29 Nisan 2026

Dünya Kupası: Bir ulusun kaderinin değiştiği anlar

Futbolun kaderi saniyelerle yazılır: Diego Maradona’nın “Tanrı’nın Eli”, Roberto Baggio’nun kaçan penaltısı, Zinedine Zidane’ın vedası… Dünya Kupası tarihine kazınan bu anlar, zafer ile hüzün arasındaki ince çizgiyi gözler önüne seriyor.

Futbol sadece futbol değildir. Birkaç saniye içinde her şey sil baştan yazılabilir ve Dünya Kupası’nda bir ulusun kaderi değişebilir. Yeşil sahaların bir ruhu, bazen adaleti hiçe sayan bir kaderi ve milyonları ağlatabilen bir gerçekliği vardır. Geçmişten günümüze, Dünya Kupalarında hafızalara kazınan pek çok kırılma anı olmuştur. İlk akla gelen ve en derin iz bırakanlardan biri, Meksika 86'da "Tanrı'nın Eli" olarak nitelendirilen Arjantin - İngiltere çeyrek finalidir.

Diego Armando Maradona, Meksika semalarında yükseldiğinde herkes topa kafa vuracağını düşünmüştü. Ancak herkesi şaşırtan ama hakemin göremediği "Tanrı'nın Eli", topu ağlara göndermişti. İngiliz kaleci ile beraber topa yükselen Maradona, kafasını topa uzatırken elini araya sokmuş ve meşin yuvarlağı ağlarla buluşturmuştu. Bu gol geçerli sayılmış ve yıllardır Dünya Kupası denilince akla gelen ilk olaylardan biri olmuştur. Bu gol Arjantin'i İngiltere karşısında 2-1'lik galibiyete; sonrasında ise yarı final ve şampiyonluğa kadar götürmüştü. Ancak maçın tek büyük olayı bu değildi. Maradona'nın neredeyse tüm İngiliz futbolcuları çalımlayarak attığı ikinci gol, "Yüzyılın Golü" olarak tarihteki yerini alacaktı. Maradona öyle ya da böyle, çok sevdiği ülkesi Arjantin'e bir Dünya Kupası armağan etmişti.

Roberto Baggio’dan Zinedine Zidane’a: Finallerde yazılan trajik kader

1994 Dünya Kupası Amerika'da düzenleniyordu. İtalya ve Brezilya, o dönemde turnuvanın en fenomen oyuncularına sahip takımlarıydı. İçlerinde öyle biri vardı ki at kuyruğu saç modeli ile o neslin bütün tarzını değiştirecek kadar güçlü bir figürdü: Tabii ki Roberto Baggio. İtalya'nın yıldız oyuncusu harika bir turnuva geçiriyordu. Finalde rakip Brezilya'ydı ve maçın normal süresi 0-0 eşitlikle bitmişti. Şampiyonu seri penaltı atışları belirleyecekti; bu durum Dünya Kupası tarihinde bir ilkti. Beşinci penaltılara gelindiğinde Brezilya 3-2 öndeydi. Baggio, umutları sürdürmek için bu penaltıyı gole çevirmek zorundaydı. Karşısında efsane yeşil formasıyla kaleci Taffarel vardı. Baggio topu üst direğin üzerinden uzak farkla dışarı gönderdi. Brezilya, son penaltısını kullanmaya gerek kalmadan şampiyon olmuştu. Sambacılar büyük sevinç yaşarken, Baggio penaltı noktasının başında elleri belinde donup kalmıştı. Bu an, futbol tarihinin en ikonik karelerinden biri olarak hafızalara kazındı.

Tarihler 9 Temmuz 2006'yı gösteriyordu. Berlin Olimpiyat Stadyumu'nda 69 bin kadar futbolsever, şampiyonun kim olacağını merakla bekliyordu. Başrolümüz bu kez Fransızların efsane ismi Zinedine Zidane'dı. Bu final; Fransız süperstar için sadece bir jübile değil, adeta Shakespeare'in kaleminden çıkan trajik bir vedaydı. Arkasında Thierry Henry ve o dönemki performansı ile dünyaya armağan edilen Franck Ribery gibi yıldızlar vardı; Zidane ise yenilmez bir ordunun komutanı gibiydi. Tecrübeli yıldızın sırtında büyük bir yük vardı. İtalya karşısındaki finalde Zidane'ın "panenka" penaltısına, Materazzi kafa golüyle karşılık vermiş ve skoru eşitlemişti. Ancak bu ikilinin mücadelesi gollerle sınırlı kalmayacaktı.

