Veri merkezleri yeni stratejik hedef mi?
Orta Doğu’daki son saldırılar; veri merkezlerinin artık yalnızca dijital altyapı değil, stratejik hedefler olarak da görülmeye başladığını ortaya koyuyor. Yapay zekâ sistemlerinin askerî operasyonlarla ilişkilendirilmesi ise teknoloji, güvenlik ve etik arasındaki güç dengelerini tartışmaya açıyor.
Orta Doğu’da son dönemde yaşanan gelişmeler, dijital altyapıların ekonomik değer ile birlikte stratejik bir değer de taşıdığını gösteriyor. İran ile İsrail ve ABD arasında yaşanan gerilim sırasında Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki bazı kritik tesisler hedef alındı. Bu saldırılar sırasında Amazon Web Services’e ait veri merkezi tesislerinin de zarar gördüğü bildirildi. Reuters’ın aktardığına göre BAE’de iki AWS tesisinde doğrudan hasar oluşurken, Bahreyn’deki bir tesis de yakın patlamalardan etkilenerek hizmet kesintisi yaşadı. Benzer bir tablo 2025 yılında İsrail-İran arasında yaşanan saldırılar sırasında da görüldü. Beerşeva kentinde bulunan teknoloji parkı İran tarafından hedef alındı. Saldırının Microsoft ofisinin bulunduğu bölgenin yakınında gerçekleştiği bildirildi. Söz konusu bölge siber güvenlik ve savunma teknolojileri şirketlerinin yoğunlaştığı bir merkez olarak biliniyor. Bu gelişmeler veri merkezlerinin ve teknoloji kümelenmelerinin çatışma ortamlarında dolaylı hedef hâline gelebileceğini gösteriyor. Ancak bu durum belirli bir veri merkezinde doğrudan askerî operasyonların yürütüldüğü anlamına gelmez. Buna rağmen operasyon sırasında seçilen hedeflerin tamamen rastgele olduğu da söylenemez.
Son dönemde tartışılan bir başka konu da yapay zekâ sistemlerinin operasyonel süreçlerde kullanılması. Uluslararası basında ABD’nin Venezuela’da gerçekleştirdiği bir operasyonda Anthropic tarafından geliştirilen Claude Code modellerinden yararlanıldığı iddiaları yer aldı. İran’ın AWS’ye saldırısından hemen sonra Claude Code hizmetinde bazı erişim sorunları yaşandı. Anthropic’in resmî durum sayfasında 2 ve 3 Mart tarihlerinde servislerde hata oranlarının arttığı belirtildi. Şirket yaptığı açıklamada sorunun kimlik doğrulama ve erişim katmanındaki teknik problemlerden kaynaklandığını ifade etti. Resmî açıklamalar olayların sıradan bir tesadüf olduğunu göstermeye çalışsa da ortaya çıkan zamanlama dikkat çekiciydi ve İran’a karşı bu hizmetlerin kullanıldığı iddialarını doğrular niteliktedir.
Yapay zekâ savunma doktrininin yeni unsuru
Yine bugünlerde, Pentagon yapay zekâ sistemlerini savunma doktrininin merkezine yerleştiren bir yaklaşım benimsiyor. ABD Savunma Bakanlığı, büyük dil modellerinin istihbarat analizi, siber operasyonlar ve stratejik planlama süreçlerinde önemli rol oynayabileceğini açıkça ifade ediyor. Mart 2026 itibarıyla bu yaklaşım teknoloji şirketleri arasında da belirgin bir ayrışmaya yol açmış durumda. OpenAI, askerî kullanım konusundaki bazı kısıtlamalarını esneterek Pentagon ile daha kapsamlı bir iş birliğine yöneldi. Buna karşılık Anthropic, Claude Code modellerinin otonom silah sistemleri ve kitlesel gözetleme faaliyetlerinde kullanılmasına yönelik etik sınırlamalarını korumaya devam edeceğini ifade ediyor. Bu yaklaşım farklılığı, yapay zekâ şirketleri ile savunma kurumları arasındaki ilişkinin artık yalnızca teknoloji kapasitesi üzerinden değil, etik sınırlar ile ulusal güvenlik öncelikleri arasındaki denge üzerinden şekillendiğini gösteriyor. Yine de bu anlaşmazlıklar, Claude Code modellerinin bugüne kadar askerî faaliyetlerde kullanıldığını dolaylı olarak doğrulanmış oluyor.
Türkiye açısından bakıldığında bu gelişmeler önemli bir gerçeği ortaya koyuyor. Veri merkezleri artık yalnızca teknoloji şirketlerinin yatırımları olarak değerlendirilemez. Enerji altyapısı, fiber ağlar, fiziksel güvenlik ve bölgesel yedekleme mimarileriyle birlikte ele alınması gereken stratejik tesislerdir. Önümüzdeki dönemde ülkelerin dijital egemenliği, yalnızca yazılım geliştirme kapasitesiyle değil; veri merkezleri, hesaplama gücü ve yapay zekâ altyapılarıyla doğrudan ilişkili olacaktır. Bu nedenle veri merkezi yatırımları, enerji güvenliği ve yapay zekâ kapasitesi birlikte değerlendirilmesi gereken stratejik bir alan olarak görülmelidir.

Sesler ve Ezgiler
“Sesler ve Ezgiler” adlı podcast serimizde hayatımıza eşlik eden melodiler üzerine sohbet ediyor; müziğin yapısına, türlerine, tarihine, kültürel dinamiklerine değiniyoruz. Müzikologlar, sosyologlar, müzisyenler ile her bölümü şenlendiriyor; müziğin farklı veçhelerine birlikte bakıyoruz. Melodilerin akışında notaların derinliğine iniyoruz.

Darbeler, İhanetler ve İsyanlar
Osmanlı Devleti'nden Türkiye Cumhuriyetine miras kalan darbeci zihniyete odaklanarak tarihi seyir içerisinde meydana gelen darbeleri, ihanetleri ve isyanları Doç. Dr. Hasan Taner Kerimoğlu rehberliğinde değerlendiriyoruz.