Tercüman Gazetesi Arşivi: 31 Ağustos 1972
28 Ağustos 2025

Büyük kumandanlar

Tarık Buğra, 31 Ağustos 1972’de Tercüman’daki köşe yazısında “ideolojiler çağında” orduların artık milleti ve millî iradeyi koruma gibi yeni ve modern bir göreve sahip olduğunu savunuyor; büyük kumandanlık vasfının devleti ihtiraslardan ve darbelerden korumak olduğunu belirtiyor.

Askerliği ortaya çıkaran ve varlığını teşkil eden sebep şüphesiz ki savaştır. Bu yüzden de yüzyıllar boyunca “büyük kumandanlık” vasıfları savaş ile sınırlandırılmış ancak o çerçevede düşünülmüştür. Fakat bir “ideolojiler çağı” başladı ve ordular ikinci bir ana görev yüklendiler. Bu da büyük kumandanlık için yeni yeni şartların doğmasına sebep oldu. Bunu hâlâ anlayamayan ordular ve ülkeler var:

Devlet denilen şey artık sadece en üstün kuvvetin malı değildir. İnsanlar artık onun sadece uyruğu değil sahibidir. Fakat devlet, ihtiraslara hâlâ hatta her çağdakinden daha çok açıktır: İhtiraslar ve iddialar onu asıl şimdi tehdit etmektedir.

“Büyük kumandanlık” vasıflarının başına da işte bu yüzden bu idrak geçmiştir: Devleti asıl sahibinden kapmak ve milleti darbelerin, kavgaların “ödülü” hâline düşürmek hedefini güden oyunları idrak!

Bu modern büyük komutanlık vasfı bütün rütbelere açıktır ve bütün rütbeler tarafından hak edilebilir. Ne çare ki bütün sınıflarda olduğu gibi, liyakat istisnaları bu konuda da mevcuttur; bu acı, bu üzücü istisnaları bu büyük millet bile gördü. Onlar, hakiki bir “Büyük Kumandan” olan Sayın ve Değerli Orgeneral Tağmaç’ımızın emeklilik töreni dolayısıyla yayımlanan mesajlarda acıyla anıldı.

Aynı görende Sayın Tağmaç da Sayın Gürler’le Türk askerine bu modern ve medeni manadaki “Büyük kumandanlık” şart ve imkânlarını, bizzat kendi tutum ve davranışlarıyla olduğu gibi, yaptıkları konuşmalarla da övülecek bir açıklıkla bir kere daha anlattılar:

Kışlanın talimgâhın o güzel değerleri arasına katılan, millî irada ve millet hâkimiyeti bekçiliği… Bu üstün idrak ve asil şerefleri savaş alanlarındaki ihanetler kadar lekeleyen, politika âletliği, yani milletin tümüyle bir olmayı, milletin bütünü tarafından sevilip sayılıp benimsenmeyi küçük ve saf dışı grupların ihtiraslarına satan gaflet!

Türkiye diğer medeni ve ileri ülkeler gibi, o idrakle taçlanmış, bu sefil gafletle lekelenmemiş bir ordunun sahibidir. Türk ordusunun bütün rütbeleri, çok ezici bir ekseriyetle bu modern ve medenî manadaki “büyük kumandanlık” vasıflarına sahiptir.

Biz yalnız savaşlarda değil, barışta da zaferler kazanılabileceğini tekrar tekrar gösteren ordumuzla övünürüz. Savaş zaferlerinin ancak bu zaferler sayesinde kazanılabileceğini bilen, millet için ve milletin, millî iradenin emrinde olan büyük kumandanların hakkıdır saygı ve sevgi… hem de ana sütü gibi!

Podcast

19 December 2023
Doç. Dr. Hasan T. Kerimoğlu
Darbeler, İhanetler ve İsyanlar
28:19
0:01

Url kopyalanmıştır...