Pek yakında: Blossoms Shanghai
Wong Kar-wai’nin on yıllık rüyası nihayet Türk izleyicileriyle buluşuyor: Blossoms Shanghai, 26 Şubat’ta MUBI’de. Işığın ustalıkla işlendiği, yitirilen bir zaman dilimine adanmış bu eşsiz serüvene davetlisiniz.
Wong Kar-wai’nin görsel retoriği, her zaman klasik anlatının ötesine geçerek, zamanın içinde asılı kalmış bir rüyayı andırır. Ancak bir yapım var ki bu rüyanın en hacimli, en ince işlenmiş ve belki de en kişisel tezahürü olarak karşımıza çıkıyor. Bu, sadece alışılagelmiş bir eser değil; bir ustanın çocukluk anılarına, derinlerdeki köklerine ve Şanghay’ın kalbine yaptığı görkemli bir eve dönüş hikâyesidir.
90’ların neon ışıklı Şanghay sokaklarından bir yönetmenin titiz zihnine uzanan, on yıllık o büyüleyici yolculuk 2012 yılında, Şanghaylı yazar Jin Yucheng'in kendi ana dili olan Şanghay lehçesinde kaleme aldığı bir romanın yayımlanmasıyla başladı:
Fan Hua (Blossoms)
Kitap, Çin edebiyat dünyasında bir bomba etkisi yarattı; çünkü sadece bir hikâye anlatmıyor, Şanghay’ın 1960’ların naif, çiçek desenli elbiselerinden, 1990’ların neon ışıklı, hırslı ve gürültülü caddelerine kadar uzanan toplumsal hafızasını ilmek ilmek işliyordu. Şanghay burada sadece bir mekân değil; yaşayan, yaşlanan, bazen ağlayan ama her daim şık kalmayı başaran bir başrol oyuncusuydu.
Jin Yucheng, kalemi bir fırça gibi kullanarak bizi şehrin arka mahallelerindeki yemek kokularında, rutubetli apartman dairelerinde ve lüks otellerin kristal avizeleri altında gezintiye çıkarır. Ancak bunu yaparken okuru şaşırtan bir şey yapar ve şehre kendi diliyle, yani Şanghay lehçesiyle şarkı söyletir. Bu dil, sokaktaki satıcının bağırışı, terzinin dikiş dikerken mırıldandığı bir ezgi gibidir.
Romanın merkezinde üç arkadaşın kaderi, iç içe geçmiş ipek iplikler gibi düğümlenir. Ah Bao geçmişin asaletini omuzlarında taşıyan, sessiz ve gözlemci bir kişiliğe sahiptir. Askerî bir aileden gelen Husheng ise düzenin içinde kendi yolunun arayışı içindedir. Hayatın sert rüzgârlarına karşı ayakta kalmaya çalışan kişi ise Xiaojun’dur.
Bu üç karakterin çocukluk masumiyetinden, 90’ların acımasız ticaret dünyasına geçişlerini izlerken; aslında bir ülkenin kabuk değiştirişine, devrimlerin ve paranın insan ruhunda bıraktığı izlere tanıklık ederiz.
Romanın sayfaları arasında gezinirken sıklıkla tekrarlanan bir ifade vardır: "Bu Suo" (Söyleyecek bir şey yok). Bu ifade, Blossoms’ın ruhundaki o derin melankolinin anahtarıdır. Bazı acılar o kadar büyüktür ki kelimeler onları taşıyamaz. Bazı aşklar o kadar imkânsızdır ki susmak, en büyük itiraftır. Wong Kar-wai’nin filmlerindeki o dumanlı bakışlar, bu romanda cümle aralarındaki boşluklarda gizlenir. Karakterler konuşur, güler, yemek yer ama en çok sustukları anlarda kalplerini duyarız.
Blossoms, ismine yaraşır bir şekilde, açan ve kaçınılmaz olarak solan çiçeklerin hikâyesidir. İnsan hayatı, Şanghay’ın o meşhur akşamüstü güneşinin altında bir anlığına parlar ve sonra karanlığa karışır. Jin Yucheng bize şunu fısıldar: “Zaman her şeyi değiştirir ama yaşananların izi daima kalır.”
