Striptiz yapan düzen

Haberin Eklenme Tarihi: 25.09.2026 12:48:00 - Güncelleme Tarihi: 25.09.2026 12:49:00

RUSLARA Hidrojen bombasını bulan fizik bilgini Sakharof’un bütün dünyaya yayımladığı bildirisini bir defa daha okudum ve bir kere daha irkildim, dehşete kapıldım:

Sakharof, kendisini en azından tımarhaneye götürebilecek olan bu çıkışı, bir komünizm, sosyalizm, Marksizm düşmanı olduğu için yapmamış, tehlikeyi bir Rus vatanseveri olarak göze almıştır. Nitekim satırlarından buram buram üzüntü ve korku tütmektedir; memleketindeki çürüyüş ve çöküntüden doğan üzüntü ve korku!

Bu nokta önemlidir; zira birtakım yobaz solcular Kuznetsof'da, Yevtuçenko'da, Sinyavski, Daniel, Soljenitsin, Grigorenko, Gershumi ve daha başkalarındaki benzeri çıkışlara kulplar takmaya çalışmış, hepsi de “büyük” sıfatına hak kazanmış bulunan bu ilim ve sanat adamlarını ya küçümsemeye yahut da yahut “kapitalizme satılmış” göstermeye kalkışmışlardır. Aslında bütün bu insanlar sırf kendi ülkeleri ve halkaları uğruna bir vahşi baskı ile mücadeleye girişmişlerdir.

Onların mücadeleleri gibi, Sakharof'un bildirisi de ideolojik bir ton taşıyorsa, bu ister istemez olmakta ve onların Rusya'daki çürüyüş ve çöküntüye komünizmin veya Marksist sosyalizmin sebep olduğunu kavramalarından ileri gelmektedir. Bu hakikate akıl erdiremeyen veya erdirmek istemeyenler için Sakharof'u tekrarlayalım:

“Halka açık olan hastaneler ve okullar bakımsız ve harap durumdadır. Öğretmenler fakir ve perişandır. Baskı altında oldukları için öğretim zayıftır. Dolayısı ile sanat ve ilim dallarında gelecek nesiller bilgisiz ve yetersiz yetişmektedir.”

Bu satırları yazan adama, ülkesini ve insanlarını düşünüyor denmez de ne denir? Ve bu satırlar komünizmin iflasını göstermez de neyi gösterir?

Yarım asrı geçen bir deneme ve en ufak bir engelle karşılaşmayan bir uygulama imkânı… Ama öğretmenler aç… Ama öğretim perişan... Ama okullar ve hastaneler bakımsız! Bu demektir ki, yaşayanlar berbat, istikbal zifir gibi karanlık!

Sakharof'un bu dünyaca tanınmış ilim adamının, memleketi için çizdiği tablodaki zehir bu kadar değildir. Ağı hayatın dört bucağına ve bütün varlığına sinmiş. Sırası geldikçe elbette onları da anlatacağım. Mecburen ve her şeyden önce Türkiye'mizi ve kendi insanlarımızı düşündüğüm için anlatacağım. En nihayet, hiç değilse üç beş vatandaşımı uyarabilir, Türkiye'ye yeniden kazandırabilirim ümidiyle anlatacağım.

Komünizm -ve Türkiye'de bir nesli sakat bırakan masum maskeli sosyalizm- artık Dünya sahnesinde striptizini tamamlamış, çırılçıplak kalmıştır. Elinde orak tutan bu iskeleti artık tanımak bir mecburiyettir: Artık takdimcilerinin, çığırtkanlarının, simsarlarının sözlerine değil, onun kendisine bakmak mümkündür ve tam bir mecburiyettir... Haysiyetleri, şerefleri, insanlıkları ile birlikte memleketlerinin ve milletlerinin karanlıklara gömülmesini değil, kalkınmasını; refaha kavuşmasını isteyenlerin kolayca; üstelik aşk ile, şevk ile, en aziz görev gibi benimseyecekleri bir mecburiyet!