Geçmişin hazinesi dijital dünyada
Türkiye, 784 bini aşkın yazma eser envanterini dijital ortama taşıyarak küresel çapta dev bir kültür köprüsü kuruyor. TÜYEK'in tüm dünyaya ücretsiz açtığı bu eşsiz arşiv, yüzyıllık bilgeliği ekranlarımıza getirip insanlığın ortak hafızasını geleceğe güvenle aktarıyor.
Toplumların kuşaktan kuşağa devrettiği zengin kültürel birikim, geçmişten bugüne taşınan yazılı eserlerde saklanıyor. Yüzyıllar boyunca elden ele, kuşaktan kuşağa aktarılan bu hazineler, şimdi yepyeni bir boyuta taşınıyor. Eskiden yalnızca dar bir araştırmacı çevresinin tozlu raflar arasında ulaşabildiği nadide sayfalar, artık ekranlarımızın ucuna kadar geliyor. Bu dönüşüm, tarihin sesini bugünün hızıyla buluşturuyor.
Bu alanda Türkiye, elindeki devasa birikimle dünyada çok özel bir konumda duruyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı (TÜYEK), yürüttüğü titiz çalışmalarla bu büyük mirası koruma altına alıyor. Ülke genelindeki kütüphanelerden toplanan, sayıları 784 bini aşan yazma ve nadir matbu eser, ülkemizi küresel çapta en büyük arşive sahip merkezlerden biri yapıyor. Bu dev envanter, kültürel köklerimizin ne kadar derine indiğini kanıtlıyor.
Söz konusu devasa birikim, "portal.yek.gov.tr" adresi üzerinden tüm dünyaya açılıyor. En son eklenen parçalarla birlikte bu portal, araştırmacılar için uçsuz bucaksız bir okyanusa dönüşüyor. Geçmişin bilgeliğini günümüz teknolojisiyle harmanlayan sistem, kültürel mirasın küresel ölçekte erişilebilir olmasını sağlıyor. İnsanlık tarihinin ortak hafızası, böylece dijital dünyanın güvenli kodlarında varlığını sürdürüyor.
Yeni yazmalar koleksiyonu ile büyüyen hazine
TÜYEK’in hayata geçirdiği en heyecan verici adımların başında "Yeni Yazmalar Koleksiyonu" geliyor. Kurumun özenle satın alıp kataloglama işlemlerini bitirdiği 6388 yeni yazma eser, tek bir tıkla bilim dünyasının karşısına çıkıyor. TÜYEK Başkanı Coşkun Yılmaz; “Yazma eserlere herkesin istediği zaman ulaşması için bu eserlerin dijitalleşmesi gerekiyor. Ayrıca dijitalleşme herhangi bir afete karşı muhtevanın ve görselliğin korunması anlamına da geliyor. Diğer taraftan eserlerin yıpranma oranını da büyük ölçüde azaltıyor ve normal şartlarda ulaşılamayacak eserlere çok kolay ulaşılabiliyor. Bu anlamda örnek bir yazma eser portalımız var" diyor ve portalda yer alan bu koleksiyonun ilim, kültür ve düşünce hayatımıza çok ciddi bir katkı sağlayacağının altını çiziyor. Gerçekten de bu yeni adım, geçmişi aydınlatma yolunda devasa bir fener işlevi görüyor.
Sisteme yüklenen bu yeni eserler, içeriğindeki çeşitlilikle insanı büyülüyor. Koleksiyonun içinde İslami ilimler başta olmak üzere (Hanefi fıkhı, feraiz, fetvalar, akaid, kelam, tasavvuf, tefsir, hadis, Kur’an tecvidine ilişkin eserler) edebiyat (divanlar, şiir mecmuaları, münşeat derlemeleri), felsefe, mantık gibi beşerî ilimler ve tarih alanında dev kaynaklar bulunurken; matematik, botanik, astronomi ve tıp gibi pozitif bilimlere dair de çok değerli metinler yer alıyor. Anadolu Selçuklu döneminden başlayıp 19. yüzyıla kadar uzanan geniş bir tarihsel yelpazeyi kapsayan bu seçki, toplamda 51 farklı dilde eseri barındırıyor. Tarihin sıfır noktasından bugüne uzanan ilim yolculuğu, sayfalar arasında tüm canlılığıyla duruyor.
