07 Temmuz 2025

Trump’ın Gazze ateşkesi: Siyasi hesaplar mı, gerçek barış mı?

Trump'ın Gazze'de ateşkes çağrısı siyasi bir hamle mi, yoksa gerçek çözüm mü? Tarih geçici ateşkeslerle dolu, bu sefer sonuç farklı olacak mı? Gerçek barış, siyasi çıkarların ötesinde adil ve kalıcı bir çözüm gerektiriyor.

Orta Doğu, tarih boyunca çözümsüz kalan çatışmaları ve karmaşık diplomatik dengeleriyle dünyanın en çalkantılı bölgelerinden biri oldu. 2023’te başlayan ve 21 aydır devam eden Gazze mezalimi, bu bölgedeki gerilimleri bir kez daha tüm dünyanın gözleri önüne serdi. ABD Başkanı Donald Trump’ın devreye girerek önerdiği 60 günlük ateşkes planı, bir yandan umut vaat ederken diğer yandan derin bir siyasi ikilemi ortaya çıkardı: Trump’ın “barış yapıcı” imajını güçlendirme arzusu ile bölgedeki gerçekçi çözüm ihtimali arasındaki uçurum.

Ateşkes çabaları ve Trump’ın siyasi motivasyonları

Trump’ın ateşkes planı, üç aşamalı bir süreci öngörüyor: İlk aşamada 42 gün boyunca İsrailli rehinelerin serbest bırakılması karşılığında Filistinli mahkûmların salıverilmesi, İsrail birliklerinin Gazze’nin bazı bölgelerinden çekilmesi ve insani yardımların artırılması hedefleniyor. İkinci ve üçüncü aşamalarda ise kalıcı ateşkes, tam çekilme ve Gazze’nin yeniden inşası gündeme gelecek. Ancak bu aşamaların detayları belirsizliğini koruyor.

Trump’ın bu girişiminin arkasında yatan motivasyonlar oldukça karmaşık. Bir yandan kendisini Nobel Barış Ödülü’ne aday göstererek “dünyayı değiştiren lider” imajını pekiştirmek isterken, diğer yandan iç kamuoyuna diplomatik bir zafer vadederek seçmen tabanını mobilize etmeyi hedefliyor. Trump’ın ekibi ateşkes anlaşmasını gelecekteki seçimlerde -anayasal olarak mümkün olmasa da- “yeniden” adaylığın işaret fişeği olarak değerlendiriyor. Bu durum, onun çabalarının samimiyeti konusunda soru işaretleri doğuruyor.

Ancak Trump’ın İsrail’e yönelik “sert söylemleri” ve Hamas’a “ABD’nin anlaşmayı garanti edeceği” mesajını vermesi, müzakerelere belirli bir ivme kazandırdı. Bir diplomatın ifadesiyle, “Trump etkisi” anlaşmayı bitiş çizgisine yaklaştırdı. Fakat bu etki, kalıcı bir barış için yeterli mi?

Netanyahu’nun iç siyasi baskıları ve Hamas’ın zayıflayan gücü

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Trump’ın ateşkes planını destekler görünse de iç siyasette ciddi baskılarla karşı karşıya. Aşırı sağcı koalisyon ortakları, özellikle Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ve Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, Hamas’ın tamamen yok edilmesini ve Gazze’den “gönüllü göç” politikalarının uygulanmasını savunuyor. Ben-Gvir, ateşkes anlaşması imzalanırsa hükûmetten istifa edeceğini açıkça belirtti.

Diğer yandan rehinelerin aileleri ve İsrail kamuoyu, savaşın bir an önce sona ermesi ve kalan rehinelerin serbest bırakılması için baskı yapıyor. Netanyahu, bu iki zıt baskı arasında sıkışmış durumda.

Hamas ise askerî kapasitesinin büyük ölçüde zayıflaması ve İran’ın bölgesel etkisinin azalması nedeniyle ateşkese daha istekli görünüyor. Bir Hamas güvenlik görevlisinin ifadesine göre, örgüt Gazze’deki kontrolünün %80’ini kaybetti. Yerel gruplar, bu iktidar boşluğunu doldurmaya çalışıyor. İsrail’in bu grupları desteklediği iddiaları ise bölgedeki kaosu daha da artırıyor.

