Zordur kardeşim çok zordur
Düşün dünyasındaki farklılıklar, toplumun reaksiyonlarına göre tanımlanırlar. Sağ-sol çatışması ne kadar derinse, toplumdaki tasavvurları da o kadar keskin olur. Önyargılar, kalıp yargılar, bu keskin düzlemde varlığını koruyor. Zor olan da bu yargıları kırabilmek, değiştirebilmek.
Zordur mirim ülkemizde sağcı olmak. Şimdi diyeceksiniz ki sağcı, solcu mu kaldı diye. Sen neden bahsediyorsun? Evet kaldı, hiç gitmedi ki. Başka isimlerle veya sessizce bu ayrılık devam etti. Bazen aşırı oldu, bazen ılıman ama devam etti.
Hani sözleşmelerde yazılır. Şirket adı verilir ve parantez içinde “Bundan böyle ŞİRKET diye yazılacak” denir ya, işte bu yazıda sağ veya sol dendiğinde istediğiniz partiyi, düşünceyi o yazılana yükleyebilirsiniz. En iyi üniversitelerde okursun yine cahilsindir. Master yap, doktoranı ver ama eğer yanlışlıkla etrafta “Ben sağcıyım” dersen; önce “Senin gibi aydın birine yakıştıramadım” diye başlarlar, sonra arkandan ne kadar geri kafalı, cahil olduğun konuşulur. Sağ görüşlü etki altındadır. Sağ görüşlü özgür düşünemez. Sağ görüşlü kendine ait fikirleri olan, doğru bir insan değildir.
Oysa solculuk öyle mi?
Zihin dünyaları arasındaki çatışmanın sıfatları
Bir insan okumamış olabilir. İlk okuldan terk veya hiç okumasa bile sağda solda “Ben sol görüşlüyüm” dediği anda aydın olur. Bir anda ışıma gelir ona. Her şeyi anında öğrenir. Dünya siyaseti üzerine 30 kelimelik dağarcığı ile saatlerce konuşur. Eğer ona bilgi vermeye kalkarsan hemen seni cehaletle suçlayabilir.
Mesela solculuğunu ilerletip komünist olduysa süper. Bin kat iyi bir durum. O zaman Nirvana’ya erişmiştir. Bilginin en üst seviyesindedir. Matrix filmi gerçek olur ve tek kelime ile hap yutarak entelektüelliğin en üst seviyesine geçer. Tabii bunları söylerken akıllı telefonuna bakar ve lüks arabasına binerek oradan uzaklaşabilir.
Parayı sağ cenahın düşüncesiyle kazanır, sol cenah ile bilgi satar.
Namaz kılarsın cahil olursun, “Bayramlar iyidir” dersin geri kafalısındır. “Ülkemi severim” dersin, “Türk olmak güzel” dersin, bir anda ırkçı olursun. Ama zılgıt çekersen özgürlük içindir. Odalar dolusu kitap okusan bile fark etmez, eğer okumasan veya okuyamasan bile eline sol bir gazete alıp dolaşan kadar değerin olmaz.
Yıllar evvel birisiyle tanışmıştım. Metafizik konulu bir radyo programında çalışıyordu. Merak ettim ve sordum. “Ben yıllardır metafizikle ilgilenirim. Sen neden bu radyo ve dergidesin?” dedim. “Kolay oluyor. Hatun bulmak için en kolay yol bu” dedi. “Kızlar çok kolay etkileniyor” demişti. Süslü iki söz et, yanında anlaşılması zor gazete veya dergi taşı bir anda âlim olursun.
Büyük gazeteci nasıl olunur?
Sağcı olmak zordur. Hele medyada sağcı olmak daha zordur. Sol düşünceli gazeteci, televizyoncu arkadaşlar 90’lı yıllarda barlarda, meyhanelerde ülke kurtarılmasına destek olurlardı. Ülkemizdeki açlık, işsizlik gibi sorunları zengin mezeli rakı sofralarında veya şaraplar eşliğinde şiir dinletilerinde yaparlardı.
2000 sonrası biraz daha rahat edildi. Yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı sağ görüşlü medyacılar. Bir şekilde bir koltuk kapan sağcı arkadaşlar yıllarca bu sektörde zorluk çeken arkadaşlarını değil, her fırsatta onları aşağılayanları yanlarına doldurdular. En olmadı inancının en önemli yasağı olan kibirlerine yenik düştüler. Kendilerine yalakalık yapan zavallıları yanlarına topladılar.
Büyük gazeteci nasıl olunur peki? Önce çok para isteyeceksin. Çalıştığın kurumu her seferinde kötü görecek aşağılayacaksın. Hele ki her şeye muhalif olursan bir anda büyük gazeteci olabilirsin.
Televizyon programlarına içkisini içmeden çıkmayan gazeteci arkadaşlar; kamera önünde hak, hukuk savaşı verir. Açlık sınırından bahsederken reklam aralarında en pahalı marka içkisinden yudum alır ve sonra sırça köşküne gitmek için televizyonun aracına biner ve arkaya oturup asgari maaş alan ulaştırma görevlisine çemkirerek yarın yazacağı eşitlik, ülkede herkese kötü davranıyorlar, basın özgürlüğü yok, açlık sınırı konulu yazıyı düşünürken Küba purosundan birkaç nefes alır.
Ve ne yazık ki sağ cenahta bulunan koltuğa oturmuş arkadaşlar veya büyükler bu çıkanları kendi televizyonlarında çıksın ister. Gazetelerde “Ah bize köşe yazısı yazsa” diye düşünürler.
Bu düzen hep böyle sürer gider.
O yüzden sağcı olmak zordur. Ağzınla kuş tutsan bir şey olmaz.

Olmak ya da Olmamak - Tiyatro, Hayat ve İnsan
Sanatın 6. dalı tiyatro, sahnede sadece bir oyun sunmuyor aynı zamanda hayatı ve insanı da anlatıyor. Dünyaca ünlü yazar William Sheakspeare’nin “Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu” sözünden ilham aldığımız podcast serimizde; tiyatroyu, alanının uzman isimleriyle konuşuyoruz..

Spor Sohbetleri
"Spor Sohbetleri" ile spor dünyasının nabzını tutmaya hazır mısınız? Her bölümde farklı bir konuyu ele alarak, sporun tarihini, kültürünü ve güncel olaylarını mercek altına alıyoruz. Taktik teknikten ziyade sporun toplumsal etkilerini masaya yatıyoruz. Eğer siz de sporun sadece spor olmadığına inananlardansanız "Spor Sohbetleri" tam size göre.