11 Mayıs 2026

Afrika, Türkiye’ye hayal ettiğimizden daha yakın

Afrika–Türkiye ilişkileri son yirmi yılda sembolik temaslardan; ticaret, diplomasi, güvenlik ve kültürel iş birliğine dayanan stratejik bir ortaklığa dönüştü. Karşılıklı güven, yatırımlar ve artan diplomatik temaslar, iki tarafı küresel dengelerde giderek daha güçlü ortaklar hâline getiriyor.

Geçtiğimiz yirmi yıl içinde Afrika–Türkiye ilişkileri, çağdaş diplomasinin en dinamik ortaklıklarından birine dönüştü. Bir zamanlar sınırlı, gevşek yapılı ve büyük ölçüde sembolik olan bu süreç; ticaret, barış, güvenlik, kültürel değişim ve kalkınma iş birliği üzerine kurulu stratejik bir ilişkiye evrildi. Bugün Türkiye, Afrika genelinde; karşılıklı saygıya, ortak ekonomik, sosyal ve kalkınma hamlelerine dayanan güvenilir bir stratejik ortak olarak kabul görüyor. Bu dönüşümün nasıl gerçekleştiğini anlamak için Afrika ve Türkiye arasında büyüyen ortaklığı şekillendiren temel dönüm noktalarını izlemek önemlidir.

Bu güven bir gecede ortaya çıkmadı. Özellikle Türkiye'nin 2005 yılını "Afrika Yılı" ilan etmesinden sonra, bilinçli politika değişiklikleri ve sürdürülebilir diplomatik temaslar yoluyla kademeli olarak gelişti. Bu beyan, Ankara ile Afrika devletleri arasındaki ilişkilerde bir dönüm noktası oldu ve bugün de derinleşmeye devam eden yeni bir iş birliği sayfasını açtı. O tarihten bu yana Türkiye; kalkınma, ticaret ve küresel katılım için yeni yollar arayan birçok Afrika ülkesi için giderek daha güvenilir bir ortak hâline geldi.

2002 yılında Türkiye’nin Afrika’daki diplomatik varlığı oldukça sınırlıydı ve kıta genelinde sadece bir düzine kadar büyükelçiliği bulunuyordu. Ancak 2005 girişimi ve Afrika Birliği ile ilişkilerin güçlendirilmesinin ardından Türkiye, ayak izini önemli ölçüde genişletti. Bugün Türkiye’nin Afrika genelinde 40’tan fazla büyükelçiliği bulunurken, Afrika ülkeleri de Ankara’daki diplomatik temsilciliklerini artırdılar. İki on yıldan kısa bir sürede gerçekleşen bu hızlı diplomatik büyüme, güçlenen bağları ve ilişkinin artan stratejik önemini yansıtmaktadır. Üst düzey ziyaretler, ikili anlaşmalar ve kurumsal iş birlikleri bu bağlantıları daha da pekiştirdi.

Stratejik ortaklığın simgeleri ve ekonomik sütunlar

Bu ortaklığın en güçlü sembollerinden biri, dördüncü edisyonunun 2026 yılında yapılması beklenen Türkiye–Afrika Ortaklık Zirvesi'dir. Zirve; Afrika ülkeleri ve Türkiye arasında siyasi diyalog, stratejik planlama ve politika koordinasyonu için önemli bir platform hâline geldi. Sembolizmin ötesinde, her iki tarafın ilerlemeyi değerlendirmesi, iyileştirilmesi gereken alanları belirlemesi ve ortak bir geleceğe olan bağlılıklarını yeniden teyit etmesi için bir fırsat sunmaktadır. Üst düzey temaslar bu ivmeyi daha da güçlendirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da dâhil olmak üzere Türk liderler, son yirmi yılda 30’dan fazla Afrika ülkesini ziyaret ederken; Afrikalı devlet başkanları, bakanlar ve diplomatlar da zirveler ve ikili görüşmeler için giderek daha fazla Ankara’ya seyahat ettiler. Bu değişimler, güvenin kurumsallaşmasına ve Türkiye ile Afrika hükûmetleri arasında istikrarlı bir diplomatik diyalog kurulmasına yardımcı oldu.

Ekonomik iş birliği, ilişkinin en güçlü sütunlarından biri olarak öne çıkıyor. Afrika ile Türkiye arasındaki ticaret hacmi yıllar içinde önemli ölçüde artarak 2024 yılı itibarıyla yaklaşık 37 milyar dolara ulaştı ve projeksiyonlar önümüzdeki yıllarda daha da büyük bir büyümeye işaret ediyor. Afrika ülkeleri Türkiye’den makine, inşaat malzemeleri, tekstil ve savunma ürünleri ithal etmeye devam ederken; Afrika’dan yapılan ihracatlar mineraller, tarım ürünleri ve ham maddeleri kapsamaktadır. Aynı zamanda, Afrika’nın sanayileşmeye ve doğrudan yabancı yatırıma artan odağı, daha derin iş birlikleri için yeni fırsatlar sunuyor. Birçok Afrika ekonomisi, yalnızca ham madde ihracatına güvenmek yerine katma değer yaratılmasını ve yerel üretimi teşvik ediyor. Türk şirketlerinin Afrika sanayilerine ve altyapı projelerine doğrudan yatırımlarını artırmasıyla, bu değişimin Afrika–Türkiye ilişkilerini daha da güçlendirmesi muhtemeldir.