Trump’ın tartışmalı Gazze planı ve uluslararası tepkiler

Trump’ın ateşkes çabalarının ötesinde, Gazze’nin geleceğine dair “Orta Doğu’nun rivierası” olma vizyonu büyük tartışmalara neden oldu. Bu plan, Gazze’yi uluslararası bir turizm merkezine dönüştürürken Filistinlilerin komşu ülkelere yerleştirilmesini öngörüyor. Hatta Mayıs 2025’te Libya’ya 1 milyon Gazzelinin yerleştirilmesi karşılığında 30 milyar dolarlık bir teklif gündeme geldi.

Ancak bu öneriler, uluslararası hukuka aykırı bulundu. Cenevre Sözleşmeleri ve Roma Statüsü’ne göre zorla yerinden etme bir savaş suçu. Arap devletleri, özellikle Mısır ve Ürdün, bu plana şiddetle karşı çıktı. Suudi Arabistan da “Filistinlilerin topraklarından çıkarılmasına asla izin vermeyeceğiz” açıklamasını yaptı.

Trump’ın bu vizyonu, onun “barış yapıcı” imajını gölgeliyor. Çünkü Gazze’deki insani trajediyi görmezden gelen ve uluslararası hukuku hiçe sayan bu plan, bölgedeki gerilimi daha da artırabilir.

Geçmişten dersler: Neden bu ateşkes de başarısız olabilir?

İsrail-Filistin çatışmasında geçmişteki ateşkeslerin neredeyse tamamı kalıcı bir barış getiremedi. 2008-2009 Gazze Savaşı’ndaki altı aylık ateşkes, tarafların hedeflerine ulaşamaması ve karşılıklı ihlaller nedeniyle çöktü. Oslo Anlaşmaları ise Kudüs’ün statüsü ve mülteciler gibi temel sorunları erteleyerek siyasi bir çıkmaza yol açtı.

Mevcut ateşkes planı da benzer riskler taşıyor. Hamas’ın “savaşın tamamen bitmesi” ve İsrail’in “tam çekilmesi” talepleri ile Netanyahu’nun “Hamas’ı yok etme” hedefi arasındaki uçurum, anlaşmanın ikinci ve üçüncü aşamalarını imkânsız hâle getirebilir. Ayrıca ABD’nin uzun vadeli taahhütlerinin belirsizliği (“Bu bizim savaşımız değil” açıklaması) ve iç siyasi baskılar, ateşkesin kırılganlığını artırıyor.

Kısa vadeli umut, uzun vadeli belirsizlik

Donald Trump’ın ateşkes çabaları, Gazze’deki insani krizi bir süreliğine hafifletebilir. Ancak tarafların temel hedeflerindeki uzlaşmazlık, uluslararası hukuka aykırı planlar ve iç siyasi dinamikler kalıcı bir barış şansını zayıflatıyor.

Trump’ın “barış yapıcı” imajını güçlendirme arzusu, bölgenin gerçeklerinden kopuk görünüyor. Orta Doğu’da gerçek bir çözüm, ancak Filistinlilerin self-determinasyon hakkını tanıyan, uluslararası hukuka uygun ve tarafların temel güvenlik endişelerini dikkate alan kapsamlı bir yaklaşımla mümkün. Aksi takdirde, Gazze bir kez daha geçici ateşkesler ve yeniden alevlenen çatışmalar döngüsüne mahkûm olacak.

Belki de Orta Doğu’da barış, siyasi kariyerler için bir araç olarak görülmekten vazgeçildiğinde gelecek. Trump’ın ikilemi de tam olarak burada yatıyor: Gerçek bir barış mı, yoksa siyasi kariyere devam oyunu mu?

Podcast

19 December 2023
Doç. Dr. Hasan T. Kerimoğlu
Darbeler, İhanetler ve İsyanlar
28:19
0:01

Url kopyalanmıştır...