Propaganda sanatı
Yaşar Nabi Nayır; 13 Ocak 1956’da Tercüman’daki köşe yazısında radyo ve gazetelerde propagandanın usulünce yapılmadığını, bu vasıtanın aslında ince bir sanat olduğunu ve kamuoyunu yanlış bir algıya sürüklememek için daha dikkatli bir şekilde yapılması gerektiğini söylüyor.
Anadolu Ajansı’nın muhabirlerine bir tamim göndererek bundan böyle karşılamalar, uğurlamalar gibi törenler hakkında geniş tafsilat vermekten sakınmalarını istediğini gazeteler yazdılar. Yerinde bir karar. Ama böyle bir tamime gerçekten lüzum var mıydı? Çünkü gelen telgrafları istediği gibi tarayarak lüzumsuz kısımlarını çıkarmak daima ajansın elindedir. Eğer o, öteden beri böyle fuzuli gayretkeşlikleri bültenlerinin sayfalarına doldurmak yolunu tutmasaydı elbette ki o muhabirler de nasıl hareket etmeleri gerektiğini fark eder, emre hacet kalmadan usule uygun bir yol tutarlardı. Ama ben, bu tamime rağmen ne bültenlerde ne de radyoların haber saatlerinde esaslı bir değişiklik olacağını sanmıyorum. Çünkü her şeyden önce resmî propaganda sanatı hakkında fazla bilgileri yoktur; yahut vardır da yukardakileri memnun edememek korkusuyla buna aykırı hareket etmeyi bile bile göze alırlar.
Propaganda ince bir sanattır. İlkin şu şarta dikkat: Propaganda hoş bir şey değildir. Kimse kendisine propaganda yapılmasından hoşlanmaz. Şu hâlde yapılarak propagandanın kendini hiç belli etmeyecek kadar iyi maskelenmesi gerekir.
Yaptıkları ile durmadan öğünen birini gözünüze getirin. Ne çekilmez şeydir o! Adamın lafını kesip bir an önce yanından uzaklaşmaya can atarsınız. Herkes yaptığı ile öğünür, herkes kendini beğendirmekten hoşlanır. Ama halk psikolojisinden anlayan adam, sözleri arasında öğünme payını o kadar ustalıkla gizler ki sohbetini lezzetle dinlersiniz de farkına bile varmazsınız. İşte propaganda sanatı da budur.
Kör kör parmağım gözüne, davul çalıp, ey ümmeti Muhammet duydum duymadım demeyin, ben şunları şunları yaptım, şu mertebe büyüğüm, değerliyim, kabilinden bir böbürlenmeye, halk meşhur tabiri ile boş verir. Hatta o kadarla da kalmaz, bu böbürlenmeler devam ederek canını sıkacak dereceye vardı mı, haklı bir tepkiyle öğünen kişinin meziyetlerini bile inkâra kadar varır.
Kıssadan hisse: Bizim propaganda ile vazifeli uzmanlarımız da kraldan fazla kral taraftarlığı edip krala zarar vermekten sakınmalıdırlar. Her şeyin ifratı zararlıdır. Hele radyo gibi herkesin dinlediği vasıtalarla yapılan yayınlarda ölçüyü kaçırmanın ne kaçırana ne de uğrunda kaçırılana bir faydası dokunmayacağını kabul edersek peşinde koştuğumuz neticelerin tam tersini doğuran hareketlerden daha kolayca sakınabiliriz.

Sesler ve Ezgiler
“Sesler ve Ezgiler” adlı podcast serimizde hayatımıza eşlik eden melodiler üzerine sohbet ediyor; müziğin yapısına, türlerine, tarihine, kültürel dinamiklerine değiniyoruz. Müzikologlar, sosyologlar, müzisyenler ile her bölümü şenlendiriyor; müziğin farklı veçhelerine birlikte bakıyoruz. Melodilerin akışında notaların derinliğine iniyoruz.

Darbeler, İhanetler ve İsyanlar
Osmanlı Devleti'nden Türkiye Cumhuriyetine miras kalan darbeci zihniyete odaklanarak tarihi seyir içerisinde meydana gelen darbeleri, ihanetleri ve isyanları Doç. Dr. Hasan Taner Kerimoğlu rehberliğinde değerlendiriyoruz.