herkesin gözü önünde öldürülen 3 yaşındaki Salih’in vücudunda barış gücü askerleri tam 40 tane mermi yarası tespit ettiler” haberi veriliyordu. Haberin detayı şöyle: “Genelkurmay Başkanı Orgeneral Semih Sancar dün düzenlediği basın toplantısında 250 şehit, 550 de yaralı verdiğini açıklamış, kayıp sayısının ise henüz bilinmediğini söylemiştir. Sancar, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin savaş sırasında maddi zararı olup olmadığı yolundaki bir soruya ise ‘ayvayı taşa vurup kırarsanız, ayva kurulur ama taşta leke kalır” cevabını vermiştir. Genelkurmay Başkanı, Kıbrıs harekâtı sırasında karşı taraftan 700 esir alındığını bunların içinden hasta olan beşinin iade edildiğini bildirerek Rum esirlerine karşılık ‘Bizim esirlerimiz nerede?’ diye sormuştur Genelkurmay Başkanı Orgeneral Sancar, Türkiye’nin fantom uçakları kullandığı yolundaki iddialara cevaben ise ‘Ben Genelkurmay Başkanı olarak fantom uçaklarının kullanıldığını bilmiyordum’ demiştir. Sancar, Yunanistan’ın NATO’nun askerî kısmından ayrılmasıyla ilgili bir soruya da ‘Temenni ederim ki böyle bir davranışa girmesinler’ cevabını vermiştir. Genelkurmay Başkanı bazı devletlerin TSK’nın Kıbrıs harekâtını kınamalarıyla ilgili bir soruya da şu cevabı vermiştir: ‘Biz yaptıklarımızın doğru olduğuna insancıl olduğuna inanıyoruz, bizi kınayacaklardır. Hiçbir harekette, bulunmasaydık yine kınarlardı.’”

19 Ağustos 1974

19 Ağustos 1974 günü Tercüman gazetesi, manşetini Kıbrıs’tan bildiren Erol Erk’in haberiyle yapmıştı: “Son direnme noktalarını kırdık: Rumlar kaçarken yüzlerce Türk’ü götürdü.” Haberin detayı şöyleydi: “Lefkoşe’ye dönen Klerides büyük hakaretlere uğradı. Grivas’ın doğduğu köy olan Trikomo’yı da ele geçirdik: “Ateşkes ilan edilmesine rağmen saldırılara devam eden Rum çetelerinin son direnme noktaları da Türk Barış Gücü Birlikleri tarafından susturulmuştur. Lefkoşe’nin güneyinde Pyori köyünde mevzilenen top ve havan ateşi ile birliklerini taciz eden Rum çeteciler dün sabah tamamlanan başarılı bir harekâtla buradan tamamen sökülüp atılmışlardır. Türk Birlikleri Pyori’ye hâkim tepeleri de ellerine geçirmişlerdir. Rum çetelerinin arkalarında çok miktarda silah ve malzeme bırakarak kaçtıkları öğrenilmiştir.” Aynı zamanda Rum vahşetinin boyutları da gün yüzüne çıkmıştı: Bu durum “Baf Katliamı doğrulandı: Hükûmet Sözcüsü Birgit, biri çocuk biri kadın 10 Türk’ün kurşuna dizildiğini bildirdi” manşetiyle aktarılıyor, “Katliamlar sona ermezse Türkiye üzerine düşen görevi yapacak”, “Genelkurmay ateşkesi Rumların ihlal ettiklerini örneklerle açıkladı” açıklamaları ardı ardına geliyordu. Ayrıca Mavros’un barış konferansına katılmayacaklarını açıkladığı haber de dikkat çekiciydi: “Başbakan Konstantin Karamanlis’ten sonra, Dışişleri Bakanı Yorgo MAvros Amerika ve İngiltere Büyükelçilerini makamına çağırarak Yunanistan’ın bu şartlar altında Türkiye ile barış masasına oturmayacağını bildirmiştir. Yunanistan’da Amerikan düşmanlığı büyük bir yazla yayılmaktadır. Amerikalı askerî personele evlerinden çıkmamaları için emir verilmiştir. Amerikan üslerinin geleceği konusunda bugünlerde bazı kararkar alınması beklenmektedir. Günlerden beri Başbakan Karamanlis’in kaldığı Büyük Britanya Oteli’nin önünde ellerinde ‘Katil Kinninger’, ‘Amerikalılar defolun’ pankartları ile gösteriler yapan solcular polisin müdahalesi sonunda buradan atılmışlardır.” Bu gelişmeler olurken ateşkes üzere Türkiye de gerekli diplomatik görüşmeler yapmaktaydı. Ecevit ABD Elçisi ile iki defa görüşmüş, Denktaş Kıbrıs’a dönmek için hazırlıklar yapmış, ABD Savunma Bakanı ise “Türkiye’nin soydaşlarını koruma arzusunu anlayışla karşılıyoruz” açıklamasında bulunmuştu. Tüm bunlar tarafları, aralarındaki ittifakları ve dinamikleri net şekilde belli eden gelişmelerdi.

Podcast

19 December 2023
Doç. Dr. Hasan T. Kerimoğlu
Darbeler, İhanetler ve İsyanlar
28:19
0:01

Url kopyalanmıştır...