Dünya Kupası mı, vize kupası mı?

Haberin Eklenme Tarihi: 15.06.2026 11:48:00 - Güncelleme Tarihi: 15.06.2026 11:50:00

Dünya Kupası denildiğinde akla gelen ilk şey, dünyanın dört bir yanından insanların aynı heyecan etrafında buluştuğu küresel bir futbol festivali. FIFA’nın yıllardır pazarladığı hikâye de tam olarak bu. Sınırları aşan, farklı kültürleri bir araya getiren ve futbol aracılığıyla insanları ortak bir deneyimde buluşturan evrensel bir organizasyon. 2026 Dünya Kupası'nın başlamasıyla birlikte sahadaki mücadeleden çok, sınır kapılarındaki mücadele konuşulmaya başlandı.

Bu yıl ABD, Kanada ve Meksika'nın ortak ev sahipliğinde düzenlenen turnuva daha ilk günlerden itibaren vize krizleri, sınır sorgulamaları ve giriş yasaklarıyla gündeme geldi. Taraftarlar, gazeteciler, hakemler, futbolcular ve takım görevlileri farklı gerekçelerle ülkeye alınmadı ya da saatler süren sorgulamalara maruz kaldı. Ortaya çıkan tablo, rahatsız edici bir soruyu yeniden gündeme taşıyor: Dünyanın önemli bir bölümü turnuvaya ulaşamıyorsa buna gerçekten Dünya Kupası diyebilir miyiz?

Top yuvarlak, bürokrasi köşeli!

Turnuva öncesinde en büyük sorunlardan biri taraftarların yaşadığı vize engelleri oldu. Özellikle Afrika, Orta Doğu ve bazı Asya ülkelerinden gelen futbolseverler, bilet satın almış olmalarına rağmen ABD vizesi almakta ciddi zorluklar yaşadı. İngiltere'den bazı taraftarlar daha önce onaylanan ESTA başvurularının son anda iptal edildiğini öne sürerken; Fas, Gana ve çeşitli Afrika ülkelerinden gelen taraftar grupları da yüksek ret oranlarından şikâyet etti. Bazı taraftar organizasyonları, aylar öncesinden yapılan başvuruların hâlâ sonuçlanmadığını duyurdu. Bu durum yalnızca seyahat planlarını değil, Dünya Kupası'nın temel mantığını da sorgulatıyor. Çünkü FIFA yıllardır organizasyonu “herkesin kupası” olarak tanımlıyor. Ancak fiiliyatta herkesin aynı ölçüde erişim şansına sahip olmadığı görülüyor. Bir Alman ya da Kanadalı taraftar için birkaç tıklamayla tamamlanan süreç, bazı ülkelerden gelen futbolseverler için aylar süren bürokratik bir mücadeleye dönüşebiliyor. Özetle turnuva tribünleri, futbol sevgisinden ziyade pasaport gücünün belirleyici olduğu bir niteliğe bürünüyor.

Yeni nesil kast sistemi: “Pasaport rengi”

Vize krizini asıl çarpıcı kılan unsur, olumsuz etkilerin taraftarlarla sınırlı kalmayıp doğrudan turnuva paydaşlarına da yansıması. İran Futbol Federasyonu, Dünya Kupası öncesinde çok sayıda üst düzey yöneticisinin ve teknik ekibinin ABD vizesi alamadığını açıkladı. Oyuncuların büyük kısmına giriş izni verilmesine rağmen federasyon yöneticileri, analiz ekibi üyeleri ve bazı destek personellerinin başvuruları reddedildi. Bunun üzerine İran, planlanan kamp merkezini ABD'den çıkararak Meksika'nın Tijuana kentine taşımak zorunda kaldı. İranlı yetkililer bu uygulamayı “ayrımcı muamele” olarak nitelendirirken, FIFA'dan müdahale talep etti. Fakat şu ana kadar federasyondan somut bir adım gelmedi.

