03 Temmuz 2026

Avrupa’da aşırı sıcaklar: Türkiye için uzmanlardan uyarı

Avrupa'da termometreler 40 dereceyi aşarken, can kayıpları da artıyor. Bilim insanlarının dikkat çektiği "ısı kubbesi" (heat dome) bu sıcaklıkları nasıl tetikliyor? Türkiye için benzer bir risk var mı? Uzmanlar, aşırı sıcakların nedenlerini ve Türkiye için olası senaryoları anlattı.

Avrupa yaz mevsiminin henüz başlarında, son yılların en yıkıcı sıcak hava dalgalarından biriyle mücadele ediyor. Haziran ayının son günlerinden bu yana İspanya, Fransa, İtalya, Portekiz, Almanya ve Balkanlar başta olmak üzere kıtanın geniş bir bölümünde termometreler 40 derecenin üzerine çıktı. Kavurucu sıcaklar yalnızca günlük yaşamı değil, sağlık sistemlerini, ulaşımı, enerji altyapısını ve tarımı da zorladı. Bilim insanları ise yaşananların sıradan bir yaz sıcaklığı olmadığını, Avrupa'nın giderek daha sık karşılaşacağı yeni bir iklim gerçeğinin habercisi olduğunu söylüyor.

Sıcak hava dalgasının bilançosu da her geçen gün ağırlaşıyor. Fransa'da yetkililer, aşırı sıcaklarla bağlantılı yaklaşık 1000 "fazladan ölüm" tespit edildiğini ve sayının artabileceğini açıkladı. Avrupa genelinde ise sıcak hava dalgasına bağlı can kaybının 1300'ü aştığı bildiriliyor. En büyük risk grubunu yaşlılar, kronik hastalar ve açık alanda çalışanlar oluştururken, birçok ülkede hastanelerin acil servislerinde sıcak çarpması ve sıvı kaybına bağlı başvurularda belirgin artış yaşandı.

Aşırı sıcaklar beraberinde orman yangınlarını, kuraklığı ve altyapı sorunlarını da getirdi. Fransa ve Almanya'da demiryolu seferleri yüksek sıcaklık nedeniyle aksarken, Macaristan'da nehir sularının ısınması nedeniyle nükleer santralde elektrik üretimi azaltıldı. İtalya'da Po Nehri'nde su seviyesinin düşmesi tarımsal üretimi tehdit ederken, birçok ülkede orman yangını riski en yüksek seviyeye çıkarıldı. Dünya Meteoroloji Örgütü, Avrupa'da kırılan sıcaklık rekorlarının iklim değişikliğinin etkilerini giderek daha görünür hâle getirdiğini ve bu tür olayların artık istisna değil, daha sık yaşanacak bir gerçek olduğunu vurguluyor.

Avrupa'da yaşanan bu tablo, gözleri Türkiye'ye çevirdi. Benzer bir sıcak hava dalgası Türkiye'yi de etkileyebilir mi? Uzmanlara göre bu sorunun yanıtı yalnızca önümüzdeki birkaç günü değil, iklim değişikliğiyle birlikte giderek daha sıcak hâle gelen geleceği de ilgilendiriyor. Peki Avrupa'yı kavuran sıcakların arkasında hangi meteorolojik mekanizmalar var? Küresel iklim değişikliği ve El Niño gibi iklim salınımları bu süreci nasıl etkiliyor? Bu soruları alanında uzman iki isimle değerlendirdik.

“Etkinin Kuzey Avrupa'ya bu ölçüde yayılması bugünkü hadiseleri geçmişten farklı kılıyor”

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Başkanı Prof. Dr. Barbaros Gönençgil'e göre, Avrupa'yı etkisi altına alan sıcak hava dalgasının temelinde kıta üzerinde günlerdir etkisini sürdüren güçlü bir atmosferik sistem bulunuyor. Gönençgil, Fransa, İspanya ve Portekiz üzerinde başlayan, daha sonra Orta Avrupa'ya ve Avrupa'nın geneline yayılan kuvvetli yüksek basınç sırtının iki yanında alçak basınç merkezlerinin konumlandığını, bu atmosferik yapının sıcaklıkları olağanüstü seviyelere taşıdığını belirtiyor. "Yüksek basınç merkezinde hava yeryüzüne doğru hareket eder. Alçalan hava sıkışarak daha da ısınır ve bulut oluşumunu tamamen engelleyerek güneş ışınlarının yeryüzünü daha fazla ısıtmasına yol açar" diyen Gönençgil, bu atmosferik hadisenin her zaman gerçekleştiğini ancak şiddeti ve yoğunluğu arttığında sıcak hava dalgasına dönüştüğünü vurguluyor.