Örneğin Türk inşaat şirketleri, kıta genelinde altyapı geliştirmede ana oyuncular hâline gelerek Afrika’nın geniş kapsamlı sanayileşme gündemine katkıda bulunuyor. Bu şirketlerin izleri; birçok Afrika ülkesindeki havalimanlarında, otoyollarda, konut projelerinde, hastanelerde ve kentsel altyapı geliştirmelerinde görülebilir. Senegal’deki Blaise Diagne Uluslararası Havalimanı, Nijer’deki Diori Hamani Uluslararası Havalimanı ve Sierra Leone’deki Freetown Uluslararası Havalimanı gibi projeler, Türkiye’nin kıtadaki altyapı modernizasyonuna artan katkısını yansıtıyor. Önemli olan husus şudur ki; birçok Afrika ülkesi, Türkiye’nin katılımını tek taraflı bir ilişkiden ziyade karşılıklı yarar sağlayan bir ortaklık olarak görüyor. Bu algı, Afrika’nın sömürge geçmişi ve eşitsiz küresel ortaklıklara dair süregelen endişeleri göz önüne alındığında özellikle önemlidir. Türkiye’nin yaklaşımı; iş birliği, kalkınma ve egemenliğe saygıyı vurguladığı için sıklıkla takdir ediliyor.

Kültürel bağlar ve güvenlik iş birliği

Halklar arası ilişkiler de dikkat çekici bir şekilde güçlendi. Afrikalılar ve Türkler; kültür, eğitim, turizm, sağlık ve ticari alışverişler yoluyla birbirlerine giderek daha fazla bağlanıyor. Bu artan etkileşim, kısmen şu anda onlarca Afrika destinasyonuna uçuş gerçekleştiren Türk Hava Yolları tarafından kolaylaştırılmıştır. Bugün Ankara, sadece Afrika ile Avrupa arasında bir köprü olarak değil; aynı zamanda Türkiye'de yaşayan, okuyan, çalışan veya iş yapan birçok Afrikalı için misafirperver bir destinasyon olarak görülüyor.

Bunun dikkat çekici bir örneği, birçok uluslararası havayolu şirketinin güvenlik endişeleri nedeniyle operasyon yapmaktan çekindiği bir dönemde Türk Hava Yolları’nın Mogadişu uçuşlarına yeniden başlama kararıydı. Bu eylem, Türkiye’nin güvenilir bağlantı ve insani katılım yoluyla Somali’deki toparlanma ve yeniden inşa çabalarını destekleme konusundaki daha geniş kararlılığını yansıtıyordu. Birçok Afrikalı için bu tür adımlar, Türkiye’nin dayanışma ve "Ubuntu" ruhuyla hareket eden güvenilir bir ortak olduğu algısını pekiştirdi. Eğitim ve tıbbi değişimler de önemli ölçüde genişledi. Giderek daha fazla sayıda Afrikalı öğrenci Türk üniversitelerine kaydolurken; birçok Afrikalı, tıbbi tedavi ve uzmanlaşmış sağlık hizmetleri için Türkiye’ye seyahat ediyor. Yunus Emre Enstitüsü ve Türkiye Maarif Vakfı gibi Türk kültür kurumları da dil programları, eğitim ortaklıkları ve kültürel girişimlerle Afrika genelindeki faaliyetlerini artırdılar. Ayrıca Türk dizileri, mutfağı, turizmi ve kültürel ürünleri Afrikalı izleyiciler arasında artan bir popülarite kazanarak Türkiye’nin kıtadaki yumuşak güç etkisini daha da güçlendirdi.

Güvenlik alanında ise iş birliği; giderek terörle mücadele, askerî eğitim, deniz güvenliği ve savunma sanayii ortaklığına odaklanmıştır. Bu alanlar, karmaşık güvenlik sorunlarıyla karşı karşıya kalan birçok Afrika ülkesi için özellikle hayati önem taşıyor. Türkiye; eğitim, teknik destek ve savunma teçhizatı sağlayarak birçok Afrika devletiyle askerî iş birliği anlaşmaları imzaladı. Bu tür angajmanlar, bölgesel istikrara ve küresel barışa olan ortak bağlılığı gösteriyor. Türkiye’nin Uganda ve Kenya gibi Afrikalı ortaklarla birlikte Somali’deki barış ve istikrar çabalarını desteklemedeki rolü bu kararlılığı daha da yansıtıyor. Son yıllarda Afrika hükûmetleri, Türk yapımı İHA’ları ve zırhlı araçları da giderek daha fazla kullanmaya başladı; bu da her iki taraf arasındaki savunma iş birliğinin artan derinliğini vurguluyor.

Birçok açıdan Afrika ülkeleri artık Türkiye’yi küresel politikada; kıtada sömürgeci bir geçmişi olmayan, katılımı iç işlerine sınırlı müdahalede bulunurken görünür ve somut sonuçlar üreten güvenilir bir ortak olarak görür. Bu durum, değişen küresel dinamikler ve Afrika’nın uluslararası ilişkilerde artan stratejik önemi ışığında Türkiye’nin Afrika’da genişleyen rolünü yansıtıyor. Küresel ittifaklar evrilmeye devam ederken ve yeni jeopolitik gerçekler ortaya çıkarken, Afrika–Türkiye ilişkileri daha da büyük bir büyümeye hazır görünüyor. Eski ittifaklar zayıflayabilir ve yeni ortaklıklar kurulabilir. Ancak Afrika–Türkiye iş birliğinin seyri, bu ilişkinin yavaşlamaktan çok uzak olduğunu gösteriyor.

Podcast

19 December 2023
Doç. Dr. Hasan T. Kerimoğlu
Darbeler, İhanetler ve İsyanlar
28:19
0:01

Url kopyalanmıştır...