23 Ocak 2026

Sürgünden zirveye: Karabağ FK’nın Avrupa’da yazdığı kader

2025-2026 sezonu, Karabağ FK için bir futbol hikâyesinden fazlası. Sürgünden doğan bir kulübün, siyasi egemenliğini sahada mühürleyerek Avrupa devlerine meydan okuduğu bu yolculuk; hasretin, direnişin ve kolektif bir gururun zafer öyküsü.

2025-2026 sezonu, Karabağ FK için sadece bir spor takvimi değil, on yıllardır süren bir hasretin ve siyasi egemenliğin sahada mühürlendiği tarihi bir dönemdir. Azerbaycan'ın 2020 Karabağ Savaşı ve ardından 2023 yılında bölgede tam egemenliğini sağlamasıyla başlayan yeni dönem, bugün Şuşa ve Hankendi semalarında dalgalanan bayraklarla siyasi bir istikrara evrildi.

Toprakların yeniden inşası sürerken, Karabağ FK bu "yeni şafağın" en güçlü elçisi olarak Avrupa’nın devlerine karşı gövde gösterisi yapıyor. İşte bu atmosferde başlayan 2025-2026 Şampiyonlar Ligi serüveni, "Atlılar"ın sadece bir mülteci kulübü olmaktan çıkıp, tam bağımsız ve mağrur bir vatanın Avrupa futbolundaki keskin kılıcına dönüşmesinin hikâyesidir.

Gurban Gurbanov ve öğrencilerinin 2025-2026 sezonundaki yürüyüşü, Azerbaycan futbol tarihinin en parlak sayfalarından biri olarak kayıtlara geçiyor. Şampiyonlar Ligi’nin yeni lig formatında devlerle eşleşen Karabağ, rakiplerine "teslim olmaya gelmediklerini" her maçta hissettiriyor. Lizbon’da Benfica’yı 3-2 mağlup ederek Avrupa medyasında manşetlere oturan ekip, sadece savunma yaparak değil, modern ve atak bir futbolla tüm kamuoyunun ilgisini üzerine çekti. Kendi evinde Kopenhag’ı 2-0’la geçen Karabağ, son olarak Ocak 2026’da Eintracht Frankfurt karşısında aldığı 3-2’lik dramatik galibiyetle tüm dünyayı şaşırttı. Chelsea deplasmanında alınan 2-2’lik beraberlik, kulübün artık Avrupa’nın orta ölçekli takımlarından biri değil, her an devleri devirebilecek bir "sistem takımı" olduğunu futbol kamuoyuna ispat etti.

Fakat 21 Ocak 2026 Çarşamba günü Frankfurt’ta farklı bir Azerbaycan rüzgârı esti. Frankfurt'un yoğun baskısıyla başlayan maçta Karabağ’ın disiplinli savunması ve hızlı kontratakları oyunun kaderini belirledi. Skor 2-2'ye geldiğinde herkes maçın berabere biteceğini düşünürken, 90+’da sahneye çıkan Bahlul Mustafazade’nin son vuruşu, Frankfurt stadını sessizliğe boğarken Azerbaycan futbol tarihine altın harflerle yazılan bir galibiyeti ve kırılma anını beraberinde getirdi. Şimdi Şampiyonlar Ligi’nde ilk 24’e kalma mücadelesinde çok büyük bir adım atan bu takımın nasıl buralara gelirken neler yaşadı?

Ağdam’dan sürgüne: Karabağ FK’nın ilk yılları

Karabağ FK, 1951 yılında Azerbaycan'ın kadim şehri Ağdam'da "Mehsul" adıyla kuruldu. İlk yıllarında yerel bir tarım topluluğu kulübü olarak faaliyet gösteren ekip, kısa sürede bölgenin en sevilen takımı hâline geldi ve 1987 yılında bugün gururla taşıdığı "Karabağ" ismini aldı. Maçlarını Ağdam’ın merkezindeki tarihi İmaret Stadyumu’nda oynayan takım, o dönemde sadece bir futbol ekibi değil; Karabağ bölgesinin kültürel kimliğini ve toplumsal neşesini temsil eden en güçlü simgelerden biriydi.

