27 Nisan 2026

Déjà vu: Almanya’nın bitmeyen enerji krizi

İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasıyla tetiklenen Üçüncü Körfez Savaşı, Almanya’yı yüksek enerji fiyatları ve ekonomik baskıyla karşı karşıya bıraktı. Vergi indirimleri ve teşviklere rağmen tartışmalar sürerken, kriz Berlin’i daha derin ve kalıcı çözümler aramaya zorluyor.

Üçüncü Körfez Savaşı tüm dünya için ağır sonuçlar doğuruyor ve ülkeler bu süreçteki zorluklara farklı tepkiler veriyor. İran'ın Hürmüz Boğazı'nı bloke etmesinin ardından Almanya bir petrol krizinin pençesine düştü. Almanya, Avrupa'daki en yüksek akaryakıt fiyatlarından bazılarına maruz kaldı. Yüksek vergiler ve bir fiyat tavanı uygulaması olmaması nedeniyle Almanlar; litre başına 2,00 euronun çok üzerinde bir ödeme yapmak zorunda kalıyor. Bu nedenle Alman kamuoyu yaşanan gelişmelerden endişe duyuyor.

Almanya’nın ekonomik durumu ve yüksek enerji fiyatlarıyla mücadelesi

Ekonomik araştırmalar pek iç açıcı değil. Münih merkezli Ifo Enstitüsü, Alman ekonomisinin %90'ının Üçüncü Körfez Savaşı'ndan olumsuz etkilendiğini tahmin ediyor; bu durum Alman kamuoyunda ve siyasetinde tepkilere yol açtı. Küresel enerji krizi ve fırlayan enflasyonla karşı karşıya kalan Almanya, vatandaşları üzerindeki ekonomik baskıyı azaltmaya karar verdi.

  • 1 Mayıs - 30 Haziran 2026 tarihleri arasında Almanya, binek araç akaryakıt fiyatlarındaki vergileri 17 sent oranında indirecek.
  • 30 Haziran 2027 tarihine kadar Alman işverenler, çalışanlarına 1.000 euro tutarında vergisiz bir prim ödeyebilecek.

Her iki önlemin de iç talebi canlandırması ve Alman ekonomisi üzerinde olumlu bir etki yaratması bekleniyor. Ancak bu tedbirler tartışmaları da beraberinde getirdi. Eleştirmenler kartelleşmeden şikâyet ediyor ve dolum istasyonlarının, tıpkı petrol şirketleri ve rafineriler gibi, benzin ve dizel fiyatlarında indirime gitmeyebileceğini savunuyor. Ayrıca muhafazakâr Şansölye Friedrich Merz ve Ekonomi Bakanı Katherina Reiche’nin enerji sektörüyle olası bağlantıları hakkında eleştiriler mevcut.

Petrol krizine olası tepkiler üzerine alman siyasi tartışması

Enflasyon ve ekonomik durgunluktan etkilenen Alman şirketleri, personellerini finansal olarak rahatlatmakta zorlanacaktır. Diğer tedbirler de tartışılmaya devam ediyor. Koalisyon ortağı Sosyal Demokratlar bir "aşırı kâr vergisi" öneriyor.

Önde gelen uzmanlardan ve en önemli resmî ekonomik danışma heyetinin üyesi olan Alman ekonomist Veronika Grimm, Alman otoyollarında genel bir hız sınırı uygulanmasını tavsiye ediyor. Almanya, tamamen gelişmiş ülkeler arasında hız sınırı olmayan tek ülkedir. Grimm’e göre bu adım, insanları durumu ciddiye almaya teşvik edebilir. Küresel Güney ülkeleri tarafından atılan adımlar parlak bir örnek olarak görülebilir: zorunlu uzaktan çalışma ve araç kullanımına yönelik kısıtlamalar; yakıt indirimleri, fiyat tavanları ve aşırı kâr vergisinden daha faydalı olabilir.

