Tercüman Gazetesi Arşivi: 28 Ocak 1959
28 Ocak 2026

Eflâtun’un Devlet’i

Melih Cevdet Anday, 28 Ocak 1959’da Tercüman’daki yazısında Eflâtun’un Devlet’inin Sabahattin Eyüboğlu ve Mehmet Ali Cimcoz imzasıyla eksiksiz biçimde Türkçeye kazandırılmasını, düşünce tarihimiz için bir dönüm noktası olarak selamlıyor; bu çeviriyi temel bir kaynak olarak görüyordu.

Sabahattin Eyüboğlu ile Mehmet Ali Cimcoz, ilk çağın en büyük düşünürlerinden Eflâtun’un Devlet’ini yeniden dilimize çevirdiler. Yeniden diyorum, çünkü bu anıt kitabı daha önce Ankara Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Klasik Filoloji Ord. Profesörü George Rohde’nin başkanlığı altında klasik filoloji semineri de Türkçeye getirmişti. Fakat Millî Eğitim Bakanlığınca yayımlanan o çeviri tamamlanamamış, dördüncü kitapta kalmıştı. Eyüpoğlu ile Cimcoz’un çevirileri ise tamdır. İstanbul’da Remzi Kitapevi eliyle basılmış, satışa çıkarılmıştır.

Ord. Prof. George Rohne Devlet’te yazdığı önsözün başında şöyle diyor:

“Tercümesine başladığımız eser Symposion ve Phaldon’la birlikte, Eflâtun’u bütün eserlerinin en yüksek noktasını teşkil eder. Eflâtun’un hemen hiçbir gençlik devri diyaloğu yoktur ki herhangi bir bakımdan Devlet’i hazırlamış olmasın, son diyalogları arasında hemen hiçbiri yoktur ki kökleri Devlet’te bulunmasın yahut hiç olmazsa onunla ilgili olmasın. V. kitabın sonlarına doğru, yani bütün eserin tam ortasında okunan ana cümle şunu ileri sürmektedir: Ya hükümdarlar filozof ya da filozoflar hükümdar olmalıdır. Böyle olmazsa devlet ve insanlık için saadet beklenemez.”

Devlet’i Fransızcadan fakat İngilizcesine de bakarak Azra Erhat’ın aracılığı ile de Yunancasından yararlanarak çeviren S. Eyüpoğlu ile M.A. Cimcoz ise yazdıkları önsözün bir yerinde şöyle diyorlar:

“Bugün insanlık adı altında topladığımız değerlerin kaynaklarından biri de Eflâtun’un Devlet’idir. Doğu ve Batı’da Hristiyanlık ve Müslümanlıktan önce kutsal değilse de en önemli kitap Devlet’ti. Kaldı ki ilk Hristiyan ve Müslüman aydınları kendi din felsefelerini bu kitabın değişik yorumları üstüne kurdular. İdea kuramı – Eflâtun’un hiç de kestiremeyeceği mistik ve metafizik dünya görüşlerine döküldü- en açık anlatısı ile bu kitaptadır. Hristiyan’ın da Müslüman’ın da gerçek ötesi ve dünya zindanı yedinci kitaptaki mağara benzetmesine bağlanabilir. Hüsn-ü mutlak, hayr-i ulâ, fevk-at-tabla, ilkeler ilkesi, tek tanrı kavramları Eflâtun’undan gelme olduğu gibi Descartes’in ‘Düşünüyorum, o hâlde varım’ sözü Eflâtun’un Devlet’te düşünülen, kavranan dünyayı, görülen dünyadan daha gerçek sayarken söylediklerinin bir özeti gibidir. Eflâtun’un dinlere yiyecek olmuş yönü bir yana, bugüne kadar ortaya atılmış bütün devlet kuramlarının, komünizm ve nazism de içinde, bütün toplum düzenlerinin Devlet’te ipuçları, hatta kaynakları bulunabilir. Rönesans’tan bu yana politika alanında ne düşünülmüşse Devlet’te çekirdek olarak vardır. Devlet insanlığın iliklerine işlenmiş bir kitaptır.”

Doğu’da İslam filozofları arasında Eflâtun diye anılan bu düşünüre Batılılar Plâton diyorlar. Doğu, Batı dilleri arasında P.F. yedeklemesi vardır. Ona giderek Felâtun da derler. Sadece bu yakıştırma bile Eflâtun’un Doğu’da ne denli bilindiğini gösterir sanırım. Başlıca İslam düşünürleri onu okumuşlarsa da İslami bir yoruma uğramış olan Eflâtun’un medreselerde kaynağında okutulduğunu sanmıyorum. Olsa olsa “Eflâtun der ki…” diye anlatılmıştır.

Bunun gibi Türk okullarında felsefe okutulmaya başlandıktan sonra da Eflâtun, yazdıkları ile ortaya konmamıştır. Yabancı dil bilmeyenler, söz gelişi, mağara benzetmesini idealar kavramını ya öğretmenlerinden dinleyerek ya da tavşanın suyunun suyu diyebileceğimiz yazılardan aktarmalardan okuyarak öğrenmişlerdir. Şunu söyleyeyim, biz yetişirken, öğretmenlerimizin çoğu Eflâtun’un bir diyaloğunu olsun okumaya fırsat bulmamış kimselerdi. Andıkça sevinirim Millî Eğitim Bakanlığı yayınları arasında çıkan Eflâtun diyaloglarını meraklı öğrencilerle susamış öğretmenler birlikte okumuşlardır. Şu “Ya filozoflar hükümdar ya da hükümdarlar filozof olmalıdır” sözünü okumuşlarımız, içinde bilmeyen yoktur ya o sözün hangi kitapta geçtiğini bilen ne azdır.

Biz “Bugün insanlık adı altında topladığımız değerlerin” bütün kaynaklarını bilmek zorundayız. Taşıma su ile yeni uygarlığa uyamayız. Onun için Devlet çevirisini devinerek karşılayalım, çevirgenleri kutlayalım.

Podcast

19 December 2023
Doç. Dr. Hasan T. Kerimoğlu
Darbeler, İhanetler ve İsyanlar
28:19
0:01

Url kopyalanmıştır...