Yaşananları geçmiş yıllardan ayıran en önemli unsurun ise zamanlama ve etki alanı olduğuna dikkat çeken Gönençgil, "Bu yıl bu yoğunlukta daha erken başladı. Ayrıca etkinin Kuzey Avrupa'ya bu ölçüde yayılması da bugünkü hadiseleri geçmişten farklı kılıyor" değerlendirmesinde bulunuyor. Uzman isme göre sıcaklıkların genel ortalamaların en az 5 derece üzerine çıkıp beş gün ve daha uzun süre devam etmesi, artık sıradan bir yaz sıcaklığından değil, meteorolojik anlamda bir sıcak hava dalgasından söz edildiğini gösteriyor.

“Isı kubbesi kavramının iklim bilimindeki yeri yeni”

Son günlerde sıkça kullanılan "ısı kubbesi" ve "atmosferik blokaj" kavramlarının da aslında bu atmosferik yapıyı tarif ettiğini belirten Gönençgil, "Isı kubbesi kavramının iklim bilimindeki yeri yenidir. Aslında belirtilen yüksek basınç adeta bir kubbe gibi yeryüzü üzerine yerleşmekte ve alçalan hava sıkışarak ısındığı için yeryüzünde sıcaklıkları artıracak etki yaratmaktadır" ifadelerini kullanıyor. Atmosferik blokajın ise özellikle yüksek basınç merkezinin hareketinin duraklamasını ifade ettiğini söyleyen Gönençgil, bu durumun yine yüksek basınç sisteminin etkisiyle ortaya çıktığını ve üst atmosferde subtropikal basınç kuşağının kuvvetlenmesiyle geliştiğini aktarıyor.

Kamuoyunda sıcak hava dalgalarının çoğu zaman El Niño ile ilişkilendirildiğini hatırlatan Gönençgil, mevcut Avrupa sıcaklarının doğrudan bununla açıklanamayacağını belirtiyor. "Haziran 2026 itibarıyla Pasifik Okyanusu'nda yeni bir El Niño döngüsü başlamış olsa da etkisinin henüz Avrupa'ya ulaşması beklenmemelidir" diyen Gönençgil'e göre mevcut tabloyu açıklayan temel unsur, Avrupa üzerinde etkili olan atmosferik dolaşım sistemi.

“Bu sistemin Türkiye'yi etkilemesi bekleniyor”

Türkiye açısından da değerlendirmelerde bulunan Gönençgil, Avrupa'yı etkileyen sistemin ülkemize de uzanmasının beklendiğini ancak aynı şiddette bir etkinin öngörülmediğini söylüyor. "Bu sistemin Türkiye'yi etkilemesi bekleniyor olmakla birlikte aynı şiddette olması beklenmemektedir. Ancak içine girdiğimiz sıcak dönemde, önümüzdeki aylarda ülkemizde de görülme ihtimali yüksektir. Özellikle büyük kentlerde, şehir ısı adasının da etkisiyle sonuçları daha fazla riskli olabilir" uyarısında bulunan Gönençgil, özellikle büyükşehirlerde aşırı sıcakların etkisinin daha belirgin hissedilebileceğine dikkat çekiyor.

Son günlerde bazı yayınlarda kullanılan "ejderha sıcakları" ifadesinin ise bilimsel bir karşılığı olmadığını vurgulayan Gönençgil, "Bu kavramın iklim biliminde yeri yoktur. Benzetme yapılmış olsa da bilimsel bir karşılığı yoktur. Eğer 'ejderha' ile ilgili bir benzetme yapılacaksa 'ejderha nefesi' demek daha uygun olur. Ama bu tanımlamaların bilimsel bir karşılığı yoktur" diyerek "ejderha sıcakları" ifadesinin meteorolojik bir terim değil, kamuoyunda kullanılan mecazi bir tanımlama olduğunu belirtiyor.

“Dönemsel sıcaklıklar giderek yükseliyor”

Bu değerlendirmelerin ardından İTÜ Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Toros, Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) verilerinin Türkiye’de uzun yıllara yayılan belirgin bir ısınma eğilimine işaret ettiğini belirtiyor. 249 istasyondan elde edilen ölçümlere göre Türkiye’de 1970–2025 yılları arasındaki ortalama sıcaklık 13,4 °C olarak hesaplanırken, en sıcak yılın 2024 (15,3 °C), en soğuk yılın ise 1992 (11,4 °C) olduğu bildiriliyor.

Türkiye’nin beş eşit zaman diliminde incelendiğini aktaran Toros, dönemsel sıcaklıkların giderek yükseldiğini vurguluyor: “1970–1980 yılları arasında ortalama sıcaklık 12,7 °C, 1981–1991 yılları arasında 12,7 °C, 1992–2002 yılları arasında 13,1 °C, 2003–2013 yılları arasında 13,6 °C ve 2014–2025 yılları arasında 14,4 °C olarak hesaplanmıştır.” Toros’a göre son dönem, ilk dönemlere kıyasla yaklaşık 1,7 °C daha sıcak.

