İkinci Abdülhamid'in hal’i
Yılmaz Öztuna, 27 Nisan 1988’de Tercüman’daki yazısında, 1909’da II. Abdülhamid’in hal’ini; uzun iktidarı, Hareket Ordusu tartışmaları ve İttihad ve Terakki’nin rolü üzerinden, Osmanlı’nın kırılma anlarından biri olarak yorumlamıştı.
Nisan 1909 günü, bundan 79 yıl önce, halkımızın Sultan Hamid dediği İkinci Abdülhamid, tahttan indirildi. Türkiye tarihinin dönüm noktalarından biridir.
İkinci Abdülhamid 67 yaşında idi. Tam 32 yıl, 7 ay, 27 gündür hem hakan hem halife olarak tahtta idi. Son 300 yılda Türkiye devlet başkanlığında en uzun müddet kalan kişidir. Üstelik Devlet'i otuz buçuk yıl şahsen yönetmiş, parlamento ile başlayan saltanatı, parlamento ile sona ermiştir.
Osmanoğulları'nın ordu hakkında değişmez bir prensipleri vardır: Askeri, iç politikada kullanmazlar. Bir Osmanlı hükümdarı için asker, savunma, asayiş ve fütuhat gibi üç gayenin dışında kullanılamaz. Atalarından bu terbiyeyi almıştır.
Hareket Ordusu denen, Üçüncü Ordu'dan çok küçük birlikler dışında Balkanlı çapulcu ve çetelerden oluşan kuvveti vurmak için ayaklarına kapanarak izin isteyen Birinci Ordu generallerine Sultan Hamid "Gidiniz” dedi, “bu yaştan sonra Müslüman'ı Müslüman'a kırdıramam." Ama birçok tarihçi, Hareket Ordusu'ndaki elemanların çoğunluğunun Türk düşmanı Hristiyan Balkanlılar olduğunu yazıyor!
Nitekim ayni feci kompozisyon, İkinci Abdülhamid'e hal'i (tahttan indirilmesi) tebliğinde bulunan 4 kişilik heyette de görülür: Bir Hristiyan, bir Musevi, iki de Müslüman ama biri Arnavut, biri Gürcü. Tek Türk yok! Eski Ermeni komitecisi olarak çok Türk kanı akıttıktan sonra Meşrutiyet'te (taçlı demokrasi) senatör olan Aram Efendi... Çok değil, üç yıl sonra, Arnavutluk istiklali için Türk subaylarını sırtlarından kurşunlatan Draç Milletvekili Jandarma tümgenerali Esad Toptání Paşa, Mütareke'de işgal kuvvetleri ile iş birliği yapan Koramiral Senatör Arif Hikmet Paşa ve Selanik Milletvekili Emanuel Karaso Efendi... İtalyan ajanı, Libya'nın İtalya tarafından yutulmasında iki yıl sonra rol oynayan bir Yahudi...
Ermeni ve Yahudi'nin öcü Sultan Hamid'den alınmıştı. Doğu Anadolu'da Ermeni ve Filistin'de İsrail devleti kurdurmaz mıydı? İşte akıbeti böyle olurdu!
Bu mekanizmaya, tecrübesiz gençler sürüsü olan İttihad ve Terakki âlet oldu. Millî Meclis'i tehdid ederek hal' (tahttan indirme) kararı alan Meclis ikinci reisi Tal'at Bey... Ünlü Türk milliyetçisi Tal'at Paşa... Evet ama, milliyetçilik akılla kullanılırsa milletin işine yarar. Akılsız milliyetçinin millete hizmeti ne olsa gerektir?
31 Mart ile Sultan Hamid'in hiçbir alakasının olmadığını söyleyen Tal'at Bey, buna rağmen, dini de âlet etti, ne pahasına olursa olsun 33 yıllık bir hükümdardan kurtulmak istiyordu. Hal' fetvâsı yazmayan fetvâ emînini azarlayıp bir yobaz bulup yazdırdı. Efendim, Sultan Abdülhamid, din kitaplarını yaktırmış, dinden sapıtmış (dinden sapıtma, Osmanlı töresinde halifelik tahtından düşmeyi gerektirir). Düşünün sayın okuyucularım, Sultan Abdülhamid ve dinden sapıtma!.. Bu millet, ne maskaralıklara şahit oldu...
İttihad ve Terakki partisinin -bu sıfatı taşımayan, fakat bu görevi fiilen ifa eden- genel başkanı Tal'at Bey, haydi 1909'da devlet umûru görmemiş bir cahildi…
Ya Yıldız Sarayı'ndaki on milyonlarca altın değerindeki millet hazinelerini Balkanlılar'a yağma ettiren Orgeneral Mahmud Şevket Paşa? Kimse onu cehaletle itham edemezdi. Bitirilebilecek bütün en yüksek okulları bitirmiş, öğrenilecek bütün Doğu ve Batı dillerini öğrenmiş, Sultan Hamid'e düzinelerce jurnal vermiş bir kurmay...
Efendim, cehalet, ilim sahibi olmanın zıddıdır. Ama başka mefhumların da zıddıdır. Bu mânâda Mahmud Şevket Paşa, cehalet içinde yüzüyordu. Ancak fiilen iktidarın başına geçip sadrâzam (başbakan) olduğu zaman ayılacaktır. Devleti savunmak, dağıtmamak için gecesini gündüzüne katan patetik bir çaba gösterecektir ama... Bâde harabi'l-Basra... Bu derecede başına başına vurulan bir devlet nasıl ayakta durabilirdi?
Sultan Abdülhamid'in, birkaç yüz milyon altın tutarında bütün topraklarına ve servetine el konulup çoğu çarçur edildi. Hanedan, devlete ve hükûmete muhtaç durumda bırakıldı. Hangi esrarlı kuvvetler, Osmanoğulları'ndan, fakat gerçekte Türk'ten kaç asırlık intikamlarını almışlardı?...

Spor Sohbetleri
"Spor Sohbetleri" ile spor dünyasının nabzını tutmaya hazır mısınız? Her bölümde farklı bir konuyu ele alarak, sporun tarihini, kültürünü ve güncel olaylarını mercek altına alıyoruz. Taktik teknikten ziyade sporun toplumsal etkilerini masaya yatıyoruz. Eğer siz de sporun sadece spor olmadığına inananlardansanız "Spor Sohbetleri" tam size göre.

Sesler ve Ezgiler
“Sesler ve Ezgiler” adlı podcast serimizde hayatımıza eşlik eden melodiler üzerine sohbet ediyor; müziğin yapısına, türlerine, tarihine, kültürel dinamiklerine değiniyoruz. Müzikologlar, sosyologlar, müzisyenler ile her bölümü şenlendiriyor; müziğin farklı veçhelerine birlikte bakıyoruz. Melodilerin akışında notaların derinliğine iniyoruz.