Dakikalar 110'u gösterdiğinde zaman adeta durdu. Kameralar o noktaya döndüğünde Materazzi yerde yatıyor, Zidane ise başında durup ona bakıyordu. Kısa bir sözlü diyaloğun ardından Zidane, sert bir kafa darbesiyle İtalyan savunmacıyı yere sermişti. Fransız yıldız kırmızı kart görüp soyunma odasına giderken, yanından geçtiği Dünya Kupası'na bakmadığı o an; zafer ile hüzün arasındaki ince çizgiydi. Fransızlar mental olarak çökmüş, kupayı penaltılar sonucu İtalya kazanmıştı. Mağrur bir komutanın bu son isyanı, bir kupadan ziyade görkemli bir kaybedişti...

Luis Suárez’in çizgideki müdahalesinden Lionel Messi’nin zirvesine

2010 Dünya Kupası'nda Güney Afrika'da vuvuzela sesleri yükseliyordu. Ancak Afrika'da yükselen tek ses vuvuzela değildi. Gana Millî Takımı, onurlu yürüyüşünü çeyrek finale kadar sürdürmüştü. Bu başarı sadece Gana'nın değil, tüm kıtanın gururu olmuştu; ilk kez bir Afrika ülkesi yarı finale bu kadar yakındı. Rakip, Luis Suarez ve Edinson Cavani'li kadrosuyla dikkat çeken Uruguay'dı. Maç 1-1'lik skorla uzatmalara gitti. Herkes penaltıları beklerken unutulmaz bir sekans yaşandı: Gana'nın kaleye yönelen topunu Luis Suarez, çizgi üzerinde adeta bir kaleci gibi elleriyle çıkardı. Suarez kırmızı kartla ve ağlayarak sahayı terk ederken, bu gözyaşları birazdan takımının sevincine dönüşecekti. Ganalı Asamoah Gyan penaltıyı kaçırdı; devamında penaltı atışları sonucu kazanan Uruguay oldu. Gana yıkılmıştı; Suarez ise kimilerine göre "şeytan", Uruguaylılara göre ise ulusal bir kahramandı.

Yıl 2022... Katar'da düzenlenen, kış aylarına denk gelen ilk Dünya Kupası heyecanı bizi sarmıştı. Finalde, adeta Lionel Messi'nin dünya şampiyonu olması için yazılmış bir senaryoyu izliyorduk. Arjantin ilk yarıyı 2-0 önde kapatsa da, 80. dakikadan sonra Mbappe sahneye çıktı ve iki dakikada skoru 2-2'ye getirdi. Uzatmalarda Messi 3-2 yaptı, Mbappe penaltıyla tekrar cevap verdi: 3-3. Maçın bitmesine saniyeler kala, 120+3. dakikada kader anı yaşandı. Kolo Muani kaleciyle karşı karşıya net bir vuruş yaptı ancak Emiliano Martinez, sol bacağıyla mucizevi bir kurtarış yaparak maçı penaltılara taşıdı. Penaltılarda zafere ulaşan Messi ve arkadaşları oldu. Martinez, topun çarptığı o noktaya daha sonra bu anın dövmesini yaptıracaktı. Bu final, futbol tarihinin en görkemli maçı olarak kayıtlara geçti.

Ronaldo Nazário’nun darbesi, Türkiye’nin gururu

Dünya Kupası'nın özel anlarından bahsetmişken, 2002 yılında A Millî Futbol Takımımızın dünya üçüncüsü olduğu o sürece değinmesek olmaz. Çeyrek finalde İlhan Mansız'ın altın golüyle Senegal'i deviren Millîlerimiz, yarı finalde Rivaldo, Ronaldo ve Ronaldinho'lu Brezilya'nın karşısına çıkmıştı. Grup aşamasında 2-1 yenildiğimiz Sambacılara karşı finale kalma mücadelesi veriyorduk. Maç başa baş gidiyordu ancak, futbolun bazen sadece saf yetenekle yazılan anları vardır. Sahneye fenomen Ronaldo çıktı. 49. dakikada kalabalık savunmamızın arasından "pis burun" tabir edilen o beklenmedik vuruşla topu ağlara gönderdi. Maç bu skorla bitti ve biz finale veda ettik. Üçüncülük maçında Güney Kore'yi yenerek büyük bir gurur yaşatsak da finalin kapısından dönmek hep içimizde bir hüzün olarak kaldı. Brezilya Teknik Direktörü Scolari'nin, "Bizi tek zorlayan takım Türkiye oldu" itirafı ise başarımızın en büyük tesciliydi.

Tam 24 yıl aradan sonra A Millî Futbol Takımımız yeniden Dünya Kupası sahnesinde olacak. Yıldızlarla dolu kadromuza güvenimiz tam. Sonuç ne olursa olsun, bizleri yine aynı tutkuyla gururlandıracaklarından hiç şüphemiz yok!

Podcast

19 December 2023
Doç. Dr. Hasan T. Kerimoğlu
Darbeler, İhanetler ve İsyanlar
28:19
0:01

Url kopyalanmıştır...