Türkiye’nin ekonomisine dair sessiz bir işaret: PISA
Haberin Eklenme Tarihi: 24.09.2026 17:17:00 - Güncelleme Tarihi: 24.09.2026 17:20:00Geçen günlerde açıklanan PISA 2025 sonuçlarına göre Türkiye fen ve okumada OECD ortalamasını geçti. Bu sonuç bugünün ekonomisini değiştirmese de geleceğin üretkenlik kapasitesine ilişkin önemli bir ipucu veriyor. Ekonomiyi konuşurken enflasyona, faize ve kura bakarız. Bunlar bugünün göstergeleridir. PISA ise yarının göstergesidir. Bu yüzden bu sonuçları bir eğitim haberinden çok, bir ekonomi haberi olarak okumak gerekir. Çünkü bir ülkenin gelecekte üreteceği katma değeri yalnızca bugünkü fabrikaları ve sermayesi belirlemez. Henüz çalışma hayatına girmemiş çocukların okuduğunu anlama, problem çözme ve yeni bilgiye uyum sağlama kapasitesi de belirler.
PISA 2025 sonuçlarına göre Türkiye fende 494 puanla 482 olan OECD ortalamasını, okumada ise 472 puanla 461 olan ortalamayı geçti. Matematikte Türkiye 462, OECD ise 463 puan aldı. Yani matematikte yalnızca bir puanlık fark bulunuyor. 2022-2025 döneminde Türkiye’nin puanı fende 18, okumada 16, matematikte 8 puan arttı. Aynı dönemde OECD ortalamaları üç alanda da geriledi. Türkiye özellikle fende Almanya, Fransa, İtalya, Hollanda, İsveç ve İspanya gibi birçok Avrupa ülkesinden daha yüksek puan aldı.
PISA neden ekonomiyle ilişkili?
Ekonomi literatürü, kalkınma açısından yalnızca okulda geçirilen sürenin değil, okulda kazanılan becerilerin de önemli olduğunu gösteriyor. Yapılan akademik çalışmalar, uluslararası sınavlarla ölçülen iş gücü kalitesi ile büyüme arasında güçlü bir ilişki buluyor.
Başka bir çalışmada ise bilişsel becerilerin bireysel gelir, üretkenlik ve uzun dönem ekonomik büyümeyle yakından ilişkili olduğunu gösteriyor. 2024 yılında yayımlanan güncel bir çalışma da test puanları ile ekonomik büyüme arasındaki pozitif ilişkinin yeni verilerde devam ettiğini ortaya koyuyor. Dünya Bankası, PISA dâhil uluslararası sınav sonuçlarını Beşerî Sermaye Endeksi’nde kullanıyor. Böylece eğitimi yalnızca okulda geçirilen yıl üzerinden değil, öğrencilerin gerçekte ne öğrendiği üzerinden de değerlendiriyor. Dünya Bankası verilerine göre Türkiye’nin uyumlaştırılmış öğrenme puanı 2010’daki 445 seviyesinden 2025’te yaklaşık 509’a yükselmiş durumda.
PISA sonuçlarından hareketle “Ekonomi birkaç yıl içinde kesinlikle düzelecek” demek doğru olmaz. En azından sadece PISA sonuçlarına bakarak bunu söyleyemeyiz. OECD için yapılan hesaplamalar, eğitim kalitesindeki artışın ekonomiye tam yansımasının onlarca yıl sürdüğünü gösteriyor. Ancak şu an okul sıralarında oturan başarılı gençler iş hayatına adım attığında, bulundukları yerin ve yaptıkları işin kalitesinin artacağı varsayımıyla, katma değer artacaktır.
Bu sonuçlar, Türkiye’nin geleceği için temkinli bir iyimserlik yaratıyor. Bugünün öğrencileri birkaç yıl içinde üniversiteye ve çalışma hayatına katılacak. Eğitimdeki başarı; istikrar, liyakat, yatırım, hukuk güvenliği ve nitelikli istihdamla desteklenirse kalıcı ekonomik gelişmeye dönüşebilir. PISA 2025, ekonominin yarın düzeleceğini söylemiyor. Ancak onu düzeltebilecek bir kuşağın yetiştiğini gösteriyor. Çünkü bir ülkenin ekonomik geleceği bazen bütçe tablolarında değil, 15 yaşındaki bir öğrencinin kurduğu doğru neden-sonuç ilişkisinde başlar.