Wong Kar-wai, 2014 yılında romanın haklarını satın aldığında, aslında kendi geçmişinin peşine düşmüştü. Beş yaşında ailesiyle birlikte Şanghay’dan Hong Kong’a göç eden Wong için bu proje, hiç yaşayamadığı ama hep hayalini kurduğu alternatif hayatına bir geri dönüştü. Wong, romanın içine hapsolmuş o Şanghay ruhunu özgür bırakmak için yaklaşık altı yıl sürecek bir ön hazırlık sürecinin ardından yönetmen koltuğuna oturacaktı. Bu kez bir dizi için:
Blossoms Shanghai
Wong Kar-wai, sinema tarihinin en "yavaş" çalışan yönetmenlerinden biri olarak bilinir. Blossoms uyarlaması için de bu kural değişmedi. Senaryo defalarca yazıldı, karakterlerin geçmişleri derinleştirildi. Yönetmen, 1990’ların Şanghay’ını sadece setlerle değil, objelerle de canlandırmak istedi.
2020 yılında henüz prodüksiyon başlamadan önce Wong, sosyal medya üzerinden bir çağrı yaparak halktan eski radyolar, dikiş makineleri, kıyafetler gibi 1990’lara ait orijinal eşyalar istedi. Kendisi de o döneme ait bir dikiş makinesini sete bağışladı.
Wong, projenin ruhunu korumak için tek bir şart koştu: Başrol oyuncularının hepsi Şanghaylı olmalı ve kendi ana dillerini konuşmalıydı. Bu; Hu Ge, Ma Yili, Tiffany Tang ve Xin Zhilei gibi dev isimlerin bir araya gelmesini sağladı.
Çekimler başladığında, Wong Kar-wai’nin kendine has teknikleri seti bir sanat atölyesine çevirdi. Dizinin çekimi tam üç yıl boyunca sürdü. Modern televizyon dünyasında bir sezon için üç yıl harcamak duyulmamış bir lükstü.
Çoğu dizi bütçe ve verimlilik dengesi için çoklu kamera (multi-cam) sistemi kullanırken, Wong her sahneyi tek bir kamerayla, tıpkı bir film gibi çekti. Bu, her karedeki ışığın ve kadrajın kusursuz bir şekilde kontrol edilmesine olanak verdi.
2000 yılında gösterime giren Crouching Tiger, Hidden Dragon filmiyle tanınan ünlü görüntü yönetmeni Peter Pau ile çalışan Wong, 1990’ların altına hücum dönemini simgelemek için doygun sarılar, derin kırmızılar ve puslu neon ışıkları ve etkileyici yansımalar kullandı. Sahneler, karakterlerin yüzündeki tek bir damla teri veya bir sigara dumanının süzülüşünü bile epik bir ana dönüştürüyordu.
Dizinin hikâyesi, romanın üç temel karakterlerinden biri olan genç Bao’nun (Hu Ge), akıl hocası Amca (Zhu Shaoqiang) yardımıyla bir oportünistten borsa devine dönüşmesini anlatır. Ancak bu sadece bir motivasyon söylemlerine konu olan basit başarı öyküsü değildir. Anlatı, Şanghay’ın Huanghe Yolu üzerindeki restoran rekabetleri ile borsanın acımasız koridorları arasında mekik dokurken, izleyiciyle arka planda hesaplaşır.
Wong Kar-wai, aşkı her zamanki gibi "ulaşılamayan" ve "ertelenen" bir duygu olarak işler. Ah Bao ile Miss Wang, Ling Zi ve Li Li arasındaki gerilim; konuşulmayan kelimeler, bakışmalar ve yağmurlu Şanghay geceleriyle örülür.
Teknik süreçte en radikal karar, dizinin iki versiyon olarak kurgulanmasıydı. Standart Mandarin versiyonu tüm Çin’e hitap ederken, orijinal Şanghay lehçesi versiyonu yapımın kalbi oldu. Bu lehçenin ritmi, hızı ve kendine has esprileri, 90’lar Şanghay’ının o hırslı ve gürültülü ruhunu yansıtan en önemli enstrümandı. Ses tasarımı, özellikle Jacky Cheung’un klasikleri gibi dönemin pop şarkılarıyla birleşerek izleyiciyi duygusal bir zaman yolculuğuna çıkardı.
Aralık 2023
Aralık 2023’te Blossoms Shanghai ile ekranlar ilk kez aydınlandığında, on yıllık o sessiz bekleyiş, bir ulusun kolektif hafızasını yerinden oynatan görkemli bir uyanışa dönüştü. Yapım, yayımlandığı andan itibaren televizyonun sınırlarını yıkarak Şanghay’ın puslu sokaklarına, buharlı mutfaklarına ve insanların aidiyet duygularına çağrıda bulundu.
