Bırakacak mısınız?
Haberin Eklenme Tarihi: 7.04.2026 16:03:00 - Güncelleme Tarihi: 7.04.2026 16:05:00Adına ne derseniz deyin; ister ihtilal ister devrim veya hükûmet darbesi önemli değil ve ben kendi hesabıma bunların hepsine de gönülden bir “Eyvallah” çekerim. Helal olsun müteşebbislerine: Can pazarıdır bu. Adam kelleyi koltuğa almış ve “Ya devlet başa ya kuzgun leşe” diye çıkmış yola. Türkçesi, faturayı ödemeye hazır, pazar yerine cebinde bedeli ile geliyor.
Böyle birine karşı devirmek istediği düzen benimsediğim düzen bile olsa, o düzeni sömüren, kemiren, idrak edemeyen bin sorumludan bin kere daha saygı. Şapkamı çıkarırım ona ve gerekmişse boynumu sövmeden uzatırım satırın altına. Benim tiksintim Lenin, Troçki, Stalin çetesine değil ama olanca gücümle Çarlık denen komandit şirketinedir. Bunun gibi Hitler’i, Mussolini’yi, Mao’yu veya Tito ile Franco benzerlerini, hatta Castro oyuncağını suçlayanlara şaşarım: Bütün bu olaylarda, sorumlular ve yetkililer pis horultularla veya ondan da iğrenç hazım solunumlarıyla leş gibi yatarken başka ne olsun isterlerdi acaba?
Adam bütün namuslu insanlar hak ettikleri uykuyu uyurken bastırsa içim yanmaz. Ama provalar güpegündüz, bütün devlet kuvvetlerinin gözü önünde ve onların arasında bile figüranlığa razı budalalar bularak yapıyorsa ne demeli?
Beride yetkililer ve sorumlular için en büyük ve yıkıcı hata, tolerans -veya hoşgörü veya müsamaha- denilen erdem ile geniş yürekliliği, idraksizliği, kısacası kanunların, düzeni koruyan disiplinlerin sırtından kurban kesmeyi birbirine karıştırmaktır. Disiplinden ve otoriteden taviz verilmeye başlandı mı sonu gelmez. Karşı kuvvetlerle ihtiraslar yola en masum sloganlar ve en ateşli millet ülküleri ile çıkar da ne zaman oldu, nasıl oldu farkına varılmadan temele balta sallamaya girişiverirler. Bu tablo Türkiye’nin yabancısı değil, aksine üç beş tasallutluk hasmıdır, onu artık tanımış olmalıydık.
En sağlam düzen hangi ülkededir, diye sorsam; en azından yüzde seksen bir çoğunluk İngiltere diyecektir. Niçin? Çünkü İngiltere toleransın -müsamahanın- sınırlarını elektronik bir titizlikle çizmiştir de ondan. Sıra düzeni koruyan yasaların sağlığına geldi mi, bu ülkenin devlet müessese ve kuvvetleri granitten de sarplaşıp çıkarlar da ondan. Basit bir örnek size:
Adam futbol maçı seyrederken kendini tutamayıp sahaya atladı ve hakeme saldırmak istedi. Netice? Netice bir araba cop ve tam 2,5 yıl hapis.
Aynı ülke, bugün başka hiçbir sebepten değil, gençlerin arasındaki bozucu eğilimler yüzünden idam cezasını geri getirmeyi düşünüyor.
Oturmuş, yerleşmiş, huzura kavuşmuş bütün ülkelerde de bu durum böyledir. Ve bunun böyle olduğunu, maalesef, anlamak istemeyen sorumlularla yetkililere gelince, onlar da bizdedir. Aslı astarı bilinmeyen üç beş cafcaflı laf için taviz mi? Hem de Anayasa disiplini sırtından mı? O bizdedir işte. Ne o? Gençlikmiş… Hangi gençlik? Laf. Asıl gençlik baltalanıyor, bir neslin belkemiği kırılmak isteniyor da bizim profesörlerden, parlamenterlerden, hukukçulardan bazıları çürüğün çürüğü, sahtenin sahtesi sloganların savunuculuğuna kalkışıyor, böylece de büyüdüklerini sanıyorlar. Yazık.
Fakat yazık demekle iş bitmez. Yazık deyip geçmek herkesin hakkı değildir; hele Anayasa müesseselerinde sorumluluk yüklenmiş şeref ve haysiyetlerin hiç değil.