16 Şubat 2026

Almanlar AFD'yi yasaklayacak mı?

Almanya’da AfD’nin yükselişi, liberal demokrasinin sınırlarını ve “militan demokrasi” ilkesini yeniden gündeme taşıdı. Anayasal koşullar, tarihsel travmalar ve uluslararası baskılar ışığında, aşırı sağcı bir partinin yasaklanması artık yalnızca hukuki değil, siyasal ve ahlaki bir tartışma.

Almanya için Alternatif (Alternative für Deutschland; AfD), Alman federal anketlerindeki en güçlü iki partiden biridir. Eylül 2026'da Saksonya-Anhalt'ta yapılacak eyalet seçimlerinde bu durum, ilk AfD'li eyalet başbakanının seçilmesiyle bile sonuçlanabilir. Partinin liste başı adayı Ulrich Siegmund; ılımlı değil, aksine şahin (hardliner) olarak kabul ediliyor. Bu durum, Macaristan veya ABD benzeri bir hükûmetten endişe duyan birçok Alman için bir kâbus ve en kötü durum senaryosudur. AfD'yi liberal demokrasiye bir tehdit olarak görüyor, hatta AfD ile Federal Şansölye Friedrich Merz’in muhafazakârları arasında olası bir iş birliğinden endişe duyuyorlar. Birçok kişi bu gidişatı protesto etmek için sokaklara döküldü, bazıları ise AfD'nin yasaklanması çağrısında bulundu. Ayrıca Almanya'da faşizm hayaleti hâlâ varlığını hissettiriyor. Almanlar; Weimar Cumhuriyeti'nin Adolf Hitler ve Naziler tarafından devrilmesinin tek sebebinin, demokratların ve kurumların zamanında direnmek için yeterli çabayı göstermemesi olduğunu savunuyorlar. Bu, Almanya'ya özgü bir travma ve tartışma...

AfD'nin yasaklanmasının ön koşulları

Öncelikle Almanya, devletin ve kurumlarının kendilerini düşmanca bir ele geçirmeye karşı korumasına izin veren "militan bir demokrasi" ile yönetiliyor. Bir partinin yasaklanabilmesi için liberal demokrasiyi, yani insan onurunu, demokrasiyi ve hukukun üstünlüğünü zedeleme veya yok etme niyetinde olması gerekir ancak böyle bir çabanın salt olasılığı bile yeterli olabilir. Mayıs 2025'te Alman Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı; AfD'nin kesinlikle sağcı ekstremist olduğunu tespit etti. Bu durum, aşırı sağcı partinin yasaklanmasına yönelik çağrıların artmasına neden oldu. Rapor, AfD'nin "halk" kavramından Müslümanları en azından kısmen dışladığını açıkça ortaya koydu. Bu durum bir yandan, Alman liberal demokrasisinin güvence altına aldığı insan onuru ve demokrasi ile çelişiyor. Öte yandan, nefret söylemi yıkıcı faaliyet (subversiyon) olarak nitelendirilmeyebilir; liberal olmayan bir demokrasi peşinde koşmak da tek başına yeterli olmayabilir. Macaristan gibi siyasi sistemler, rekabete ve hükûmet değişikliğine yer bırakıyor. Birkaç AfD aktivisti tek parti yönetimi için çabalıyor veya en azından mevcut Alman parti sistemini reddediyor. Bu nedenle AfD, kısmen anayasaya aykırıdır; bu da aşırıcılık anlamına gelir ve bir parti yasağına gerekçe oluşturabilir. Şüphesiz ki AfD'nin demokrasiye karşı belli bir hoşnutsuzluğu var: hukukun üstünlüğü konusunda ise Covid pandemisi gibi aşırı durumlar, AfD'nin eylemlerine katılmadıkları siyasetçilere ve diğer aktörlere karşı aşırı önlemler alınmasından yana olduğunu gösterdi. Bu durum, hukukun üstünlüğüne dair seçici görüşler sergiliyor. Görüldüğü üzere, AfD'nin Alman liberal demokrasisini ihlal edeceğine inanmak için sebepler mevcut.

