30 Eylül 2026

Düşünmek rafa mı kalktı?

Yapay zekâ hayatımızı kolaylaştırırken düşünme, sorgulama ve karar verme sorumluluğumuzu da yavaş yavaş devralıyor mu? Teknolojiyle kurduğumuz ilişki, geleceğin en önemli sorusunu gündeme getiriyor: Yapay zekâ gelişirken insan düşünmeyi bırakır mı?

Yapay zekâ hayatımızı kolaylaştırırken, günlük yaşantımızda sorumluluk almaktan kaçınıp düşünme eylemimizi de yavaş yavaş ona mı devrediyoruz?

Teknoloji denilince zihnimizde beliren bilgisayarlar, cep telefonları ve hayatımızı kolaylaştıran tüm elektronik aletler beraberinde internet kavramıyla sosyal medyayı meydana getirdi. Hemen hemen hayatımızın büyük bir bölümünü de ele geçirdi. Ekran bağımlılığı ekran sürelerimizle paralel olarak artıyor. Şimdi ise çok daha farklı bir dönemin eşiğindeyiz: Yapay zekâ.

Hayatlarımıza hızlı bir şekilde giren ve benimsenen yapay zekâ, günümüzde uzak bir geleceğin konusu olmaktan çıktı. Bir fotoğraf düzenlerken, yeni bir şey öğrenirken, dolaptaki malzemelerle ne yemek yapacağımızı düşünürken, yol tarifi alırken, tahlil sonuçlarımızın ne anlama geldiğini doktora danışmadan öğrenmeye çalışırken, sosyal medyada izleyeceğimiz içeriği seçerken, akşamları hangi filmi seyredeceğimize algoritma karar verirken, hatta bazen sadece düşüncelerimizi toparlamaya çalışırken bile yanımızda. Kısacası hayatımızın her alanında.

Değişim bizi nereye götürüyor?

Günden güne gelişen teknoloji hayatımızı kolaylaştırdıkça ondan daha da fazlasını beklemeye başladık. Bir bilgiyi bulmak için saatlerce yapılan araştırmalar, şimdilerde yerini, o bilginin birkaç saniye içinde karşımıza çıkmasını beklemeye bıraktı. Bir problemi kendimiz çözmek yerine çözümünü detaylıca göstermesini, zaman alan işleri hızlıca bizim yerimize yapmasını, bizi tanımasını ve ihtiyaçlarımıza göre öneriler sunmasını, yorulmadan bekletmeden her an yardımcı olmasını, yazı yazmasını, görsel üretmesini, anlamını bilmediğimiz her şeyi bize kolaylıkla öğretmesini istiyoruz.

İşte burada yapay zekâ ile ilgili önemli bir soru ortaya çıkıyor: Teknoloji bize zaman mı kazandırıyor, yoksa düşünme alışkanlığımızı mı değiştiriyor?

Yapay zekânın hayatımızın her alanında önemli fırsatlar sunduğu, hayatı kolaylaştırdığı aşikâr: Öğrenciler için yeni öğrenme yöntemleri, çalışanlar için zaman kazandıran araçlar, araştırmacılar için büyük miktardaki veriyi analiz etme,  doğum günü, tatil gibi tüm özel günleri aile bireylerinden önce planlama, öğretmenler için ders planı hazırlama, öğrencilerin interaktifliklerini geliştirecek etkinlikler sunma, sınav soruları hazırlama, çiftçi için bitkilerdeki hastalıkları tespit etme, sulama ve üretim becerisini geliştirmede yardımcı olma, bir avukat için uzun dava dosyalarını özetleme, belgeler arasında bilgi arama, bir şoför için trafik güzergâhını analiz ederek güzergah belirleme…

Yalnızca ofiste bilgisayar başında çalışanların hayatını değiştirmiyor. Evde yemek yapan bir kadından direksiyon başındaki şoföre, sınıftaki öğretmenden tarlasındaki çiftçiye kadar herkesin hayatına farklı bir kapıdan giriyor.

Oldukça geniş bir yelpaze açıyor bu yönleri ile…

Kolaylıkların getirdiği sorumluluklar neler?

Bir bilgiyi yapay zekâ söylediği için doğru kabul etmek, teknolojiyi kullanmakla teknolojinin kararlarına teslim olmak arasındaki çizgiyi belirsizleştirebiliyor. Düşünme yetisinin devre dışı bırakılması sorgulamayı, doğru bilgiye ulaşılıp ulaşılamadığı tereddütlerini de beraberinde getirebiliyor.

Belki de önümüzdeki yılların en önemli becerisi, yapay zekâyı kullanabilmekten çok ona doğru soruları sorabilmek ve verdiği cevapları sorgulayabilmek olacak. Çünkü teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, son kararı verenin insan olması gerçeği yok sayılamayacak kadar önemli bir konu.

Bugün yapay zekâya “Bunu benim için yap” diyoruz. Yarın belki de daha önemli bir soru soracağız: “Bunu gerçekten benim yapmam gerekiyor mu?” İşte asıl dönüşüm burada başlayacak. Yapay zekânın hayatımıza ne kadar gireceğini artık yalnızca teknoloji şirketleri belirlemeyecek. Bizim kullanım alışkanlıklarımız da bu geleceği şekillendirecek.

Teknoloji kaçınılmaz olabilir. Ama onu nasıl kullanacağımız hâlâ bizim seçimimiz. Belki de geleceğin en büyük meselesi, makinelerin insan gibi düşünmesi değil; insanların düşünmeyi bırakmaması olacak.

Podcast

19 December 2023
Doç. Dr. Hasan T. Kerimoğlu
Darbeler, İhanetler ve İsyanlar
28:19
0:01

Url kopyalanmıştır...