Hattuşa’dan üç bin yıllık barış mesajı
Haberin Eklenme Tarihi: 22.09.2026 12:15:00 - Güncelleme Tarihi: 22.09.2026 12:17:00Çorum’un Boğazkale ilçesindeki Hattuşa’da sürdürülen arkeolojik kazılar, Kadeş Barış Antlaşması’na ilişkin yeni bir buluntuyu ortaya çıkardı. Büyükkale’de yaklaşık bir yıl süren bilimsel incelemelerin ardından bulunan çivi yazılı tabletin, Mısır Firavunu II. Ramses ile Hitit Kralı III. Hattuşili arasında imzalanan Kadeş Barış Antlaşması’nın Akadça nüshalarından birine ait olduğu belirlendi. Daha da ilginci, hasarlı durumdaki metnin okunabilen bölümlerindeki yeni parçada, iki ülke arasındaki savaştan sonra birbirlerinin ülkesine sığınan insanlara nasıl davranılacağına ve evlerin tahrip edilmemesine ilişkin hükümler bulunuyor.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, keşfin Anadolu’nun kadim barış ve diplomasi mirasını ortaya koyduğunu belirtti. "Barışın binlerce yıllık izini Anadolu'nun toprağında bulduk. Çorum Hattuşa'daki Büyükkale kazılarında bulunan çivi yazılı tablet parçasının, Kadeş Barış Antlaşması'nın nüshalarından birine ait olduğu bilimsel incelemelerle belirlendi. Yeni parça, antlaşmanın bir ülkeden diğerine sığınan insanlara yönelik muameleyi düzenleyen hükümlerine ait satırlar içeriyor. İnsanların evlerinin tahrip edilmemesine ilişkin ifadeler, binlerce yıl öncesinden bugünümüze güçlü bir mesaj taşıyor. 21 Eylül Dünya Barış Günü'nde kamuoyuyla paylaştığımız bu kıymetli keşif, Anadolu'nun barış ve diplomasi tarihindeki köklü yerini bir kez daha ortaya koyuyor." Bakan Ersoy, açıklamasında Filistin'de yaşananlara da değinerek, bu mirasın insan hayatını ve onurunu koruma sorumluluğunu hatırlattığını, tüm insanların güven içinde yaşayacağı bir gelecek dilediğini belirtti.
Yazının hafızası
Antlaşmanın Mısırca metni, Mısır’daki tapınak duvarlarında hiyerogliflerle günümüze ulaşırken, Akadça nüshaya ait kil tabletler Hattuşa’da 1906-1912 yılları arasındaki kazılarda keşfedildi. Söz konusu parçalar bugün İstanbul, Ankara, Berlin ve St. Petersburg’daki önemli müze koleksiyonlarında bulunuyor.
Hattuşa’da bulunan son parça, Kadeş Barış Antlaşması’nın kil tablet nüshasının eksik kısımlarının bir araya getirilmesine katkı sunuyor. Kazı ekibi, Büyükkale’de sürdürülen çalışmalarda antlaşmaya ait yeni parçaların bulunması için de çalışmalarını sürdürüyor. Tarih öncesinden kalan mirasların keşfi günümüzde insanlığa ve medeniyete dair hem umut aşılıyor, hem de medeniyetlerin yaşantılarına ve politik, hukuki süreçlerine tanık ediyor. Bunun yanında toplumların gündelik yaşantıları hakkında da bilgi veriyor.
İnsanlık tarihi asırlar boyu yazı ve duvar resimleri aracılığıyla yaşantılarını ve dillerini gelecek nesillere aktardı. Binlerce yıl önce kil üzerine kazınan bu satırların, evlerin tahrip edilmemesine dair ifadeler taşıması, yazının bir toplumun hukuk anlayışını ve insana bakışını nesiller sonrasına taşıyabilen güçlü bir bellek biçimi olduğunu bir kez daha gösteriyor.
UNESCO Kültür Mirası: Hattuşa
Hattuşa, 1986'dan bu yana UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi'nde, 2001'den bu yana da on binlerce kil tablet arşiviyle Dünya Belleği Listesi'nde yer alıyor. Yaklaşık 450 yıl boyunca Hitit İmparatorluğu'na başkentlik yapan bu şehir, arkeologların deyimiyle hâlâ “konuşmaya” devam ediyor. Büyükkale'deki kazılar sürüyor ve bilim insanları, antlaşmanın eksik kalan diğer parçalarının da toprağın altından çıkmasını umuyor.
UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde 1986’dan bu yana yer alan Hattuşa, Hitit İmparatorluğu’nun başkenti olarak yaklaşık 3.500 yıl öncesinin siyasi, dinî ve mimari mirasını günümüze taşıyor. 8 kilometreyi aşan surları, tapınakları, kraliyet yapıları ve Yazılıkaya Kaya Tapınağı ile öne çıkan antik kent, Kadeş Barış Antlaşması’nın Hattuşa nüshalarının bulunmasıyla dünya diplomasi tarihi açısından da özel bir önem taşıyor.
UNESCO, Hattuşa’nın değerini dört temel kriter üzerinden tanımlıyor: Anıtsal sanat eserleri, Anadolu ve Kuzey Suriye üzerindeki kültürel etkisi, Hitit uygarlığına eşsiz tanıklığı ve saray, tapınak ve sur gibi mimari yapıların korunmuş olması. Medeniyetin önemli uygarlık merkezi Hattuşa, bugün dünya kültür mirasları arasında önemli bir konuma yerleşiyor. Kadeş Barış Antlaşması ise dünya diplomasi tarihinin başlangıç noktası olarak tarihe geçiyor.
Kil tablette bugünün dünyasının izleri
Yaklaşık 3.300 yıl önce insanlar savaşmış, ülkelerinden kaçmış, başka topraklara sığınmış ve yöneticiler bütün bu meseleleri bir anlaşmanın maddelerine yazmış. Antlaşma sadece iki hükümdarın birbirine “Savaşmayacağız!” demesinden ibaret değil. Sınırların korunması, karşılıklı yardım, iade ve barışın devamlılığı gibi somut yükümlülükler içeriyor. Bugünün diliyle söylersek, bu bir mülteci maddesi. Yeni bulunan parçanın özellikle sığınan insanlara ilişkin hükümleri içermesi, antlaşmayı bugünün dünyasının gündemine yaklaştırıyor. Bugün savaşların ardından milyonlarca insan evinden ayrılıyor, sınırlar değişiyor, şehirler yıkılıyor. İnsanlar başka ülkelere sığınıyor. Ve uluslararası toplum hâlâ aynı sorunun etrafında dönüyor. Esasında insanlığın problemi pek de değişmiyor. Sığınma ve güvenlik sorunu hayattaki kritikliğini koruyor.
Anadolu toprağı, sadece eski bir medeniyetin kalıntılarını değil, insanlığın barış konusunda yazdığı ilk cümleleri de saklıyor. Bugünün dünyasında savaş haberleri manşetlerden düşmüyorken, 3300 önceki bir kral ile bir firavunun kaleme aldığı satırların hâlâ toprağın altından çıkıp bize bir şeyler anlatması, tarihten günümüze aktarılan üzerinde düşünmeye değer bir ders niteliğinde.
Kaynaklar
https://basin.ktb.gov.tr/TR-474337/barisin-binlerce-yillik-izi-hattusada-gun-yuzune-cikti.html