Güney Afrika teknik heyetinin bazı üyeleri evrak ve vize prosedürleri nedeniyle gecikmeler yaşarken, Özbekistan ve Senegal delegasyonları havaalanlarında yoğun güvenlik kontrollerine tabi tutuldu. Küresel futbol organizasyonunun hazırlık süreci, bazı ülkeler için antrenman programlarından çok konsolosluk randevularına bağlı hâle gelmiş durumda. Belki de en dikkat çekici örneklerden biri, Somalili hakem Omar Abdulkadir Artan oldu. Artan, FIFA tarafından Dünya Kupası'nda görev almak üzere seçilmişti. Üstelik bu görevlendirme tarihi bir anlam taşıyordu; Dünya Kupası'nda görev alacak ilk Somalili hakem olacaktı. Miami Havalimanı'na ulaştığında ülkeye girişine izin verilmedi. FIFA tarafından davet edilmiş olmasına rağmen ABD makamları hakemin giriş başvurusunu reddetti. FIFA, ev sahibi ülkelerin göç politikalarına müdahale edemeyeceğini belirterek süreci dışarıdan takip etmekle yetindi. Bu olay birçok futbol otoritesinin şu soruyu sormasına neden oldu: Eğer FIFA'nın görevlendirdiği bir hakem bile turnuvaya katılamıyorsa, organizasyonun kapsayıcılığından söz etmek ne kadar mümkün?

Irak Millî Takımı'nın yıldız golcüsü Aymen Hüseyin'in yaşadıkları da Dünya Kupası'nın saha dışındaki yüzünü gösterdi. Iraklı futbolcu Chicago O'Hare Havalimanı'na indikten sonra yaklaşık yedi saat boyunca sorgulandı. Aynı kafilede bulunan takım fotoğrafçısı Talal Salah, on saatten fazla bekletildikten sonra ülkeye giriş yapamadan geri gönderildi. Bir futbolcunun Dünya Kupası'na giderken ilk mücadelesini havaalanındaki sorgu odasında vermesi, organizasyonun ruhuyla ne kadar bağdaşıyor?

Spor tarihine bakıldığında Dünya Kupası'nın en önemli işlevlerinden biri ülkeler arasındaki siyasi gerilimleri bir süreliğine ikinci plana itebilmesiydi. Bu kez jeopolitik krizler doğrudan turnuvanın merkezine yerleşmiş durumda. Bazı takımlar rakiplerini analiz etmek yerine sınır prosedürlerini takip ediyor.

Küresel futbol, yerel sınır: Dünya Kupası erişilebilir mi?

Yaşanan tartışmaların merkezinde yalnızca ABD'nin göç politikaları bulunmuyor. FIFA'nın tutumu da eleştiri konusu. Uluslararası futbolun yönetici kurumu yıllardır siyasetin futboldan uzak tutulması gerektiğini savunuyor. Ancak organizasyonun gerçekleşebilmesi için ev sahibi ülkelerin politikalarına bağımlı olması, bu ilkenin ne kadar uygulanabilir olduğu konusunda soru işaretleri yaratıyor. FIFA; hakemlerin, futbolcuların veya taraftarların ülkeye girişine ilişkin nihai kararın devletlere ait olduğunu söylüyor. Bu teknik olarak bu doğru olabilir ama burada değerlendirilmesi gerekilen çok daha önemli bir soru ortaya çıkıyor. Bir ülkenin vize politikaları milyonlarca insanın turnuvaya erişimini doğrudan etkiliyorsa, FIFA ev sahibi seçimlerinde bunu ne kadar dikkate alıyor?

Brezilya 2014 Dünya Kupası'nda geçici vize kolaylıkları sağlamıştı. Katar 2022'de Hayya Kart sistemiyle giriş süreçlerini büyük ölçüde sadeleştirmişti. Buna karşın 2026 Dünya Kupası, daha başlamadan dünyanın en erişilmesi zor turnuvalarından biri olarak anılmaya başladı. Dünya Kupası'nın büyüsü, dünyanın her köşesinden insanların aynı hikâyenin parçası olabilmesinden geliyor. Bir çocuğun Dakar'da, İstanbul'da, Kazablanka'da veya Tahran'da izlediği maçın aynı heyecanı yaratması bu organizasyonu özel kılıyor. Günümüzde küresel futbol ile küresel hareket özgürlüğü arasında ciddi bir uçurum bulunuyor. Bazı ülkelerin vatandaşları için Dünya Kupası yalnızca bir bilet satın alma meselesiyken, bazıları için karmaşık güvenlik soruşturmaları, aylar süren vize süreçleri ve giriş retleri anlamına geliyor. Bu nedenle turnuvanın önündeki en büyük engel, rakip savunmalardan ziyade “pasaportlar” olmuş durumda. Belki de 2026 Dünya Kupası'nın en çarpıcı hikâyesi sahada atılan goller değil, sınır kapılarında yaşananlar olacak. Futbolun küresel şöleni olarak sunulan organizasyonda milyonlarca insan hâlâ aynı soruyu soruyor: Dünya Kupası gerçekten dünyanın kupası mı, yoksa sadece vizeyi geçebilenlerin kupası mı?