Derbi var, reyting yok: Futbol, izleyicisini mi kaybediyor?
Açık kanalda yayınlanan derbi ve kupa maçları, yüksek beklentiye rağmen dizilerin gerisinde kaldı. Değişen formatlar, maç enflasyonu ve izleme alışkanlıkları futbolu sıradanlaştırırken, reyting tabloları “Futbol televizyonda izleyici mi kaybediyor?” sorusunu yeniden gündeme taşıyor.
Pazartesi akşamı oynanan Galatasaray-Trabzonspor Süper Kupa Yarı Final mücadelesi açık kanalda yayınlanmasına rağmen reyting sıralamasında ikinci sırada yer aldı. 11.22 reyting alan karşılaşma iki sezondur yayında olan Uzak Şehir dizisinin arkasında kaldı. 15.02 reyting alan dizi geçtiğimiz yıl 18.00 reyting alarak;
1- Asmalı Konak: 28.50 reyting - yüzde 81.0 izlenme payı
2- Aşk-ı Memnu: 27.09 reyting - yüzde 67.31 izlenme payı
3- İkinci Bahar: 24.9 reyting - yüzde 51.09 izlenme payı
4- Yaprak Dökümü: 23.62 reyting - yüzde 57.79
5. Kurtlar Vadisi: 23.60 reyting - yüzde 56.60 izlenme payı
ile bu listenin altıncı sırasında yerini aldı. Salı akşamı oynanan Fenerbahçe-Samsunspor mücadelesi reyting sıralamasında ilk sırada yer almasına rağmen 10.75 reyting alarak yine yayıncı kuruluşun beklentilerini karşılayamadı. 2020’li yılların en popüler dizisi karşısında izleyici bulamayan Süper Lig’in son şampiyonu ve bu sezonun üçüncüsü, Süper Lig’in ikincisiyle dördüncüsü "futbolun yerini diziler mi alıyor?" sorusunu akıllara getirdi.
Geçtiğimiz aylarda “Seyir odaklı yayıncılık vs futbol deneyimi” yazımda Türkiye’deki futbol yayıncılığının sorunlarından bahsetmiştim. Fakat bu hafta içeresinde yaşanan durumun teknik yetersizliklerinin dışından alışıla gelmiş düzenin dışına çıkılmasının da etkisi var.
Maç enflasyonu ve değer kaybı
Süper Kupa’nın bu yıl ilk kez uygulanan dörtlü final formatında gerçekleşmiş olması. Geleneksel olarak tek maçla kupanın sahibinin belirlendiği eski sistemin aksine, bu bir "yarı final" karşılaşmalarının oynanması ilginin azalmasına neden oldu. Final mücadelesinin Galatasaray – Fenerbahçe arasında olması ilgiyi yukarıya çekecek olsa da sezonun araya girdiği ve insanların daha çok transferlerle ilgilendiği bu dönemde maçların oynanması ilginin azalmasına neden oldu. Geçtiğimiz yıl Suudi Arabistan’a bu organizasyonun taşınması ve sonrasında yaşanan olaylarında etkisiyle Süper Kupa organizasyonunun marka değerine zarar vermesi; bu yıl ise sponsor firmalarla yapılan anlaşmalar doğrultusunda doğru reklam ve bilet promosyon operasyonunda hem TFF’nin hem de kurumların eksik planla yola çıkması da bu organizasyona olan ilgiyi azalttı. Ayrıca haftanın ilk iş gününde iş şehrinde Passolig uygulamasını en katı şekilde uygulanmasıyla da taraftar stadyumdan uzak tutuldu ve yine taraftar ilgisi aşağıya çekildi. Yine maçların oynatıldığı bölgedeki hava sıcaklıkları da insanların futbola olan ilgisini aşağıya çekti.
Maç enflasyonu yaşadığımız bu günlerde Süper Lig, Avrupa kupaları, major ligler ve kupaları, Türkiye Kupası gibi izleyicinin sürekli futbolun içinde kalması da izleyiciyi yordu. Maçın nadirliği, değerini belirler fakat bu yeni formatlarla derbi maçlarının sayısının artması futbolu sıradanlaştırdı.
Maçların reytingi düşüyor
Türkiye'de futbol, artık bir spor müsabakasından çok bir "tartışma ve gerilim programı" hâline geldi. Asmalı Konak veya Aşk-ı Memnu dönemindeki devasa reytinglerin (yüzde 80'lere varan paylar) arkasında toplumsal bir mutabakat vardı. Bugün Uzak Şehir gibi diziler, futbolun sunamadığı "duygusal tatmini" ve "kesintisiz hikâyeyi" sunuyor. Saha dışı tartışmalar, VAR kararları ve bitmek bilmeyen hakem polemikleri, taraftarı futboldan soğutup daha kontrollü bir gerilim olan dizilere itiyor.
Futbolun reyting kaybetmesinin bir diğer teknik nedeni, izleme alışkanlıklarının değişmesidir. Genç kuşak, maçı televizyondan 90 dakika kesintisiz izlemek yerine, sosyal medyada paylaşılan gol videolarını veya 5 dakikalık YouTube özetlerini tercih ediyor. Açık kanallar, şifreli kanallar ve farklı platformlar arasındaki bölünme, futbolu "ulaşılması zor" bir lüks hâline getirirken, açık kanaldaki diziler "herkes için" olmaya devam ediyor. Ayrıca Türkiye'deki futbol yayını, modern dünyanın (Premier Lig, LA Liga, Bundesliga…) sunduğu “show” unsurlarından hâlâ çok uzakta. Stadyum zeminlerinin kötü görüntüsü, oyunun çok sık durması, kamera açılarının yetersizlik ve stadyumdaki taraftar sayısındaki yetersizlik…
Türkiye'de futbol izleyicisini mi kaybediyor?
Cevap hem evet hem hayır. Futbol "taraftarını" Marmara ve Ege bölgesinde kaybetmiyor. Belli takımların statları hâlâ doluyor, sosyal medya futbolla yıkılıyor. Ancak futbol "televizyon izleyicisini" kaybediyor. Eskiden maç akşamı evde hayat dururken, bugün futbol artık "alternatiflerden sadece biri". Eğer Türk futbolu hem taraftarın hem de yayıncı kuruluşların beklentilerini karşılamak istiyorsa, sadece "skor" üretmeyi değil, "eğlence değeri yüksek bir içerik" üretmeyi hedeflemeli. Aksi takdirde yeşil sahalar, reyting listelerinde Uzak Şehir gibi dizilerin gölgesinde kalmaya mahkûm olacaktır.

Sesler ve Ezgiler
“Sesler ve Ezgiler” adlı podcast serimizde hayatımıza eşlik eden melodiler üzerine sohbet ediyor; müziğin yapısına, türlerine, tarihine, kültürel dinamiklerine değiniyoruz. Müzikologlar, sosyologlar, müzisyenler ile her bölümü şenlendiriyor; müziğin farklı veçhelerine birlikte bakıyoruz. Melodilerin akışında notaların derinliğine iniyoruz.

Darbeler, İhanetler ve İsyanlar
Osmanlı Devleti'nden Türkiye Cumhuriyetine miras kalan darbeci zihniyete odaklanarak tarihi seyir içerisinde meydana gelen darbeleri, ihanetleri ve isyanları Doç. Dr. Hasan Taner Kerimoğlu rehberliğinde değerlendiriyoruz.