}
29 Aralık 2025

İlkay Sipahi: “En büyük ilham kaynağım duygular”

4Yüz ile tanıdığımız müzisyen İlkay Sipahi ile müziğin mutfağından sahneye uzanan yolculuğunu, solo üretim sürecini, yeni albümü “Bizim Hikâyemiz”i ve şarkılarında peşinden gittiği samimiyeti konuştuk.

Sizi tanımayanlar için soralım: Hem bir müzisyen hem bir söz yazarı hem de bir prodüktör olarak, kendi hikâyeniz birkaç cümleyle nasıl özetlersiniz?

Müzik benim için hiçbir zaman tek bir başlıktan ibaret olmadı. Şarkı yazmak, üretmek, sesin ve duygunun peşinden gitmek hep iç içe ilerledi. Zamanla sahnede olanla mutfakta olanı ayırmamayı öğrendim. Bugün geldiğim noktada, hikâyesini bizzat yaşayan ve onu müziğe dönüştüren bir yerde duruyorum.

4Yüz ile başlayan, solo albüm, “Manevra” ve yeniden solo döneme uzanan bir müzik yolculuğunuz var. Bu yıllar içinde müzikal kimliğiniz nasıl evrildi?

4Yüz benim için güçlü bir başlangıçtı; kolektif ruhu, birlikte üretmenin enerjisini orada öğrendim. Solo dönemde ise daha içe dönük, daha kişisel bir anlatıya geçtim. “Manevra”, bu iki dünya arasında bir denge arayışıydı. Bugün geldiğim noktada ise daha sade, daha dürüst ve kendimle daha barışık bir müzik dili kurduğumu hissediyorum.

“‘Bizim Hikâyemiz’ aslında tek bir kişinin değil, hepimizin hikâyesi”
Yeni albümünüz “Bizim Hikâyemiz” ismiyle dinleyicilerle buluştu. Bu albümün genel vizyonu nedir? Dinleyicinize nasıl bir hikâye anlatmak istiyorsunuz?

“Bizim Hikâyemiz” aslında tek bir kişinin değil, hepimizin hikâyesi. Yaşanmışlıklar, yarım kalan cümleler, hatırlanan duygular... Dinleyenin kendi hayatından bir parça bulabileceği bir albüm olsun istedim. Büyük laflardan çok, tanıdık hislerle kurulan bir bağ benim için önemliydi.

Müzikal üretim sürecinizde özellikle “Bizim Hikâyemiz” ve “Yağmur” ile birlikte neler değişti?

Bu albümde kontrol etmeye çalışmaktan çok, akışa izin verdim. Söz ve melodinin aynı anda doğduğu anlar oldu. “Yağmur” özelinde, bazı şarkıların planlanarak değil, hissedilerek geldiğini bir kez daha gördüm. Zorlayan anlar da oldu ama onları zorlamadan kabul etmek üretimi daha gerçek kıldı.

“‘Yağmur’, bir ruh hâlinin kendiliğinden dışa vurumu gibiydi”
“Yağmur”un ortaya çıkış sürecini biraz anlatır mısınız, bu şarkı nasıl yaratıldı?

“Yağmur” gerçekten bir anda geldi. Üzerine düşünülmüş bir fikir değil, bir ruh hâlinin kendiliğinden dışa vurumu gibiydi. O an içimde biriken duyguların kelimelere dökülmesi diyebilirim. Albümdeki rolü de bu yüzden çok özel; sanki albümün kalbinde duran bir parça.

“Yağmur”un geçmişle bugün arasında bir yolculuk sunduğu söyleniyor. Sizin için bu bağ ne ifade ediyor?

Geçmiş, insanın peşini hiç bırakmıyor ama bugünü de şekillendiriyor. “Yağmur” benim için bazı anıları hatırlamak kadar, onları kabullenmekle de ilgili. Dinleyen herkesin kendi geçmişinden bir kapı aralayabileceğini düşünüyorum.

“Dijitalleşme her şeyi hızlandırdı ama aynı zamanda yüzeyselleştirme riski de getirdi”
Müziğe başladığınız dönemden bugüne sektör büyük bir dönüşüm geçirdi. Bu değişim sizi nasıl etkiledi?

Dijitalleşme her şeyi hızlandırdı ama aynı zamanda yüzeyselleştirme riski de getirdi. Ben bu dönüşümde kendi yolumu korumaya çalıştım. Sayılar, algoritmalar elbette önemli ama benim için hâlâ bir şarkının insanda bıraktığı his her şeyden önce geliyor.

Bugün müziğinizi besleyen şeyler neler?

Hayatın kendisi. Yaşadıklarım, izlediklerim, susup içimde tuttuklarım... Tür olarak çok geniş bir yelpazeden besleniyorum ama en büyük ilham kaynağım hâlâ gerçek duygular.

“Bizim Hikâyemiz”den sonra dinleyicileri nasıl bir yolculuk bekliyor?

Bu albüm bir son değil, bir durak gibi. Önümüzdeki dönemde farklı türlere dokunan işler, belki sürpriz iş birlikleri olacak. Ama değişmeyen tek şey; anlatmak istediğim hikâyelerin samimiyeti olacak.

Podcast

19 December 2023
Doç. Dr. Hasan T. Kerimoğlu
Darbeler, İhanetler ve İsyanlar
28:19
0:01

Url kopyalanmıştır...