Mizahın sınırları var mıdır?

Haberin Eklenme Tarihi: 8.07.2026 11:51:00 - Güncelleme Tarihi: 8.07.2026 11:53:00

Son zamanlarda stand up; komedi, tiyatro, mizah ve güldürü adı altında insanların kimlik ve kişilikleri, millî ve manevi değerleri ve kutsal bildikleri umdeler alay konusu ve küçümseme öğesi olarak kullanılabiliyor.

İnsan yaratılışı itibariyle sosyal bir varlıktır. Yalnız yaşayamaz. İnsan yalnız başına yaşayamadığı için de daima başka insanlara, varlıklara ve onlarla karşılıklı ilişki kurmaya muhtaçtır. Bu ilişkiler çoğu zaman maddi ve manevi ihtiyaçların karşılanması için kurulur. İnsanların birbirleriyle olan ilişkileri çoğu kez rasyonel temellere ve ihtiyaçlara dayansa da bazı zamanlarda da duygusal gereksinimlere dayanır. İnsan yaşamın zorlukları ve sıkıntılarıyla mücadele ederken ara sıra ferahlamak, dinlenmek ihtiyacı da hisseder. Bu doğal bir ihtiyaçtır. Bu ihtiyacını da yaşıt, arkadaş ve dostlarıyla latifeler yaparak, gülüp söyleyerek karşılar. İşte mizah ve şakalaşma bu türden bir ihtiyaçtır.

İslam’da mizah

Mizah, güldürme ve eğlendirme amacı taşıyan söz veya davranışlar için kullanılan bir deyimdir. Mizah Türkçede “şaka” anlamına gelir. İslami kaynaklarda ise şaka anlamında “hezl”, “lâtife”, “nükte” ve “mizâh” (aslı müzâh) kelimeleri kullanılır.[1] “Hezl”, lafzın hakikî veya mecazi anlamı kastedilmeyen sözler olup[2] şaka yapmak, ciddi söylememek anlamlarında kullanılır. Kendisinden yararlanılamayan her konuşmaya/söze de “hezl” denilir.[3]  İslam dininin ana kaynağı Kur’ân-ı Kerîm’in Târık Suresi’nde geçen bir ayetinde “hezl” kelimesi mizah, yani şaka anlamında kullanılır. Bu ayette Hz. Muhammed’e (s.a.s.) indirilen Kur’ân’dan bahsedilmiş, onun asla şaka bir söz olmayıp doğru ile yanlışı ayıran bir söz olduğu belirtilir: “Dönüş sahibi olan (yağmur yağdıran) göğe, (nebat ile) yarılan yere yemin ederim ki Kur'ân, (hak ile bâtılı) ayıran bir sözdür. O, asla bir şaka değildir.” [4]

Ehl-i Sünnet kelâmının öncülerinden Ebû Mansûr el-Mâtürîdî (ö. 333/944) söz konusu ayeti tefsir edip açıklarken, Kur’ân’ın vâdı vaîdden/mükâfatı cezâdan, helali haramdan, hakkı bâtıldan ayırt eden, her şeyi yerli yerince koyan ve birini diğerine karıştırmayan bir söz olduğuna vurgu yapar. Ona göre Kur’ân, asla bir şaka değildir. Mâtürîdî, şaka anlamına gelen “hezl” kelimesini de oyun, eğlence ve bâtıl olarak anlamlandırır. Dolayısıyla Kur’ân oyun, eğlence ve bâtıl bir söz değildir.[5]

Mizahın dinî sınırları

Kur’ân’da eğlence anlamına gelen “lehv” kelimesi de kullanılır, dünya hayatı bir oyun, bir eğlence, bir süs, insanlar arasında karşılıklı bir övünme, çok mal ve çocuk sahibi olma yarışından ibaret olarak nitelendirilir.[6] Kur’ân’da dünya hayatının oyun ve eğlence olarak nitelendirilmesi, ahiret kaygısı taşımadan sırf dünya hayatı ile meşgul olanlara yöneliktir. Zira hayata anlam ve değer katan şeyler, Allah’ın hoşnutluğu ve O’na yakınlaşmayı umarak yapılan iyi ve hayırlı iş ve davranışlardır.[7]

Dinî ve ahlaki konuları içeren kitaplarda mizah ve şakanın meşru olup olmadığı üzerinde durulmuş bu konuda mizah ve şakanın yalana dayanıp dayanmaması esas alınarak iki farklı görüş dillendirilir. İnsanları rahatlatma, hoşça vakit geçirme, gönüllere ferahlık verme, bireyler arasında dostluk, sevgi ve muhabbeti geliştirme gibi fayda ve yararlarını göz önünde bulunduranlar –doğru olan da budur- mizah ve şakalaşmayı meşru kabul ederler. Buradan anlaşılıyor ki yalana dayanan şakalar, insanları, kutsal değerlerini alaya alan, inciten, küçültücü, korkutucu, müstehcen, aşırı güldürücü, ifrata kaçan mizah ve şakalar meşru görülmez, günah ve haram sayılır. Toplumsal birlik ve beraberliği sağlamak için mizahın da bir usulü ve sınırı bulunur ki, bu işi meslek edinenlerin bu ilkelere bağlı kalması kaçınılmaz bir zorunluluktur.

Notlar

[1]   Mustafa Çağrıcı, “Şaka”, İslam’da İnanç, İbadet ve Günlük Yaşayış Ansiklopedisi, (İstanbul: M.Ü. İlahiyat Fakültesi Vakfı Yayınları, 2006), 4/ 1856.

[2]   Şerif Ali b. Muhammed Cürcânî, Kitabü’t- Ta’rîfât (Beyrut: Daru’l-Kutubi’l-İlmiyye, 1416-1995), 257.

[3]   Râgıb el-İsfehânî Ebu’l-Kasım Hüseyin b. Muhammed,  el-Müfredât fî Garibi’l-Kur’ân (İstanbul: Kahraman Yayınları, 1986), 789.

[4]    et-Târık 86/13-14.

[5]   Ebû Mansûr Muhammed b. Muhammed b. Mahmûd el-Mâtürîdî,  Te’vîlâtü’l-Kur’ân Tercümesi,  Çev. Mehmet Erdoğan - Bekir Topaloğlu 2. bs. (İstanbul: Ümraniye Belediye Başkanlığı, 2020), 17/179.

[6]    Hadid 57/20.

[7] Selim Özarslan, “İslam Dini'nin Mizâha Yaklaşımı” Klasik Türk Edebiyatında Gülmece Ve Mizah, İksad Global Yayıncılık, 2022, ss. 5-10.