Kurulduğu günden sonra bir süre "Mahsul" adı ile mücadele eden "Karabağ" ilk kez 1966 yılında Azerbaycan SSC Şampiyonası'nda yer aldı. Karabağ, dört yıl üst üste yerel şampiyonaya katıldı. Bu yıllar boyunca en iyi sonucunu 1968 yılında ikinci olarak aldı. Ancak 1968 yılından sonra ilgisizlik ve finansal desteklerin eksikliği nedeniyle uzun süre yerel şampiyonaya katılamadı. 1977 yılında kulüp “Şafak” adı ile tekrar futbola döndü. Şafak, 1982 yılına kadar Ağdam futbolunun tek temsilcisi oldu. 1982 yılından 1987 yılına kadar ise kulüp "Kooperator" adı ile şampiyonalara katıldı. 1988 yılında Azerbaycan, SSCB bünyesinde iken Karabağ; ilk defa Azerbaycan SSC şampiyonu oldu. 1991 yılında SSCB dağıldıktan sonra Azerbaycan'ın ilk kez bağımsız bir ligi yapıldı. 1992-1993'li yıllarda rakiplerini Ağdam'da kabul eden "Karabağ" burada 28 maç yaptı. "Karabağ" Ağdam'da yaptığı son 22 maçta galip geldi. "Karabağ"'ın Ağdam'da yenildiği tek maç SSCB'nin dağılmasından sonraki ilk karşılaşması oldu. 1993 yılında Karabağ Savaşı'nda Karabağ'ın Ermenilerce işgal edilmesinden sonra kulüp Ağdam şehrinden sürgün edildi. Ayrıca kulübün teknik direktörü Allahverdi Bağırov savaşta hayatını kaybetti.

2001 yılında Azerbaycan'da faaliyet gösteren en büyük holdinglerinden biri olan "Azersun" şirketinin takıma sponsor olmasından sonra takımın çehresi değişmeye başladı. Şirketin başkanı Abdulbari Güzel'in doğrudan kişisel yardımıyla takımın maddi sorunları çözüldü. İmkansızlık yüzünden diğer kulüplere gitmiş olan eski Karabağlılar kadroya döndürüldü ve o dönemden kulüp "Karabağ - Azersun" adı ile çıkış yapmaya başladı.

Maddi durumun düzelmesi kulübün saha sonuçlarının da düzelmesini sağladı. 2001 yılında "Karabağ - Azersun" ligde 9. sırada yer alsa da bir sonraki sezonun hazırlık çalışmalarına “şampiyonluk” parolasıyla başlamasını sağladı. Fakat bu dönemde Azerbaycan futbolunda yaşanan kriz nedeniyle ülkede 2002-03 sezonundaki lig durdurulduğu için öne sürülen amaca ulaşmak mümkün olmadı.

Evsizlikten hâkimiyete: Karabağ’ın büyük dönüşü

Azerbaycan futbolundaki kriz sona erdikten sonra, 2003 yılında "Karabağ - Azersun"un yönetim kadrosunda bir takım değişiklikler yapıldı ve Tahir Güzel takımın başkan yardımcılığına atandı. Takımın ligdeki başarısı için tüm imkanlar seferber edildi. Bu çabaların sonucunda 2003-2004 yılı sezonunda "Karabağ" uzun bir aradan sonra yeniden Azerbaycan Premyer Liqası'nı 3. sırada tamamladı. "Karabağ" ın yönetimi 2004-2005 sezonunda İsveç'te yaşayan tecrübeli teknik direktör İgor Ponomaryov takımın başına getirildi. Bundan kısa zaman sonra Azerbaycan'ın çeşitli yaş gruplarına ait bazı futbolcular kadroya dahil edildi. Tahir Güzel'in girişimi ile 2004 yılında takım yeniden Karabağ ismiyle anılmaya başlandı. Ayrıca Tahir Güzel kulüp için yeni logo hazırlattırdı. İngiltere'deki tasarımcılar tarafından hazırlanan bu logoda Karabağ'ın sembolü olan Karabağ atları tasvir edildi. Logo bunun dışında futbola ait çeşitli semboller içeriyordu.