Parti kapatma prosedürü

Federal Meclis (Alman parlamentosu), Federal Konsey (eyalet hükûmetlerini temsil eden oda) ve Federal Hükûmet, bir partinin yasaklanması prosedürü için başvuruda bulunabilir. Federal Konsey, bir önergeyi destekleme olasılığını artıracak değişikliklerden geçebilir. Bir partinin yasaklanmasına ilişkin müteakip işlemlerden Federal Anayasa Mahkemesi sorumludur. Bir partiyi fonlarından mahrum bırakmak da mümkündür. AfD faaliyetlerini finanse etmek için bağışlardan ve yasal boşluklardan büyük ölçüde yararlandığı için bu durum önem arz edebilir. Geçmişte Federal Anayasa Mahkemesi, Almanya'da bir partinin yasaklanması için o partinin siyasi sistemde kilit bir faktör veya en azından ilgili bir aktör olması gerektiğine hükmetmişti. Bu durum, başka bir sağcı ekstremist partinin yasaklanmasına yönelik ikinci girişimde yaşandı. AfD söz konusu olduğunda, bu kriter kesinlikle karşılanıyor. Geçmişte iki başarısız girişim (2003 ve 2017) ve iki başarılı yasaklama oldu: 1952'de sağcı ekstremist bir parti, 1956'da ise bir komünist parti yasaklanmıştı.

AfD ve parti ideolojisi

Tüm parti aktivistlerinin sağcı ekstremizmi benimsediği söylenemez. Ancak tartışmasız bir sağcı ekstremist olan AfD'nin Thüringen lideri Björn Höcke, tüm parti içinde çok etkili ve parti içi eleştirilerden bile korunuyor. Bu tolerans, bazı gözlemcilerin sağcı ekstremizme yönelik genel bir eğilim olduğunu varsayma nedenidir. Öte yandan, parti ana akımının sessiz onayı Federal Mahkeme yargıçlarını bir yasak için ikna etmeye yetmeyebilir. Buna rağmen, AfD'nin sağcı ekstremizmi kamuya açık bir şekilde sergileniyor ve bu durum sadece Alman gözlemcileri alarma geçirmiyor. Elbette Alice Weidel gibi aktörler daha ılımlı. Bu da partinin tamamını yasaklamayı zorlaştıracaktır. Bazı eyalet teşkilatları ise diğerlerinden daha radikal ve anayasayı koruma eyalet teşkilatları tarafından sıkı bir şekilde izleniyor. Siyasi manzara değişmeye devam ederse ve eyalet meclislerinde çoğunluklar gerekirse, bu durum çetrefilli bir mesele hâline gelebilir.

Uluslararası çağrılar

Bir parti yasağına yönelik uluslararası destek artıyor. Uluslararası Auschwitz Komitesi, aşırı sağcı partinin demokrasiye yönelik kitlesel saldırıları nedeniyle AfD'nin yasaklanmasını talep etti. Uluslararası Auschwitz Komitesi'ne göre durum, Holokost mağdurları için dayanılmaz. Komite, yasağı kolaylaştırmak adına yeterli belge sağlaması için Almanya İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt'e baskı yaptı. AfD yasaklanmazsa ve iş birlikleri ve/veya koalisyonlar gerçekleşirse, Almanya ciddi bir itibar kaybına uğrayabilir.

Almanya'da bir parti yasağının ön koşullarını yerine getirmek zor. AfD örneğinde olduğu gibi, AfD'yi yasaklama amacına yönelik argümantasyonda hâlâ eksiklikler bulunuyor. İnsan onurunu ihlal etmek yeterliyse, yine de iyimser olmak için bir sebep var. AfD'nin demokrasiye ve hukukun üstünlüğüne karşı olduğu iddia edilen olumsuz tutumlarını belgelemek ise daha zor. Her halükârda, bir parti yasağının ya da en azından siyasetçilerin bunu denemesinin zamanı geldi.

Podcast

19 December 2023
Doç. Dr. Hasan T. Kerimoğlu
Darbeler, İhanetler ve İsyanlar
28:19
0:01

Url kopyalanmıştır...