Araştırmacıya sunulan sınırsız olanaklar
Portalın sunduğu teknik imkânlar ve kolaylıklar, dünya standartlarının zirvesinde yer alıyor. Şu an sistemde 640 bine yakın eserin künye bilgisine ve 483 bini aşkın yazmanın doğrudan dijital görüntüsüne ulaşılabiliyor. Üstelik bu hizmet, yerli ve yabancı tüm araştırmacılara tamamen ücretsiz sunuluyor. Sistem, yerli akademisyenlere 5000 varağa kadar yüksek çözünürlüklü orijinal kopyayı bedelsiz talep etme hakkı tanıyor. Türkçe, Arapça ve İngilizce dil seçenekleriyle çalışan ara yüz, kırk farklı başlıkta detaylı arama yapma özgürlüğü veriyor.
Bu yenilikçi ve kapsayıcı yaklaşım, tüm dünyadan muazzam bir ilgi görüyor. Öyle ki portalı ziyaret edenlerin sayısı bir milyonu aşarken, sayfa görüntüleme rakamları on üç milyon gibi rekor seviyelere ulaşıyor. İstanbul’un yanı sıra Kayseri, Bursa, Edirne, Adana, Şam, Mekke, Kahire, Trablusşam, Mısır, Kırım ve Midilli gibi çok çeşitli istinsah merkezlerinden günümüze ulaşan yazma eserler tek bir koleksiyonda buluşuyor. Kadi Beyzâvî’nin Envâru’t-Tenzîl adlı tefsiri, Diyarbakırlı Mehmed Said Paşa’nın daha önce basılmamış Mi’atü’l-İber adlı eseri ve Hafız Ahmed Paşa Koleksiyonu’ndaki el-Câmi‘u’s-Sahîh nüshası gibi paha biçilemez hazinelerin son derece detaylı katalog kayıtları, sistemin ne kadar incelikli çalıştığını ortaya koyuyor. Sunulan bu eşsiz dijital altyapı sayesinde ilim insanları, kilometrelerce yol katetmeye gerek duymadan ihtiyaç duydukları bilgiye saniyeler içinde erişiyor.
Geleceği inşa eden güçlü miras
Geçmişin birikimini bugüne taşımak, yarına yön vermenin en temel koşullarından biri olarak karşımıza çıkıyor. Yazma eserler; ait oldukları dönemin ruhunu, bilgi birikimini ve toplumsal yapısını içinde saklayan birer zaman kapsülü işlevi üstleniyor. Bu kapsüllerin dijital ortama aktarılması, eserlerin fiziksel olarak yıpranmasının önüne geçerken bilgiyi evrenselleştiriyor. Böylelikle kültürel hazineler, zamanın yıpratıcı etkisinden tamamen kurtuluyor.
Türkiye'nin yazma eserler alanında yürüttüğü bu dijitalleşme seferberliği, bilgi tekelini yıkıp bilimi herkesin kullanımına açıyor. Kitapların dar ve kapalı mekânlardan çıkıp dünyanın her köşesindeki bir ekrana yansıması, muazzam bir kültürel devrimi simgeliyor. Araştırmacılar, öğrenciler ve tarihe merak duyan herkes; bu devasa hazinenin eşit birer ortağı hâline geliyor. Türkiye, kendi geçmişine sahip çıkarken tüm dünyanın kültürel gelişimine büyük bir omuz veriyor.
TÜYEK önderliğinde atılan bu adımlar, ülkemizi yazma eser araştırmalarında rakipsiz bir küresel merkeze dönüştürüyor. Sahip olunan 784 binlik eser envanteri ve milyonlarca dijital görüntü, Türkiye'nin kültürel miras yönetiminde nasıl bir öncü rol oynadığını herkese ilan ediyor. İbn Sînâ'nın tıp notlarından Fuzûlî'nin dizelerine kadar her bir satır, dijital çağın sunduğu olanaklarla sonsuzluğa kazanılıyor. Bize düşen görev ise bu eşsiz arşivi daha çok okumak, anlamak ve ondan aldığımız ilhamla daha parlak bir gelecek inşa etmek oluyor.

Olmak ya da Olmamak - Tiyatro, Hayat ve İnsan
Sanatın 6. dalı tiyatro, sahnede sadece bir oyun sunmuyor aynı zamanda hayatı ve insanı da anlatıyor. Dünyaca ünlü yazar William Sheakspeare’nin “Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu” sözünden ilham aldığımız podcast serimizde; tiyatroyu, alanının uzman isimleriyle konuşuyoruz..

Spor Sohbetleri
"Spor Sohbetleri" ile spor dünyasının nabzını tutmaya hazır mısınız? Her bölümde farklı bir konuyu ele alarak, sporun tarihini, kültürünü ve güncel olaylarını mercek altına alıyoruz. Taktik teknikten ziyade sporun toplumsal etkilerini masaya yatıyoruz. Eğer siz de sporun sadece spor olmadığına inananlardansanız "Spor Sohbetleri" tam size göre.