Ağdam’ın işgaliyle başlayan o karanlık dönem, Karabağ FK için sadece bir fiziksel kopuş değil, aynı zamanda bir varoluş sınavıydı. Bakü’de "evsiz" bir takım olarak mücadele ettikleri yıllarda, sahadaki her pas ve atılan her gol, aslında vatan hasretinin bir dışavurumu gibiydi. Ancak kulübün makus talihi, 2008 yılında Gurban Gurbanov’un teknik direktörlük koltuğuna oturmasıyla kökten değişecekti.

Gurbanov yönetimindeki Karabağ, sadece skor odaklı değil, oyun kimliği olan bir takım inşa etmeye başladı. Sabırlı, kısa paslara dayalı ve disiplinli bu yeni tarz, kulübe kısa sürede "Kafkasya’nın Barcelona’sı" lakabını kazandırdı. Taktiksel olarak genellikle 4-2-3-1 dizilişini tercih eden tecrübeli teknik adam, bek oyuncularını hücumun birer parçası yaparak sahayı enlemesine genişletmeyi ve rakip savunmanın dengesini bozmayı hedefleyen bir oyun anlayışını benimsetti. Oyunu domine etmeyi ve rakibi pas trafiğiyle etkisiz hâle getirmeyi temel strateji olarak benimseyen Gurbanov, savunma anlayışında ise top kaybedildiği anda uygulanan agresif ön alan baskısı (gegenpressing), rakibin organize olmasını engellemek adına kritik bir rol oynadı. 2010’lu yıllarla birlikte gelen üst üste şampiyonluklar, Karabağ’ı Azerbaycan futbolunun tartışmasız hâkimi yaptı. Ancak asıl mucize, bu yerel başarının sınırları aşarak Avrupa kupalarına taşınmasıydı.

Avrupa’da bir haykırış: “Biz hâlâ buradayız”

Karabağ FK; Chelsea, Atletico Madrid, Roma ve Leverkusen gibi devlerle aynı sahayı paylaştığında, dünya futbol kamuoyu eşine az rastlanır bir hikâyeye tanıklık ediyordu. 2017 yılında Şampiyonlar Ligi gruplarına kalan ilk Azerbaycan takımı olarak tarihe geçtiklerinde, bu başarı sadece sportif bir zafer değil; bir halkın "biz hâlâ buradayız" haykırışıydı. Artık "Atlılar" (The Horsemen) lakabıyla anılan bu ekip, Avrupa’nın en zorlu deplasmanlarından biri hâline gelmişti.

2025-2026 Şampiyonlar Ligi sezonunda Avrupa devlerine karşı alınan cesur sonuçlar, Gurbanov’un "oyunu çirkinleştirmeden, kendi kimliğini koruyarak kazanma" düsturunun en somut kanıtı olarak karşımıza çıktı. Onun mantelitesinde bireysel yetenekler ancak kolektif futbol zekasına hizmet ettiği sürece değerliydi.

2020 yılında Karabağ topraklarının azat edilmesiyle birlikte, kulübün hikâyesi başladığı yere, yani köklerine dönme umuduyla taçlandı. Yıllarca sürgünde, başı dik bir şekilde temsil ettikleri o topraklar artık özgürdü. Karabağ FK, bugün sadece başarılı bir spor kulübü değil; yıkıntıların arasından filizlenen, pes etmemenin ve küllerinden doğmanın küresel bir simgesi hâline geldi.

Dün İmaret’in tozlu sahalarında top koşturan o yerel ekip, bugün Avrupa’nın elit sahalarında bir ulusun gururunu sırtında taşıyor. Ve biliyoruz ki; bu kulüp için atılan her gol, aslında o kadim şehre, Ağdam’a verilen bir sözün tutulmasıdır.

Podcast

19 December 2023
Doç. Dr. Hasan T. Kerimoğlu
Darbeler, İhanetler ve İsyanlar
28:19
0:01

Url kopyalanmıştır...