Esmer Erdem: “Sanat yaratılarının tümü bir açıdan hedonisttir”

Haberin Eklenme Tarihi: 29.06.2026 11:05:00 - Güncelleme Tarihi: 29.06.2026 11:17:00
“Frugal Hedonism” felsefi olarak bir paradoks barındırıyor. Sanat piyasasında büyük ölçeklerin, gösterişin ve hızlı tüketimin öne çıktığı bir dönemde, “azla çoğalan duyusal deneyimi” çağdaş sanat üzerinden okuma fikri nasıl doğdu?

Frugal hedonizm, yoksunluk ya da geri çekilme hâlinden çok; fazlalıklardan arınmayı, gürültüden kopmayı ve daha seçici bir bakışa geçmeyi tanımlar. Az malzeme, az doku, az katmanla yeniden bakma hâlidir. Sanatsal eğilimler ve duygudaşlıklar da bir seçim içerir.

Dokuma tek malzeme… İpek ve keçe yalın iki malzeme… Cam duru ve akışkan bir malzeme… Koku, doku ve ışığın birlikteliği duyusal hazzı getirir.

“Bugün kültürel, sanatsal ve tasarım işlerinde hikâye ön planda”
Eserleri steril galeri beyazlığından çıkarıp 42 Maslak’ın koridorlarına ve gündelik dolaşım alanlarına taşımak, izleyicinin yapıtla kurduğu hiyerarşiyi nasıl kırıyor? Mekânın bu yaşayan, dinamik ritmi “Frugal Hedonism” kavramını nasıl besledi?

White cube dönemi, modern sanatın başladığı günlerde kaldı. Işıksız, perdeli duvarlar ve klasik galeri anlayışı artık eskidi; bir eşik aşıldı. Multidisipliner çalışmalar farklı medyumlarla birlikte ilerliyor ve ölçeksizlik öne çıkıyor.

Bugün kültürel, sanatsal ve tasarım işlerinde hikâye ön planda. Sanatçının işiyle kurduğu bağlantısal hikâye ve izleyiciyle buluşma noktası çok değerli. 42 ArtPlatform da bu kurguya uygun bir alan barındırıyor: ölçeğiyle, görsel tatlarıyla, özgür sergileme alanlarıyla, rengi, kokusu ve dinamizmiyle serginin konseptini besliyor.

“Farklı kuşaktan sanatçıların en önemli ortaklığı, farklı malzemelerle üretim yapmaları”
Farklı kuşaklardan ve camdan dijitale, mermerden tekstile çok farklı disiplinlerden 47 sanatçıyı aynı tematik çatı altında buluşturuyorsunuz. Bu büyük polifoniyi yansıtmak için sergide nasıl bir izleme rotası ve görsel dil inşa ettiniz?

Farklı kuşakların en önemli ortaklığı, farklı malzemelerle üretim yapan sanatçılar ve akademisyenler olmaları. Serginin adının Rastlaşmalar Vol. 2 olmasının nedeni de bu.

Malzemelerin, endüstriyel belleğin ve kültürel hafızanın kullanıldığı bu kurgu, “tek çatı” dediğiniz şapkanın tam da bu birliktelikle okunmak istediğini gösteriyor.

“Yaratılan her eser, sürecinde duyulan hazdan kaynaklanır ve izlerken de haz verir”
Sergide izleyiciyi malzemelerin hikâyeleri arasında “kendi karşılaşmasını kurmaya” davet ediyorsunuz. İzleyicinin sergiden ayrılırken kendi gündelik tüketim ve haz alışkanlıklarıyla ilgili nasıl bir iç hesaplaşma yaşamasını hedeflediniz?

Sanat yaratılarının tümü, bir açıdan hedonisttir. Hareket noktasının acı ya da mutluluk olması fark etmez; yaratılan her eser, sürecinde duyulan hazdan kaynaklanır ve izlerken de haz verir.

Müzik gibi doğrudan kalbimize girmez; arada bir mesafe vardır. Eserden bize ulaşan bu mesafe haz taşır. Van Gogh’un akıl hastanesinde yaptığı renk cümbüşü eserleri, o mesafeden bakana haz verir. Favori hedonist sanatçı olarak zaman zaman Gustav Klimt’i söyleyebilirim.

“Esas şapka ‘Rastlaşmalar’”
“Rastlaşmalar” serisinin ikincisindeyiz. İlk sergiden bu yana “rastlaşma” fikri zihninizde nasıl evrildi ve bu sergideki “The Art of Frugal Hedonism” alt başlığı, serinin gelecekteki sanatsal manifestosuna dair bize ne söylüyor?

“Rastlaşma ile karşılaşma arasında fark vardır. Bazı insanlara rastlarsın, bazılarıyla sadece karşılaşırsın.” La Edri’nin bu sözünü uzun yıllar sakladım. Bir gün sevgili Mahmut Nuvit serginin hikâyesini yazarken “Adı ‘Rastlaşmalar’ olsun” dedi. Biz de “İşte bu da rastlaşma” dedik ve hayatımıza girdi. Esas şapka “Rastlaşmalar”.

Alt başlık “The Art of Frugal Hedonism” ise tat olarak hep böyle kalsa da gelecekte başka buluşmalar yaratacağımız için manifestonun da o uyumda şekilleneceğini düşünüyorum. Belki camın akışkanlığı ve şeffaflığı üzerinden kurgularız, belki heykele ağırlık veririz.