Wong Kar-wai, modern dünyanın hızlı tüketim çarkına karşı; her karesi bir tablo gibi titizlikle işlenmiş, ışığın her kırılması ve yansımasında bizi hikâyenin derinliklerine geçen 30 bölümlük düşsel bir serüven bırakmıştı. Bu başarı aynı zamanda, salt izlenme rakamlarının çok ötesinde, geçmişin bugüne seslendiği sosyolojik bir rönesansa dönüşecekti.
Diziyle birlikte Şanghay, kendi geçmişini arayan devasa bir turist dalgasıyla çalkalandı. Hikâyenin kalbinin attığı Huanghe Yolu, 90’ların o elektrikli, kaotik ve umut dolu atmosferini yeniden solumak isteyenlerin zaman geçidine dönüştü. Peace Hotel’in koridorlarında geçmişin hayaletleri aranırken; Ah Bao’nun iştahla yediği o mütevazı “Pai Gu Nian Gao” (排骨年糕), bir gecede ulusal bir arzu nesnesine dönüştü. Onlarca yıldır aynı köşede hizmet veren yerel dükkânların önünde saatlerce süren kuyruklar oluştu; bu basit sokak lezzeti, lüks restoranların menülerinde "Blossoms Usulü" etiketiyle yerini aldı. Öyle ki insanlar sipariş verirken; o tabaklarda dumanı tüten hüznü, kayıp bir hikâyeyi ve bir devrin son parıltılarını tadıyorlardı.
Belki de en büyük devrim, kentin kulaklarda yankılanan Şanghay lehçesinde saklıydı. Wong’un "tüm karakterler kendi ana dillerini konuşmalı" kararı; standart Mandarin’in tekdüzeliğinde kaybolan bir kimliği yeniden canlandırdı. Şanghay lehçesi, artık tozlu raflarda kalan bir ata mirası değil; genç nesillerin dilinde parlayan, yaşayan ve havalı bir kimliğe dönüştü. Sokaktaki satıcıların nidasından, yağmur altındaki aşıkların fısıltısına kadar her kelime, şehrin gerçek ruhunu betimleyen kusursuz birer enstrümana evrildi.
Jin Yucheng’in satırlarında filizlenen bu hikâye, Wong Kar-wai’nin vizörüyle ışıkla yazılan bir şiire dönüştü. Geride ise bir başarı hikâyesi yerine, cevabı ağır bir soru kaldı ve Wong Kar-wai, devasa gökdelenlerin gölgesinde sürüklenen izleyiciye sordu: "Zirveye tırmanırken, ruhumuzun hangi parçalarını o neon ışıklı dar sokaklarda feda ettik?"
Kaynakça
Tencent Video Production Notes. “The Craft of Blossoms Shanghai: Visual and Linguistic Aesthetics”. Tencent Media Group, 2023.
Wong Kar-wai. "On the Making of Blossoms Shanghai: A Return to My Roots". The Hollywood Reporter, 2024.
Clarence Tsui. "Wong Kar-wai’s Television Debut: A Cinematic Longing". South China Morning Post, 2024.
Shanghai Film Group. “Production Report on the Historical Accuracy of Huanghe Road Sets”. 2023.
Jin Yucheng. “Blossoms (Fan Hua)”. Shanghai Literature and Art Publishing House, 2012.

Sesler ve Ezgiler
“Sesler ve Ezgiler” adlı podcast serimizde hayatımıza eşlik eden melodiler üzerine sohbet ediyor; müziğin yapısına, türlerine, tarihine, kültürel dinamiklerine değiniyoruz. Müzikologlar, sosyologlar, müzisyenler ile her bölümü şenlendiriyor; müziğin farklı veçhelerine birlikte bakıyoruz. Melodilerin akışında notaların derinliğine iniyoruz.

Darbeler, İhanetler ve İsyanlar
Osmanlı Devleti'nden Türkiye Cumhuriyetine miras kalan darbeci zihniyete odaklanarak tarihi seyir içerisinde meydana gelen darbeleri, ihanetleri ve isyanları Doç. Dr. Hasan Taner Kerimoğlu rehberliğinde değerlendiriyoruz.