İsrail tecavüzcü askerleri orduya geri aldı
Haberin Eklenme Tarihi: 16.04.2026 16:48:00 - Güncelleme Tarihi: 16.04.2026 16:51:00İsrail’de yaşanan gelişmeler; Gazze’deki savaşın yalnızca askerî değil, aynı zamanda derin bir hukuki ve büyük bir ahlaki kriz yarattığını bir kez daha gözler önüne seriyor. Filistinlilere sistematik işkence ve cinsel saldırı iddialarıyla dünya gündemine oturan Sde Teiman Askerî Üssü skandalında yeni bir kırılma yaşandı. İsrail ordusu soruşturmayı tartışmalı şekilde kapattı, adı geçen askerlerin orduya dönüşüne onay verdi.
İsrail ordusuna yönelik ağır insan hakları ihlalleri iddiaları, yeni bir kararla yeniden gündemin merkezine oturdu. İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, 2024 yılında Gazze’den alıkonulan Filistinli bir esire yönelik cinsel saldırı suçlamalarıyla anılan yedek askerlerin yeniden göreve dönmesine onay verdi.
Kararın, askerî savcılığın davayı düşürmesinin hemen ardından ve ordunun kendi içinde ek bir soruşturma yürütmemesine rağmen alınmış olması, hem İsrail içinde hem de uluslararası kamuoyunda sert tepkilere yol açtı.
İşkence iddiaları ve Sde Teiman dosyası
Gazze’de yürütülen operasyonlar sırasında gözaltına alınan Filistinlilerin tutulduğu Sde Teiman askerî üssü, daha önce de sistematik kötü muamele ve işkence iddialarıyla gündeme gelmişti. 2024 yılında ortaya çıkan görüntülerde, bir Filistinli esirin askerler tarafından çevrelendiği ve cinsel saldırıya uğradığı iddia edilmişti.
İsrail basınından Haaretz ve Kanal 12 tarafından yayımlanan haber ve görüntüler, olayın münferit olmadığını, aksine sistematik ihlallerin parçası olabileceğini ortaya koymuştu.
İsrail ordusu ise iddialarla ilgili sınırlı açıklamalar yaparak soruşturma başlatıldığını duyurdu; ancak sürecin şeffaflığına dair ciddi soru işaretleri oluştu. Özellikle delillerin nasıl toplandığı, mağdurun durumunun ne olduğu ve bağımsız gözlemcilerin sürece dahil edilip edilmediği netlik kazanmadı.
Görüntülerin ardından 9 asker gözaltına alınmış, haklarında “işkence”, “cinsel saldırı” ve “vücut bütünlüğünü ihlal” suçlamalarıyla soruşturma başlatılmıştı. Ancak süreç, 12 Mart 2026’da sessiz şekilde kapatıldı.
Soruşturma yapılmadan karar alındı
Kararın en çok eleştirilen yönlerinden biri, askerî savcılığın dosyayı düşürmesinin ardından ordunun ayrıca bağımsız bir disiplin veya ceza soruşturması yürütmemesi oldu.
İnsan hakları örgütleri, bu durumun “cezasızlık kültürünü” güçlendirdiğini savunurken, hukukçular askerî hiyerarşinin doğrudan müdahalesiyle sürecin kapatıldığı iddiasını gündeme getirdi ve olayın yalnızca bireysel sorumlulukla sınırlı kalmaması gerektiğini, komuta zincirinin de incelenmesi gerektiğini savundu.
Uluslararası tepkiler çığ gibi
Kararın duyulmasının ardından Filistinli yetkililer, insan hakları kuruluşları ve uluslararası aktörlerden sert açıklamalar geldi. Filistinli temsilciler, kararı “savaş suçlarının ödüllendirilmesi” olarak nitelendirdi. Uluslararası insan hakları örgütleri ise bağımsız bir soruşturma çağrısını yineledi ve dosyanın uluslararası mahkemelere taşınabileceğini vurguladı. Karar sonrası Avrupa ve bazı Batılı ülkelerdeki sivil toplum kuruluşları da İsrail’e yönelik yaptırım çağrılarını artırdı.
Özellikle ceza almayan askerlerin yeniden göreve alınmasının, benzer ihlallerin önünü açabileceği uyarısı yapıldı.
Aşırı sağcı gruplardan destek
Skandalın bir diğer boyutu ise İsrail içindeki siyasi ve toplumsal destek oldu. Temmuz 2024’te aşırı sağcı gruplar, gözaltına alınan askerler için Sde Teiman askerî üssü önünde toplanmış, hatta çok sayıda milletvekilinin de katıldığı grup üsse baskın girişiminde bulunmuştu.
En çarpıcı detaylardan biri, İsrail ordusunun şüpheli askerleri kamuoyu karşısına çıkarırken kimliklerini gizlemesi oldu. Askerlerin yüzlerinin maskelerle kapatılması ve isimlerinin açıklanmaması, uluslararası hukuk çevrelerinde “hesap verme korkusu” olarak yorumlandı. Bu durumun, özellikle Uluslararası Ceza Mahkemesi gibi kurumların olası soruşturmalarına karşı bir önlem niteliği taşıdığı iddialarını güçlendirmişti.
Olayın ardından insan hakları örgütleri devreye girerek bağımsız soruşturma çağrısı yaptı. Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları izleme Örgütü, iddiaların “savaş suçu” kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Özellikle gözaltındaki kişilere yönelik cinsel şiddetin, uluslararası insancıl hukuka göre ağır ihlal sayıldığına dikkat çekildi.
“Cezasızlık mesajı” endişesi
Öte yandan İsrail’de alınan bu karar, sadece tek bir dosyayı değil, savaş hukukunun uygulanabilirliğini de tartışmaya açıyor. Uluslararası hukuk çevreleri, özellikle sivillere ve esirlere yönelik muamelede “hesap verilebilirlik” ilkesinin zedelendiğini ve bunun İsrail’i aşıp küresel ölçekte tehlikeli bir emsal oluşturabileceğini belirtiyor.