Gazze’de kış kapıda, çadırlar tükeniyor
Haberin Eklenme Tarihi: 25.09.2026 17:23:00 - Güncelleme Tarihi: 25.09.2026 17:26:00162 bin çadır demek, yüzbinlerce insanın “ev” dediği son şeyin de yıpranmış olması demek. Üstelik kış henüz başlamadı. Gazze'den gelen son veriler, bölgedeki insani krizin yeni bir eşiğe yaklaştığını gösteriyor. Birleşmiş Milletler’in Eylül ayındaki saha değerlendirmeleri de tabloyu doğruluyor. Yerinden edilme alanlarında drenaj sorunları, güvensiz tuvaletler, atık su tehlikesi, aşırı kalabalık ve kış koşullarına karşı acil iyileştirme ihtiyacı tespit edildi. BM, mevcut risklerin kış yaklaşırken daha da ağırlaşmasının beklendiğini belirtiyor.
Gazze'deki Hükûmet Medya Ofisi, kış mevsiminin yaklaşmasıyla birlikte yüz binlerce Filistinlinin barınma krizinin büyük bir insani felakete dönüşmek üzere olduğu uyarısında bulundu. Gazze'deki Hükûmet Medya Ofisi Genel Müdürü İsmail es-Sevabite yaptığı açıklamada, bölge genelinde ailelerin sığındığı 270 bin çadırdan 162 bini tamamen yıpranmış ve kullanılamaz durumda olduğunu vurgulayarak, bu durumun özellikle çocukları, kadınları ve hastaları hayati risklerle karşı karşıya bıraktığını aktardı. Aşırı soğuklar ve yağışlar öncesinde acil yardım çağrısında bulunan Sevabite, "Barınma krizine acilen müdahale edilmezse, yaklaşan kış mevsimi Filistinliler için tam anlamıyla 'felaket' olacak" uyarısında bulundu.
Uluslararası kurum raporları ne diyor?
UNICEF, 2026-2027 kış dönemi için Gazze ve Batı Şeria'da 540 bin çocuğu ve ailelerini korumak amacıyla 97,5 milyon dolarlık acil finansman çağrısı yaptı. UNICEF'e göre Gazze'de 1,76 milyondan fazla insan, nüfusun yaklaşık yüzde 84'ü, aşırı kalabalık yerinden edilme alanlarında veya hasarlı ve yetersiz barınaklarda yaşamaya devam ediyor. Geçen kış UNICEF, aralarında bebeklerin de bulunduğu en az 11 çocuğun hipotermi nedeniyle hayatını kaybettiğini bildirmişti. İşte bu yüzden Gazze'deki kış hazırlığı, insani yardım kuruluşlarının takvimindeki sıradan bir mevsimsel faaliyet olarak görülmemeli.
BM'nin 4 Eylül tarihli raporuna göre, kış hazırlıkları için gerekli çok sayıda barınma malzemesi ve ekipmanının Gazze'ye girişinde gecikmeler yaşanıyor. Raporda 442 binden fazla kereste parçası ve 15.800 acil barınma kitinin giriş için beklediği; kış hazırlıkları için gereken malzemelerin önemli bölümünün “çift kullanımlı” kabul edilmesinin de girişleri sınırladığı belirtiliyor.
İnsani krizin ağırlaşan anatomisi
İsrail ordusu, 8 Ekim 2023’ten beri sürdürdüğü sistematik saldırılar, Filistin halkının barınma ihtiyacını günden güne daha da kötüleştiriyor. Gazze Sağlık Bakanlığı verilerine göre 73 binden fazla Filistinli yaşamını yitirdi, 174 bini aşkın kişi ise yaralandı. İnsani kayıpların yanı sıra Gazze'deki konutların, altyapının ve temel hizmet tesislerinin yüzde 90'ını tamamen yerle bir edildi. Rakamların arkasında yatan tablo daha da ağır. Filistin Sosyal Kalkınma Bakanlığı'nın açıklamasına göre, Gazze halkının yüzde 90'ından fazlası derme çatma çadırlarda, sığınma merkezlerinde ya da enkaz yığınları arasında yaşamak zorunda kalıyor. UNICEF de tekrarlayan kış fırtınaları ve su baskınlarının binlerce geçici barınağı yıktığını, ailelerin dondurucu soğukta güvensiz koşullarda yaşam mücadelesi verdiğini kaydetmiş durumda. Gazze'ye düşen ilk sonbahar yağmurları da bu çadırların sular altında kalma korkusunu şimdiden gündeme geliyor.
Yaşam mücadelesi ciddi boyutlarda
Gazze’de yaklaşan kış mevsiminin basit bir iklim olayı değil, ikincil bir insani felaket dalgası yaratacağı öngörülüyor. Temel yardım malzemelerinin (çadır, kışlık kıyafet, battaniye, altyapı onarım gereçleri) girişine izin verilmemesi veya son derece kısıtlı tutulması, önlenebilir bir kış felaketini kaçınılmaz kılıyor.
Gerekli insani yardım malzemelerinin bölgeye acilen sokulmaması, barınma krizine müdahale edilmemesi ve çadırların yenilenmemesi hâlinde; önümüzdeki aylarda soğuk hava, sel ve yetersiz beslenmeye bağlı can kayıpları askerî çatışmaların yarattığı kayıplarla yarışabilir. Dolayısıyla uluslararası kamuoyunun geçici çözümlerin ötesine geçerek Gazze’ye kesintisiz yardım akışını sağlaması, bölgedeki sivil nüfusun hayatta kalabilmesi için acil bir zorunluluk niteliğinde.
Ancak barınma krizinin ve yaklaşan kış koşullarının ne denli kritik bir eşikte olduğu açıkça görünse de yaşanan tablo çözümsüz değildir. Uluslararası toplumun ve insani yardım kuruluşlarının dayanışma çağrılarına yanıt vermesi, yaklaşan felaketi önlemekle kalmayıp aynı zamanda bölgede barış, iyileşme ve yeniden inşa sürecine dair umutları da canlı tutacaktır.
Bugün Gazze meselesinin arka planında, çoğu zaman görünmez kılınmaya çalışılan çok sayıda etnik ve politik etken bulunuyor. Modern dünyanın medyatik anlatılarla üzerini örtmeye çalıştığı ancak insani boyutuyla görmezden gelinemeyen bu meseleler; vicdan, adalet ve etikle doğrudan bağlantılı. Sözlerin değil, eylemlerin belirleyici olduğu; herkesin eşit ve adil şartlarda muamele gördüğü, çocukların ölmediği ve sistematik etnik temizlik ile soykırım anlayışlarından uzak bir dünyada yaşamak dileğiyle.