MGM’nin doğrusal eğilim analizine de değinen Toros, Türkiye’de ortalama sıcaklığın yılda yaklaşık 0,04 °C arttığını belirtiyor: “Bu artış on yılda yaklaşık 0,4 °C’ye, 55 yıllık dönemde ise yaklaşık 2,2 °C’lik bir ısınma eğilimine karşılık gelmektedir.” Uzman, bu artışın yalnızca sıcaklık değil, iklim yapısında da değişime işaret ettiğini belirterek sıcak hava dalgalarının daha sık ve uzun süreli hâle geldiğini, tropikal gece sayılarının arttığını ve kuraklık riskinin yükseldiğini ifade ediyor.

Toros ayrıca sıcaklığın her 1 °C artmasının atmosferin yaklaşık %7 daha fazla su buharı tutmasına yol açtığını, bunun da buharlaşmayı ve kuraklık riskini artırdığını vurguluyor. Türkiye’nin artık farklı bir iklim rejimine girdiğini belirten Toros, “2014–2025 dönemindeki ortalama sıcaklık 14,4 °C ile Türkiye’nin 1970’lerin iklim şartlarından belirgin şekilde ayrıştığını göstermektedir” diyor. Sıcak hava dalgalarının en çok yaşlılar, çocuklar ve kronik hastalıkları olan bireyleri etkilediğini belirten Toros, uluslararası sağlık otoritelerinin (WHO, WMO, CDC, ECDC) önerilerini hatırlatıyor.

“Alkol ile aşırı şekerli içeceklerden kaçınılmalıdır”

Toros, sıcak hava koşullarında alınması gereken önlemleri şöyle sıralıyor: “Günün en sıcak saatleri olan 11.00–17.00 arasında dışarıda bulunma süresi sınırlandırılmalı, susama hissi beklenmeden düzenli su tüketilmeli ve alkol ile aşırı şekerli içeceklerden kaçınılmalıdır.” Yaşlı bireylerde susama hissinin zayıf olabileceğini vurgulayan Toros, sıvı alımının özellikle takip edilmesi gerektiğini belirtiyor. “Yaşam alanlarında gölgeli ve serin ortamlar tercih edilmeli, iç mekân sıcaklığı 24–26 °C aralığında tutulmalı ve beton ile asfaltın oluşturduğu şehir ısı adası etkisine karşı yeşil alanlar artırılmalıdır.”

Risk gruplarına ilişkin uyarılarını sürdüren Toros, kronik hastalığı olan kişilerin daha dikkatli olması gerektiğini ifade ediyor: “Kalp-damar, diyabet ve solunum hastalığı olan bireyler daha dikkatli olmalı, düzenli ilaç kullananlar doktor önerilerine uymalı ve yalnız yaşayan yaşlılar yakınları tarafından düzenli olarak kontrol edilmelidir.” Çocuklara yönelik önlemlere de Toros, “Çocuklar araç içinde kesinlikle yalnız bırakılmamalı, oyun saatleri günün serin zamanlarına kaydırılmalı ve emzirilen bebeklerde emzirme sıklığı artırılabilir” sözleriyle değiniyor. Acil durum belirtilerine dikkat çeken Toros, son olarak şu uyarıda bulunuyor: “Vücut sıcaklığının 40 °C’yi aşması, bilinç bulanıklığı, bayılma, hızlı nabız, solunum güçlüğü ve nöbet gibi durumlarda vakit kaybetmeden tıbbi yardım alınmalıdır.”

Son günlerde Avrupa’da yaşanan tablo, artık “istisnai sıcak hava dalgası” ifadesinin tek başına yeterli olmadığını gösteriyor. Uzmanlara göre bu durum, daha geniş bir ısınma eğiliminin parçası olarak değerlendiriliyor ve benzer olayların önümüzdeki yıllarda daha sık yaşanabileceğine işaret ediliyor.

Türkiye açısından da Avrupa’daki bu sistemin etkilerinin hissedilme ihtimali bulunuyor. Özellikle büyük şehirlerde şehir ısı adası etkisiyle birlikte sıcaklığın günlük yaşam üzerindeki baskısının artabileceği belirtiliyor. Bu da konunun yalnızca hava durumu değil, doğrudan yaşam koşullarını etkileyen bir başlık hâline geldiğini ortaya koyuyor.

Bu nedenle öne çıkan konu, sıcak hava dalgalarına karşı hazırlık ve uyum. Uzmanların dikkat çektiği gibi hem bireysel önlemler hem de şehirlerin bu tür dönemlere daha dayanıklı hâle getirilmesi giderek daha önemli oluyor.

Kaynak:

https://www.mgm.gov.tr/FILES/resmi-istatistikler/parametreAnalizi/2025/1-T%C3%9CRK%C4%B0YE%20ORTALAMA%20SICAKLIK%202025.pdf

Podcast

19 December 2023
Doç. Dr. Hasan T. Kerimoğlu
Darbeler, İhanetler ve İsyanlar
28:19
0:01

Url kopyalanmıştır...