Almanya’nın mevcut beklentileri ve Orta Doğu’ya olası bağımlılığı

Kaynaklar açısından Almanya hâlâ güvenli tarafta ancak uzun süreli bir savaşa karşı kayıtsız kalamaz. Petrol ve gaz rezervleri Alman ekonomisini birkaç ay idare edebilir. Orta Doğu ülkeleri Almanya'ya yeterli petrol ve gaz sağlayamazsa, ABD ve diğer tedarikçilerin bu açığı kapatması zaman alacaktır. Almanya büyük ölçüde Orta Doğu'dan gelen petrol ve gaza bağımlı değildir.

Yine de piyasa fiyatları ulaşım, ısınma, üretim ve imalat sektörlerini endişelendiriyor; bu durumun küresel yansımaları olabilir. İran'ın Hürmüz Boğazı'nı bloke etmesinden ve bunun küresel enerji piyasaları üzerindeki etkilerinden birkaç gün sonra, Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) üye devletlerine acil durum petrol rezervlerinin bir kısmını serbest bırakmaları çağrısında bulundu. Bunun üzerine Almanya, uluslararası piyasaları yatıştırmak ve kıtlık korkularını gidermek için yaklaşık 19,51 milyon varil petrolü piyasaya sürdü. Almanya 100 milyon varilin üzerinde rezerve sahip olup 90 gün boyunca dayanabilir. Bu durum göz önüne alındığında, akut bir kıtlık değil ancak yüksek petrol fiyatlarından kaynaklanan bir baskı söz konusudur.

1973 petrol krizi sırasında alınan alman önlemleri

1973 yılında ilk petrol krizi yaşandı. Arap ülkelerinin petrol ihracatını azaltmasıyla fiyatlar fırladı. Amaç, Yom Kippur Savaşı nedeniyle İsrail üzerinde baskı kurmaktı. Resesyon tehlikesi karşısında Batı Almanya kararlılıkla önlemler aldı. Dört pazar günü araç sürmeyi yasaklamaya ve otoyollarda 100 km/s, şehirlerarası yollarda ise 80 km/s hız sınırı getirmeye karar verdi. Bu adımlar Almanlar arasında bir dayanışma sağlasa da başarı daha çok sembolikti; tasarruf ve ekonomik etkiler ise temel düzeyde kaldı. İslam Devrimi ve Birinci Körfez Savaşı nedeniyle yıllarca süren İkinci Petrol Krizi sırasında ise benzer politikalar uygulanmadı.

Görünüm: Déjà vu!

Bu gerçekten bir déjà vu. Geçmişte ağır resesyonlara ve ekonomik koşullara yol açan krizlerle benzerlikler var. Bu deneyim ışığında İran, ne yaptığını ve diğer ülkelere nasıl şantaj yapabileceğini biliyor. Alman hükûmetinin politikasının gerçek etkisi ne olursa olsun, Orta Doğu'daki mevcut duruma kararlı bir şekilde tepki vermelidir. Boşa harcayacak vakit yok. Proaktif bir duruş Alman kamuoyunu rahatlatmaya ve kısıtlamalara hazır olmaya yardımcı olabilir.

Fosil yakıtlar bağımlılıklar ve karşılıklı bağımlılıklar yaratır. Şu anda beklemede olan Üçüncü Körfez Savaşı'nın sonu belirsiz ve muğlak göründüğü için Almanya zamanında hazırlanmalıdır. Yenilenebilir enerji kaynaklarına odaklanmak uzun vadede karşılığını verecektir. Tarih tekerrür etmese de son eğilimler Alman ekonomisinin modernleşmesi ve çeşitlenmesi için son bir uyarı olabilir. Üçüncü Körfez Savaşı, tek bir ülkeye odaklanan bir çatışmanın veya savaşın yayılarak küresel sorunlara yol açabileceğini ve dünya ekonomisini tam teşekküllü bir resesyona sürükleyebileceğini gösteriyor.

Podcast

19 December 2023
Doç. Dr. Hasan T. Kerimoğlu
Darbeler, İhanetler ve İsyanlar
28:19
0:01

Url kopyalanmıştır...